Bugun...


Kln. Psk. Gülşah KAVAK

facebook-paylas
DUYGU KONTROLÜ VE YAŞA GÖRE DUYGUSAL GELİŞİM
Tarih: 08-12-2020 19:35:00 Güncelleme: 08-12-2020 19:35:00


İfade Edilebilen Duygular İstiyoruz

 

Bireylerin sosyal yaşantısını daha kaliteli geçirmesi ve iletişim bağını güçlendirebilmesi adına en önemli kriterlerden biri duygularını tanıyabiliyor ve ifade edebiliyor olması ile birlikte empati gücünün olmasıdır. Bu noktada empati karşı taraftaki kişinin duygularını anlayabiliyor ve adlandırabiliyor olmasıdır diyebiliriz. Ancak bu şekilde kişiler daha kaliteli bir sosyal yaşam sürdürebilir.  Birçok insan bu noktada ” Ne var bunu bilmekte öfkeli miyim üzgün müyüm ayırt edebilirim herhalde. “ diyor eminim. Ancak olaylar silsilesi içinde bunu adlandırmak oldukça zor oluyor ve pek tabii basit duygular dışında çok fazla duygu ve duygu birleşimi yaşıyoruz. Bu sırada adlandırmak bir yana dursun pat diye davranışımızı ortaya koyuveriyoruz doğru mu yanlış mı bir durum düşünse miydim demeden.

 

İnsan duygu, düşünce ve davranış bileşenleri ile sosyal yaşamda var olur. Dolayısıyla bir olay veya durum içerisindeyken ilk olarak bedensel belirtiler kendini gösterir. (Terleme, kalp atış hızı, titreme, gülümsemek, ağlamak, göz bebeklerinde büyüme vs.).  Bu noktada farkındalık sağlanırsa kişi anlık düşüncesine odaklanır. Şuan vücudumda bunlar oluyor ( ellerim titriyor, göz bebeklerim büyüdü, ağzım kuruyor, kalp atışım hızlandı )  ve ben karşımdaki gölgenin bir varlık olduğunu düşünüyorum. İşte bu odaklanma sonrasında bilişsel süreç başlar ve kişi duygusunu adlandırıp korkusunu ifade edebilir. Ancak bu noktada kontrol devreye girer. Çünkü olaya karşı düşünce ve bedensel belirtisini fark eden birey kontrol aşamasına gelmiştir.

 

 

Duygularımı Kontrol Neden Önemli?

 

Aslında duygusunu ifade etmek tabiri kontrol aşamasında geçerlidir. Yani eğer doğru bir şekilde ifade edebiliyorsan ve davranışlar da bunu destekler nitelikte ise kontrole gerek yoktur. Ancak bizim kontrol dediğimiz kısım davranış aşamasındaki aşırılık veya eksikliklere yöneliktir. O zaman şöyle diyebiliriz; duygu her ne olursa olsun, düşünce her ne olursa olsun eğer davranışlarımız onu destekler ve olağan değil ise kontrol etmeye ihtiyacımız vardır.

 

Sevgili okur; olumlu duygu, olumsuz duygu diye bir şey yoktur aslında. Olumsuz ifade edilen duygular vardır. Öfke mesela. Öfke denildiğinde “Ayyy ne kötü “ diyebiliriz. Ancak öfke de gün içerisinde defalarca yaşanan bir duygudur. Mühim olan onu nasıl ifade ettiğin ve kendini nasıl kontrol ettiğindir. Bu yüzden duygular ifade edilir ve davranışlar kontrol edilir mottosunu akılda tutalım isterim.

 

 

 

Duygular ne zaman var olur?

Doğar doğmaz. ☺

 

0-2 yaş döneminde de insan evladı duygulara sahiptir. Sadece ifade etmenin tek yolunu biliyor. Kendimi olumsuz hissediyorsam ağlarım hissetmiyorsam sessizim. İlk aylarda durum böyle evet. Ancak sonraki aylarda durum değişir. Ağlamanın bile bir tonu vardır artık. Eller kollar da eşlik eder. 9. Ay tamamlandıktan sonra rol modeller ve yaşantılarda işin içerisine girer. Artık jest ve mimikleri de vardır. 2 yaşından itibaren artık çocuklar mutluluk, üzgünlük,kızgınlık korku gibi ifadeleri bilir ve fark eder. 3-4 yaşlarında çocuklar hala ben merkezcidir ve haz odaklı ilerler. İfade ederken planlama yapmaz. Bağımsız ve inatçıdır. 4 yaşına doğru ilişkiler, arkadaşlık önem kazanmaya başlar dolayısıyla duyguları ifade edebilme, plan yapabilme becerisini de kazanmaya başlar.  5 yaş çocuğu genellikle hareketli ve neşelidir. Bu dönemde büyükleri izleme ve onlar gibi davranma ön plana çıkar. Herhangi bir beceriyi kazanmak için kendini kontrol eder ve aynı zamanda duygularını kontrol etmeyi de öğrenebilir. İşler ergenlik döneminde yeniden karışmaya başlayabilir ama artık birey kontrol etmeyi öğrendi ise bununla baş etmenin de bir yolunu bulacaktır. Bu gerek tek başına gerek ise bir destek ile ama bulacaktır.

 

Son söz; çocukluktan itibaren duygu eğitimi önem arz etmektedir. O zaman işte öfkelendiğinde döven, kırıp döken, canı sıkılınca başkalarına zarar veren, üzüldüğü için kendine zarar veren, sırf biri ona yan baktı diye küfür eden, tiksindiği için kötüleyen, küçümsediği için ağlatan, utandığı için kaçan bireyler yerine duygularını ifade eden insanlar var olacaktır. Burada iş ebeveyn, okul öncesi eğitmenleri, öğretmenler, psikolojik danışmanlara düşmektedir. Atılan temeller sağlam, sıvalanan tuğlalar bol olsun.

 

 

 

 

Kaynakça

Aktürk, E., 2015, Hemşirelik Son Sınıf Öğrencilerinin Duygu Kontrolü ve Yaşam Kalitesinin İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Konya.

Öztürk, M., 2014, 11-14 Yaş Çağındaki Çocukların Spor Yapma Alışkanlığının Duygu Kontrolü Üzerine Etkilerinin İncelenmesi , Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Samsun.

Saltalı D.N., 2010, Duygu Eğitiminin Okul Öncesi Dönem Çocuklarının Duygusal Becerilerine Etkisi, Doktora Tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya.



Bu yazı 682 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI