OKULLARDA DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU


Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), DSM-IV’ e göre, dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik kavramları ile tanımlanır. Çocuklukta ve ergenlikte en sık karşılaşılan problemlerden birisidir. Özellikle okullarda öğretmenlerin sık şikayet ettiği konulardan da bir tanesidir. DSM-IV’ e göre, Dikkat eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu üç alt kategoride incelenir. Bunlar; Dikkat eksikliğinin fazla olduğu kategori, Hiperaktivite bozukluğunun fazla olduğu kategori ve ikisinin beraber olduğu kategoridir.

Dikkat Eksikliği Olan Öğrenciler

Öğretmenlerin verdiği yönergeleri sonuna kadar izleyemezler, dikkatlerini öğretmenlerin anlattıklarına vermezler, Öğretmen konuşurken öğretmeni dinlemiyor gibi görünürler, uzun süre akılda kalan bilgileri unuturlar, İlgileri kolayca başka yönlere yönelir.

Hiperaktivite Bozukluğu Olan Öğrenciler

Sınıfta yerinde durmakta zorlanırlar, Sessiz olmakta zorlanırlar, Sınıf ortamında sık sık konuşurlar, Öğretmen soru sorduğunda söz almadan cevaplamaya çalışırlar, olaylara hemen müdahale etmek isterler.

DEHB olan çocuklar genellikle okullarda yaramaz öğrenci olarak tanımlanır. Bazen bu bozukluğun farkında olmadan bu öğrenciler sınıf düzenini bozan ve arkadaşları ile geçinemeyen öğrenciler olarak tanımlanır. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu konusunda sadece okullarda değil genel olarak bir yanlış yada eksik bilgi bulunmaktadır. Halk arasında bu çocuklar genel olarak şımarık, yaramaz, huysuz gibi kavramlarla anılmaktadır. Özellikle öğretmen ve aileler Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu konusunda bilgi sahibi olması gereklidir. Öğrencinin bir davranışı sergilerken altında yatan nedeni bilmek çözüm için önemli bir adımdır. Ayrıca küçük yaştan itibaren bu tanıların alınması DEHB çözümü için de önemlidir. Aileler çocuklarında DEHB'de şüphelendiğinde mutlaka bir uzmana danışmalı ve yardım istemelidir.

DEHB’li öğrencilerin genellikle istenmeyen davranışları göze çarpar.  Ancak  istendik ve güçlü yanları da bulunmaktadır. DEHB’li öğrencilerin, sürekli soru soran, meraklı, heyecanlı, enerji dolu olmaları güçlü yanlarıdır. Bu öğrencilerin bu enerjileri onlara avantaj kazandırmaktadır. Örneğin dünyanın en ünlü yüzücüsü Michael Phelps de DEHB vardı ve o bu enerjisini havuzlarda yüzerek geçiriyordu. Phelps yüzme konusunda çok sayıda dünya rekoru kırarak önemli başarılara imza attı. Aynı şekilde okullardaki DEHB olan öğrencilerin sınıf ortamlarında, okul ortamlarında enerjilerini yapıcı şekilde kullanırlarsa öğretmenler bu davranışlarla daha verimli şekilde başa çıkacaktır.

Kısacası DEHB konusunda hem aileler hem de öğretmenlerin bilgi sahibi olması bu öğrencilerin adaptasyonu için çok önemlidir. Yaramaz, ders dinlemiyor gibi cümleler ile baştan atmak yerine öğretmenler bu öğrencileri uygun yerlerde enerjilerini harcamalarını sağlanırsa bu öğrenciler başarılı olacaktır.



Yorumlar