blog-image

GEÇMİŞ VE GELECEK ARASINDAKİ ZAMAN DİLİMİ AN

GEÇMİŞ VE GELECEK ARASINDAKİ ZAMAN DİLİMİ AN

 

Anı yaşamak nasıl bir duygudur? Herkes anı yaşamaktan söz eder de iş kendini ana bırakmaya geldiğinde bunu ne kadar gerçekleştirebilir? Hiç düşündünüz mü? Bugünü mü yaşıyorsunuz? Pişmanlıklarla dolu geçmişinize mi takılıp kalmışsınız? Ya da güzel hayallerle dolu bir geleceği düşleyerek mi yaşıyorsunuz?

 

Geçmişimiz ve geçmişte yaşadıklarımız bizi biz yapan bize değer ve anlam katan duygu düşünce ve yaşantılardır. Her birimizin geçmişinde hatırladığında kendini iyi hissettiği anılar veya hiç hatırlamak bile istemediği kötü anıları vardır. Bazı kötü anılarımız vardır ki onları hatırlamak bile istemeyiz, unutmak isteriz sonsuza kadar... Bu anılarımızı sandıklara kapatıp sandıkları da kilitleriz oradan hiç çıkmasınlar diye ama yaşam boyu bu sandıkları kendi sırtımızda taşırız. Başka bir deyişle geçmişimizde çözmeden çözümlemeden bıraktığımız yaşantılar ve olaylar bizim üstümüzde hep bir yük, hep bir ağırlıktır. Yani insan duygusal belleğinde kayda geçmiş anıları tekrar tekrar hatırlayarak acı çeker. Bu yüzden de geçmişte yaşar... Geçmiş ve gelecekte yaşayan kişide ana dikkatini veremez yani farkındalık ışığını ana yöneltmeyen kişi bir an sonra geçmiş olacak anların karanlığında kalmaya kendisini mahkum eder. İşte bu karanlık: cehaleti bencilliği, bağımlılığı doğurur. Anı tüm farkındalığımızla dolu dolu yaşadığımızda ise hiçbir eksiklik olmayacağı için bir an sonra geçmiş olacak bu an eksikliği tamamlamak için bizi kendine (geçmişe) doğru çekmez ve biz yeni bir anı deneyimlemek üzere özgür oluruz.

 

Anı yaşamak demek her şeyi boş vermek, kendini salmak, serserice bir hayat sürmek değildir. Şimdiden yaşadığımız andan en yüksek verimi almaya odaklanmak zihnimizi olup bitmiş ya da olabilecek şeylerin düşünceleriyle işgal etmek yerine, o an yaşadığın şeyle bütünleşmek demektir. Yürürken yürüdüğümüz yol olmak, okurken okuduğumuz kitap olmak yani yaşadığımız ana yaptığımız şeye dahil olup onu hissedebilmektir. Anı yaşamak detaylara takılıp kalmayı değil büyük tabloyu görmeyi gerektirir. Bize basitçe sunulan bir günü bir saati, bir anı belki de yaşanması gerekenden bile daha doğru yaşamaktır. Bunu da düşüncelerimize odaklanarak kendimize ve dünyaya karşı birazda olsa sevgiyle yaklaşmayı deneyerek  başarabiliriz.

 

Kişi anı yaşayarak da kendine gelecek için hedefler koyabilir. O hedefler üzerinde çalışırken olumsuz düşüncelere kapılmak yerine bugünün hakkını teslim ederek o hedeflere ulaşabilir. Bu da ancak pozitif bir tutumla mümkün olur.

 

Ne zaman negatif bir şeyler olsa anı yaşama duygularımız kabarır. Boş veririz her şeyi... Ama keşke anların kıymetini anlamak ölümcül deneyimler sonucu olmasa. Ölüme yazgılı olduğumuzu bilmek hayatın ne kadar değerli olduğunu anlamak için elbette hatıramıza gelmesi gereken bir şey. Ancak o zaman hayatımızın anlam kaynaklarıma sahip çıkabiliriz. Her anın tek ve biricik olduğunu anlarız. Önemsiz kaygılardan ve bizi oyalayan gereksiz şeylerden kurtuluruz. Yapmak istediklerimizi ertelemekten vazgeçeriz. Daha fazla risk alırız, reddedilmekten korkmayız ve başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğüne önem vermekten kurtuluruz. Kısaca hayat ve ölüm birbiriyle son derece bağlantılıdır. Ölümle yüzleşmek kötü bir şey değildir, bize acı verse de... Kaliteli bir yaşam için aşılması gereken bir varoluş basamağıdır.

 

YANİ ANI YAŞAMAK:

 

Geçmişi veya geleceği düşünüp, zaman kaybetmek yerine ulaşılmış hedeflerle ilgilenmektir.

 

Geçmişin hüznünü veya geleceğe ait kaygılarımızı çok kısa bir an yüreğimizden beynimizden söküp atabilmektir.

 

Nefret edilenler değil sevilenleri öne çıkarabilmektir bir an bile olsa...

 

Yaşamı bir ceza olarak değil bir armağan olarak hissedebilmektir.

 

Geleceğe miyop geçmişe hipermetrop olarak bakabilmektir.

 

Ama anı gerçekten yaşayabilen insan o kadar az ki. Hepsi hayatı erteliyor, herkes günü kurtarma çabasında. Herkes için gün bitsin gerisi boş... İnsanı robota çeviren kurallara maruz kalıyoruz: işe gitmek, çalışmak, örf adetler, alışkanlıklar, kurallar ve kurallar... İnsan bu monotonluğu yaşarken anı yaşamayı değil günü kurtarmaya çalışıyor doğal olarak ve anı yaşamak imkansızlaşıyor, imkansızlaştırıyorlar, İMKANSIZLAŞTIRIYORUZ...

https://newspdr.com/

Ümran Sultan KIRATLI

Merhaba, ben Ümran Sultan Kıratlı. 1997 yılında Kahramanmaraş' ta doğdum. Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümü mezunuyum.

Binlerce Mutlu Öğrenciye Katılın!

Bültenimize abone olun ve en son haberleri ve güncellemeleri alın!