Bugun...


Psk.Dan. Merve YILMAZ

facebook-paylas
HİPOKONDRİAZİS
Tarih: 15-12-2018 21:40:00 Güncelleme: 15-12-2018 21:40:00


Hipokondriazis hakkında merak edilenler! Nedir Hipokondriazis ? Fizyolojik ve ruhsal belirtileri nelerdir? Klinik özellikleri nelerdir? İnceleyelim… Hipkondriazis bozukluğunun ismi “Hastalık Kaygısı Bozukluğu” (lllnes Anxiety Disoder) biçiminde de yer alır. Halk arasında bilinen sizlerinde duymuş olabileceği adıyla hastalık hastalığı olarak isimlendirilir. Aslında Hipkondriazis çok eski çağlardan beri bilinen bir hastalık olmakla birlikte “hipokondriyum” bölgesi olarak bilinen karındaki bedensel yakınmaları tanımlamaktadır. 1920’li yllarda Gillespie hastalığın ilk modern tanımını yapmıştır.

Bu bozukluğu Dünya Sağlık Örgütü ise Hypochondriacal Disorder (Hipokondriyak Bozukluk) biçiminde isimlendirmiştir.

Hipokondriazis psikiyatrik hastalıklar grubunda Somatoform Bozukluklar  içinde yer alır. Bu bozukluğun en az 6 ay sürdüğü gözlemlenmelidir. DSM-I yer alan hipokondriazis DSM-II de hipkokondriyak nevroz olarak isimlendirilmiştir. DSM-III’deki tanı kriterleri Pilowski’nin birincil hipokondriyazis tanımıyla uyuşmaktadır. DSM-IV’de tanı kriterleri yeniden gözden geçirilmiş ve hastanın o anki epizod sırasında iç görüsünün zayıf olması gereği eklenmiştir. ICD-10 tanı ölçütleriyle DSM-IV ‘le hemen hemen aynıdır. Bu hastalığı barındıran kişiler devamlı hasta olduğu düşüncesi içerisindelerdir. Klasik psikanalitik görüşe göre çatışmanın kaynağı; odipal saplantılar ve iğdişilik korkularıdır. Hastalığın oluşmasında ve süregelmesinde iyatrojenik etkenlerin rolü büyüktür.

Peki gerçekten fizyolojik bir sebebe bağlı olarak hastalıkları var mıdır? Aslında tıbbi bir nedeni olmayan bu tip hastalar hasta oldukları düşüncesiyle doktor doktor dolaşır. Hekimlerin muayene ve test ve tetkiklerinde hiçbir fizyolojik temelli rahatsızlık belirtisi olmadığını söylemeleri onların içini rahatlatmayacak, kendilerinin hasta olamadığı düşüncesinden kurtulmalarına yardımcı olmayacaktır. Bu sebeple hasta tüm hekimleri elinde reçeteleriyle, ilaç poşetleriyle birlikte, farklı bölgelerinde çeşitli ağrılar vb çeşitli hastalıklar olduğu konusunda ısrarcı olup ikna etmeye çalışacaktır. Tüm doktorları gezmesine karşın genellikle en son psikolojik yardım almaya gelecek veya gelmeyecektir. Burada hastanın zamanında ve doğru yönlendirilmesi çok önemlidir. Belirtileri gözlenebilir mi? Gözlenebilecek Fizyolojik Belirtileri açıklamak gerekirse; Ellerde uyuşmalar, çarpıntı, terleme, üşüme, uyku bozukluğu, soluk alma güçlüğü, çabuk yorulma sıktır. Hastalar kendilerini hasta gördükleri için çoğunlukla ağır işlerle uğraşmama, dinlenme, yataktan çıkmama eğilimi gösterirler. Ancak bilinmelidir ki bu hastalar bu şekilde devam ettikçe şikayetleri artacaktır. Onlara önerilerim sürekli bir işte çalışmaya gayret etme veya çeşitli uğraşlarla meşgul olmayı denemeleridir.

Bilinmelidir ki bu rahatsızlığın tedavisi vardır ve psikolojik destekle çözülebilir. Kişinin maruz kaldığı yoğun stres kaynakları bu hastalığın ortaya çıkmasını ve alevlenmesini tetikleyebilecektir. Şiddetli sağlık kaygısı taşıyan bu kişiler çok iyi muayenelerden geçirilmeli hekimin kuşkusu kalmamalıdır. Hastaya hekim hekim dolaştığı takdirde hastalığının uzayabileceği açıklanmalıdır. Psikofizyolojik bozukluklara değinecek olursak; Oldukça belirgin şekilde gözlenen ruhsal bunaltı vardır. Ağır hastalık saplantıları ve kuşkuları bulunur. İçinde bulundukları duygu durumları ise şikayetler dışında etraflarına da olup bitenlerle ilgilenmeme, ileri derece de endişe, dikkati hastalık üzerine yoğunlaştırma, başka uğraşlara kendini verememe şeklinde çeşitlilikler gösterecektir. Dışa vuran davranışlar ve genel görünüm nasıl olacaktır? Klinik özellikler nelerdir? Bedenlerinin çeşitli bölgelerinde duyuya, ağrıya aşırı derecede dikkat ederler. Bu merakla birlikte hastalık kuşkuları ve kaygıları oldukça artar ve süreklilik gösterir. Tedavi altına alınmadıkça bu durum ne yazık ki sonlanamayacaktır. Aynı zamanda bireyin sosyal yaşamında etkilenecektir. Kişinin üretkenliği etkilenecek iş yaşamı yolunda gitmeyecektir. Ailenin ve çevrenin de bu süreçte hastadan bıkıp uzaklaşmak yerine destek vermesi çok önemlidir. Tıp literatürüne göre ise görülme olasılığı %4-6 dır. Semptomlar herhangi bir yaşta başlayabilir. Kadınlar da ve erkeklerde görülme düzeyi eşit yaygınlıktadır. Aynı aile üyeleri arasında daha sık görülür. Hastalığın gözlendiği aile tipi ise genellikle baskıcı aile modelidir. Birey kendini ifade edemez ve duyguların bastırır hastalığa yakalanma riskini arttırır. Görülme sebepleri içerinde ailenin yer aldığı gibi çocukluk çağı ve çevre de etken olabilecektir. Genellikle de  depresyon ile birlikte gelir. Aile ve çevrenin bilinçli desteği oldukça önemlidir. Benim de tavsiyem zaman kaybetmeden hastalar ruh sağlığı uzmanına yönlendirilmelidir ve uzmana güvenilmelidir. Uzman gerekli görmeden tedavi sonlandırılmamalı ve aynı uzmanla süreç geçirilmeye çalışılmalıdır…

 

 



Bu yazı 3586 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI