Yaşamda her şeyin beslendiği bir kaynak vardır. Ve onun devamı bu besine bağlıdır. Bitkilerin ömrü güneşin onları beslediği kadardır. Hayvanın, insanın varoluşu ancak beslendiği kadardır. Beslendiği kaynaklar çoktur asıl önemli olansa sunulan kaynakların devamlılığıdır. Yeni bir dil öğrenirsiniz, bir eğitime katılırsınız, bazen bir ilişkiye başlarsınız ancak sizin beslediğiniz bakım verdiğiniz kadardır ömürleri. Kolaylıkla varabileceğimiz genel bir sonuç şudur:  Yaşamda bir şeyin devam edebilmesi için beslendiği kaynağın da devamı şarttır. 

Peki ya düşüncelerimiz?

Düşüncelerimizin de beslendiği kaynaklar vardır bunlardan en önemlileri ilgi, dikkattir. Düşünce, zihninizde belirdiği an tıpkı yaşamdaki her şey gibi hayatta kalmaya çalışır. Siz ona ihtiyacı olan besinlerden ilginizi ve dikkatinizi sunduğunuz an yaşamı devam eder. Düşünce, zihniniz bir ürünüyken siz onu besledikçe; bir zaman sonra, siz artık düşünceye bağlı hale gelirsiniz. Bu noktada düşünce gerek ayrımı ortadan kalkar ve düşünce gerçekmiş gibi bir yaşam sürdürürsünüz. 

-Ayşe’nin beni kıskandığını düşünüyorum.  Düşüncesi ilk akla gelir. 

-Zaten geçen gün bakışlarından da belliydi.  Düşünceyi beslemeye başladık.

Düşünceyi beslediğimiz an zihin okuma, kahinliğe başlama, içsel diyalog… tüm bunlar devreye girer. Bunlar da düşüncenin daha fazla beslenmesine hizmet eder. Ve artık bir noktaya gelir ki davranışlarımız düşünce gerçekmiş gibi hareket eder. 

-Ayşe beni kıskandığı için ona soğuk davrandım.  Düşüncenin gerçekliğe karışması aşamasıdır bu.

Düşünce tarafından yutulmuştur hayatımız. Ve o bize hizmet ederken biz onun sadık bir hizmetkarı haline dönüşmüşüzdür. 

…..

Yaşamda dikkatimizi neye verirsek o büyür, beslenir. Beslenen şeyse yaşamına devam eder. Yukarıda bahsettiğim döngüyü sonlandırmanın tek yolu, onu beslemeyi bırakmaktır. 

Zihninizdeki yaşamın gerçek yaşamın önüne geçmemesi dileğiyle.

Sevgiler

Yorumlar