Bugun...


Seba Nur SARAL

facebook-paylas
İRADE TERBİYESİ
Tarih: 02-08-2019 23:42:00 Güncelleme: 02-08-2019 23:42:00


 

“İnsan kendine hâkim olmanın paha biçilemez bir değer olduğunu zamanla öğrenecektir. Hayattan ne istediğimiz, ne yapacağımız, hayatta oynayacağımız rol kendine hâkim olmaya bağlıdır.”

                                                                                         (Poyat. 2019. S. 31)

 “Sabahları erken kalmak istiyorum ama... Bu yaz okumak istediğim onlarca kitap vardı ama... Aslında ben de yapabilirim ama…”  Hepimizin yapmak istediği onlarca şey var. Hepimiz çok güzel hayaller kuruyor ve hep daha iyilerine sahip olmak istiyoruz. Ama bunun için ne yapıyoruz? Hiçbir şey mi? Ya da sürekli deneyip de başarısız mı oluyoruz?  Peki, en son ne zaman çok istediğin bir şeyi elde etmek için sonuna kadar mücadele ettin? Aklına gelen her yolu denedin? Aylarca belki de yıllarca her sabah o işi yapmak ya da artık yapabiliyor olmak için masaya oturdun? Sorular çok, kendimizi bulmak ve daha iyisini yapabilmek için sorulması gereken onlarca soru var.

  Ama şunu biliyoruz ki eğer irade sahibi olur ve yapmak istediğimiz şeyin arkasından her gün yılmadan koşabilirsek, mücadele edebilirsek işte o zaman başarıda bizimle olacaktır. Bu gün milyonların tanıdığı, dünya için müthiş işler yapmış olan kişiler, bilim insanları, yazarlar, ressamlar… onlar durmadan mücadele ettiler, her gün çalıştılar, onlar içlerinden gelen daha çok uyumak gibi basit istençlere karşı koydular ve bunu hep kendi iradelerini terbiye ederek başardılar.

  İrade kimileri için bir erdemdir, kimileri için bir davranış topluluğudur, kimileri için hiç kontrol edemedikleri ve kendi başına buyruk olan isim bile koyamadıkları bir şeydir. Peki, irademizi nasıl terbiye edebiliriz? Ve irademizi terbiye etmemiz bize ne sağlar?

   “ Gerçek şu ki kararlı bir iradenin karşısında ancak devamlı bir güç durabilir. Tutkularımız ise doğası gereği geçicidir; ne kadar şiddetli olursa bir o kadar kısa sürer.” diyor Poyat (2019. S:13).  Karalı bir iradenin karşısında olan devamlı bir güç! Yani arzularımızın, gelip geçici isteklerimizin, günlük zevklerimizin karşısında sadece sürekli beslenen, her gün farklı şeylerden ilham alabilen ve hiç sönmeyen bir güç durabilir. İşte eğer bunu sağlayabilirsek irade sahibi olur ve onu terbiye etmiş oluruz.  

   İrademizi terbiye edebilmek bize gerçek mutluluğu verir yani özgürlüğümüzü.  Biz gerçekten özgür bile değiliz. Çünkü teoriğe bakarsak insanda bir hayvandır. Yani arzularının, isteklerinin peşinde koşan ya da çevrenin ona biçtiği kılıfın içine girmek zorunda kalan ve kendi istenci dışında gelişen olaylar silsilesi ile yaşayıp, kendi olamadan ölen bir canlıdır. Peki, gerçek özgürlüğe nasıl ulaşırız? Gerçek özgürlük kusursuz bir öz hâkimiyetten geçer.

   Kişi önce kendini tanımalıdır. Başarmak istediği ya da elde etmek istediği gerçekçi hedeflerini bulmalı ve ardından bunun olmasına engel olan ne varsa onu tespit etmelidir. Herkesin başarı önündeki engeli farklıdır. Kimi cinsel dürtülerine ve isteklerine engel olmaz ve bu isteklerin peşinde sürüklenir gider ve zamanını boşa harcar. Kimi çevresinin etkisi altında kalır ve gerçekten hayattan ne istediğini kendisine bile soramadan hayatını sonlandırmış olur. Kiminin de tembellik yapmak için birçok bahanesi vardır. Bu bahanelerin arkasına sığınır ve beklide vicdanını rahatlatmaya çalışır. Kişi kendi iradesinin önündeki engelleri tanıdıktan sonra onlarla baş etmesi daha kolay olacaktır. Eğer bunu bir düşman olarak nitelendirirsek, bu noktada artık düşmanımızın kim olduğu biliyor olacağız. Bundan sonra yapmamız gereken bu düşmandan korunma yolarını keşfetmektir. Her kişi için beklide korunma yolu farklı olabilir. Poyat tarafından yazılan “irade terbiyesi” adlı kitapta bu yollardan bazılarına değinilmiştir. Başlangıçta kendi yolunu bulmak için tavsiye almak isteyen okuyucular bu kitaba göz gezdirebilirler.

  Kendimize hâkim olmak oldukça zordur. Özellikle kişi daha önce sahip olmadığı bir davranışı edinmeye çalışıyor ya da daha önce hep yaptığı bir alışkanlığı bırakmaya çalışıyorsa işler çığırından çıkabilir. Ama burada önemli olan her gün bu iş için zaman ayırmak ve hedefe yaklaşmak için çaba sarf etmektir. Bir süre sonra bu davranış kalıbı bizde bir alışkanlık halini alacak ve o zaman her şey daha kolay olacak.

  İstediklerimiz birbirimizden çok farklı olabilir. İstediğimizi elde etmemiz için gereken şeyler birbirimizden çok faklı olabilir. Ama işi en basite indirgemeye çalışırsak, başarmak istediğimiz her şeyi yapmanın yolu çalışmaktan geçer. Kimine göre çok sıkı, kimine göre günde sadece 10 dk olabilir bu çalışma miktarı. Ama sonuçta düzenli ve istikrarlı bir çalışmanın sonucu başarı olacaktır. Ve çalışmakta mutluluk verir. Freud’un da dediği gibi mutluluk; çalışmak ve sevmektir. Her şeyin birbirine bağlı olduğu bir döngü bu: özgürlük, mutluluk, çalışmak, sevmek ve irade. Hepsi bir şekilde birbiri ile bağlantılı.

“ Günlük tembelliğimiz bizi yaşama hevesimizden uzaklaştırır; yerine içi boş ve değersiz hayaller koyar. Sadece düzen, sükûnet ve verimli çalışmakla hayat gerçek mutluluğuna kavuşur. ‘yaşadığımı hissediyorum’ diye tabir edilen duyguyu sadece çalışmayı alışkanlık haline getirerek elde edebiliriz.” (Poyat. 2019. S. 71)



Bu yazı 117 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI