Bugun...


Psk.Dan. Demet YEŞİLKÖY

facebook-paylas
AĞLAMAK ÜZERİNE
Tarih: 15-07-2021 20:31:00 Güncelleme: 15-07-2021 20:31:00


Ağlamak çok garip bir davranış değil midir sizce de? Aslında düşünürsek gözümüzden yaş akıtmak ilginç bir olaydır.

 

 

Böyle düşünüldüğünde ağlamak birçok yönden bilimsel araştırmalara konu olmuştur. Bu araştırmalar neticesinde de birçok başka soru akıllara gelmiştir. Mesela; bunu neden yaparız? Ağlama davranışının bir amacı var mıdır? Ağlamak insan için hayati bir önem taşıyor olabilir mi? Ağlayarak kendimize veya karşımızdakine bir şey mi anlatmaya çalışırız?  Üzüntüyle ağlamak ile mutluluktan ağlamak arasında bir fark var mıdır?  

 

 

Aslında uzun zamandan beri merak ettiğim ve araştırmak istediğim bir konuydu bu.  Bu konuda yazmaya, yakınlarda eşini kaybetmiş fakat cenazesinde hiç ağlamamış bir kadın dolayısıyla karar verdim. Bahsettiğim kadın için "eşinin cenazesinde ağlamamışsa ne olmuş, illaki ağlaması mı gerekiyordu?" diyebilirsiniz. Doğru, ağlaması gerekmiyordu. Ancak aynı kadının, annesinin cenazesinde de tek bir damla gözyaşı akıtmadığını öğrendiğimde Albert Camus’un  “Yabancı” romanı aklıma geldi. Garipti. Bu durum beni, yine, ağlamak üzerine düşünmeye sevk etti.

 

 

Bir bireyin kötümserlikten ve aşırı tasadan kurtulabilmesi, kendi kendini sakinleştirebilmesi duyguların yönetilmesi olarak tanımlanmaktadır.  Ve duyguların aşırı denetlenmesi, bastırılması hiçbir duygusal tepkide bulunmama ve donukluğa neden olur aynı zamanda duyguların hiç kontrol edilmemesi de anormal bir durumdur. Tıpkı Camus’un romanındaki Meursault'nun durumu gibi…

 

 

Duygularla ilgili yapılan ayrıntılı araştırmalar, ister olumlu ister olumsuz olsun bütün duyguların yararlı ve işlevsel olduğunu kanıtlamıştır.  Örneğin; güvenli olmayan bir zaman diliminde, tedirginlik duygusu tehlikeye neden olan uyarıcıları seri bir şekilde bulmaya çalışıp tehlikenin fark edilmesi için ek bir yoğunlaşma sağlar. Sevinçli bir anından sonra gerçekleştirdiği ağlama davranışı, bireyin ruhsal sağlığına olumlu yönde maksimum katkı sağlamaktadır. Gözyaşlarının üretimi sayesinde gereksiz olan duygusal enerji boşalmakta ve bireyin gerginliği azalmaktadır. Gözyaşlarının bastırılması stres düzeylerini arttırır ve yüksek tansiyon, kalp rahatsızlıkları ve peptik ülser gibi stresle şiddetlenen hastalıklara neden olabilmektedir. Ağlamak sadece bireyin sağlığına değil aynı zamanda toplumun birlikteliğine katkıda bulunur, kişinin başka bireylerin duygularına katılımını da derinleştirir.

 

 

Neden ağlarız? 

 

 

İnsan, duygusal nedenlerle ağlayan tek canlıdır – fillerin de yas tutarken ağladığına dair iddialar varsa da kanıtlanabilmiş değil… Bu konuda bazı araştırmalar olsa da neden ağladığımız konusunda net bir bilgi yok. Ancak en azından yetişkinlerin ağlaması, bazı duygusal uyarıcılara karşı karmaşık bir fizyolojik tepkidir. 

 

 

Bilimsel açıdan ağlamak, kimyasal bir uyarıcıya tepki olarak gözyaşı üretmekten farklıdır. Hatta gözyaşları birbirinden farklıdır. Mesela, 1981'de Minnesotalı psikiyatrist II. William H Frey üzücü filmler sonucu çıkan gözyaşlarının soğan doğrarken çıkan gözyaşlarından daha fazla protein içerdiğini keşfetmiştir.

 

 

Charles Darwin ise gözyaşını göz etrafındaki kasların işleyiş biçiminin gereksiz bir yan ürünü olarak görmüş ve bu kasların fazla kan akışını önlemek için arada bir kasılması gerektiğini, gözyaşı bunun sonucunda ortaya çıktığını söylemiştir. Fakat aynı zamanda Darwin, ağlamanın bebeklerin ebeveynlerin dikkatini çekmesine yaradığını da kabul ediyordu ve bazıları yetişkin ağlamasının, en azından sosyal nedeni bakımından bebeklerinkinden çok da farklı olmadığına inanmıştır. Yani belki de ilgi görmek için, en çok ihtiyaç duyduğumuz anda arkadaşlarımızdan yardım ve destek almak için ağlıyoruz... İnsan sosyal bir varlık olduğundan belki de iç duygu durumunu dışa vurmanın bir yoludur bu.

 

 

Cretser, Lombardo, Lombardo ve Mathis (1982) yaptıkları çalışmada örneklem grubuna ağlayan bir bireye nasıl tepki verdiklerini sormuştur. Ağlayan kişi erkek ise, erkekler kadınlardan daha olumsuz tepkilerde (ağlamayı zayıflık işareti olarak görme, erkeklere uygun bir davranış olarak görmeme) bulunduklarını ifade etmişlerdir. Ağlayan bir kadın olduğunda ise, her iki cinsiyetin tepkileri olumlu ve benzer (yardımcı olma isteği, sempati, kabul etme) bulunmuştur. Tabi bu tepkilerde kültürün bakışı de etkili olmaktadır.

 

 

Öte yandan insanlar yalnızken de ağlarlar. Yani duygusal bir arınma da söz konusu...

 

 

Vingerhoet geçen yıl yaptığı son araştırmasında gönüllü deneklere duygusal iki filmden birini izlettikten sonra duygu durumlarını sordu.Filmlerden biri Hayat Güzeldir (Life is Beautiful), diğeri ise Hachi: A Dog’s Tale (Hachi: Bir Köpeğin Hikayesi) idi. Filmden hemen sonra, 20 dakika sonra ve iki saat sonra birer form doldurmaları istendi.Film seyrederken ağlamayanlar herhangi bir değişiklik bildirmezken, ağlayanların ruh halinde önemli iyileşmeler kaydedildiği belirtiliyordu. Yani insanlar ağlayıp rahatlamıştı.

 

 

 

KAYNAKLAR:

Çelik, M.&Durmuş,E. (2018).Duygusal ağlamanın bilmecesi: ne zaman ve neden ağlarız?. Yaşam Becerileri Psikoloji Dergisi. 2(4), 415-428

https://www.bbc.com/turkce/haberler/2016/05/160531_vert_fut_neden_aglariz

https://www.bbc.com/turkce/vert-fut-39266315

Taylı, A. (2015). Kişilerarası ilişkiler ve iletişimde duygusal zeka. A. Kaya (Ed.), Kişilerarası ilişkiler ve etkili iletişim içinde (ss:222-246). Ankara: Pegem Akademi Yayınları.



Bu yazı 71 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI