Bugun...


Psk. Dan. Yağmur KOCAOĞLU

facebook-paylas
ŞİMDİ ÇOCUKLUĞUNUZA İNELİM
Tarih: 22-02-2021 13:19:00 Güncelleme: 22-02-2021 13:19:00


Dizilerde, filmlerde, karikatürlerde gördüğümüz ve zihnimizde bir terapistin ilk söylediği olarak kodlanmış olan “Şimdi çocukluğunuza inelim...” cümlesi... Aslında neyi ifade ediyor?

 

 

Terapi sürecinin başlangıcının  bu kadar basit bir cümleye indirgenemeyeceği malumumuz. Fakat psikanalitik yaklaşımların insan hayatının en önemli yıllarının çocukluk yılları olduğunu söylemesi, kilidi hangi anahtarın açacağı ile ilgili büyük bir ipucu...

 

 

Bakıma muhtaç olan küçük bir bebeğin öncelikli gereksinimi güvendir. Yaşamına devam edebilmesi için gerekli bakımın kendisine sağlanacağına emin olmaya ihtiyaç duyar. Kendisine bakımveren kişinin düzenli bir şekilde bu bakımı sürdürmesi ve tutarlı davranışlar sergilemesi bu sebeple çok önemlidir. Karnı acıktığında kısa bir süre içerisinde doyurulabileceğini, doyurulamamış olsa dahi açlığa karşı duyduğu öfkenin kabul edileceğini ve bakımveren tarafından sabırla sakinleştirilebileceğini fark eden bebek, güvenmeyi öğrenir. Bu temel güven duygusunu birçok duruma ve kişiye genellediğinde öncelikli gereksinimi karşılanmış olur. Önemli olan bu güvenin dengeli bir şekilde sağlanmasıdır. Yani bebek ağladığında bakımveren kişi ne anında koşturarak istediğini yapmalı, ne de uzun bir süre ihtiyacını karşılıksız bırakmalıdır. Nitekim aşırı güvenli hissetmek de güvensiz hissetmek kadar tehlikelidir. Güvende hisseden çocuk ikinci olarak güvenli alanının içerisinde ya da biraz olsun dışında  kendi başına bir şeyler yapmak, başarmak ister. Bu, özerklik ihtiyacıdır. Kendisini ve çevresinde olan biteni keşfetme ihtiyacı içinde olan çocuğun bu isteği desteklenilirse özerklik duygusu kazanılmış olur. Aksine engellenir ve girişimleri ile alay edilirse çocuk utanç duygusunu edinir ve özerk bir birey olmaktan kaçınır. İlerleyen yıllarda bilişsel gelişimle birlikte merak duygusunun artmasıyla çocuk cinsiyet farklılıklarını keşfeder ve bununla ilgili sorular sormaya başlar. Sorduğu sorular gelişim düzeyine uygun bir biçimde cevaplanır ve ihtiyacı karşılanırsa girişimcilik duygusunu edinen çocuk tam tersine ayıplanır ve engellenirse suçluluk hissine kapılır ve suskunlaşır.

 

 

Tüm ihtimallerin farklı şekillerde gerçekleşmesi sonucunda kişiliğimiz ve yaşam tarzımız oluşur. Dış dünyaya vereceğimiz tepkileri bu deneyimlerimize göre seçeriz fakat bunun farkında olmayız. Huy, mizaç, yapısal özellik gibi kavramlarla açıklamaya çalıştığımız birçok davranış örüntümüz aslında bize çocukluk yaşantılarımızın armağanıdır.

 

 

 

Birçoğumuz üzgün olduğunda dizlerini karnına çekerek uyur, ağladığında rahatladığını hisseder, müzik dinlerken ritmik bir şekilde başını öne ve arkaya sallar... Hepsinin ortak bir noktası var. Kendimizi güvende hissettiğimiz alana -çocukluğumuza- dönme ihtiyacı... Vucudumuzu anne karnındaki cenin pozisyonuna almamız, başımızı öne ve arkaya sallamamız en korunaklı yerimiz olan annemizin karnındaki duruşumuzun çağrışımı aslında. Cenin pozisyonunun verdiği güven hissine doğrudan aşinayız fakat başımızı sallamanın ilgisi biraz daha bilinmeyen, dolaylı bir durum. Hamile bir anne hareket ederken, yürürken, oturup kalkarken vücudunun sarsılması sonucu karnındaki bebek de bu sarsıntıdan etkilenmekte ve sürekli olarak sallanmaktadır. Dolayısıyla araştırmalar bu baş sallama hareketinin bilinçdışı bir istekle annemizin karnında hissetmeye çalıştığımızın işareti olduğunu söylemektedir.

 

 

Her fırsatta geriye dönmeye çalıştığımız geçmişimizin en özel yeri olan çocukluğumuz içinde her zaman çok güzel anılar barındırmaz. Buna rağmen vazgeçilmezdir çocukluk ve hiçbir zaman varlığımızı kumanda etmekten alıkoyamayız onu. Hayatımızın her anında bizimle olan ve izleriyle benliğimize şekil veren ömrümüzün o ilk birkaç yılı, aydınlatılmayı, anlaşılmayı beklemektedir. Ancak o zaman kişiliğimize ve davranışlarımıza anlam kazandırabilir ve edindiğimiz bu anlamla bilinçli değişiklikler yapabiliriz. Tam da bu sebeple “çocukluğa inme” ile başlar analitik terapi seansları... Fakat çocukluğa inilir mi? Aşağıda, diplerde bir yerde midir ki o, ya da çok gerilerde mi gizlenmektedir? Aksine... Tam yanı başımızdadır çocukluk, şimdimize eşlik etmektedir. Şair Edip Cansever’in de dediği gibi:

 

 

“Gökyüzü gibi bir şey şu çocukluk hiçbir yere gitmiyor...”

                                                                                

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

https://www.webdersanesi.com/egitim-bilimleri/gelisim-psikolojisi/erikson-psikososyal-gelisim/81/



Bu yazı 588 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI