Bugun...


Seba Nur SARAL

facebook-paylas
ERKEN DÖNEM BAĞLANMALARI NEDEN ÖNEMLİ?
Tarih: 04-03-2019 07:05:00 Güncelleme: 04-03-2019 07:05:00


      “ İlk duygusal bağlar insan doğasının ayrılmaz bir parçasıdır.”

John BOWLBY

  Bağlanma iki insan arasındaki yakın duygusal bağ olarak ifade edilmektedir. Bu konuda da ilk fikirleri söyleyen tabii ki de Freud’dur. Freud’a göre bebek oral doyum sağladıkları nesneye ya da kişiye bağlanırlar yanı Freud’a göre önemli olan beslenmektir. Burada “çıkar beklentili sevgi” söz konusudur. Ancak daha sora yapılan araştırmalarla beslenmenin anne çocuk bağlanmasında o kadar da önemli olmadığı, hiç değilse birinci kriter olmadığı gözler önüne serilmiştir. Harlow’un maymunlar üzerinde yaptığı bir deney sayesinde bakıcılığın temel işlevinin anneyle temel bağ kurmak olduğu ortaya çıkmıştır. Harlow’un deneyini biraz daha açmamız gerekirse; bu deneyde demirden yapılmış bir maymun anne ve kumaştan yapılmış ayrı bir maymun anne vardır. Demirden olan maymun annenin yanına besin kaynağı da ilave edilir. Kumaş maymun annenin ise besin kaynağı yoktur. Bebek maymunlar özgür bırakıldığında besin olan anneyi değil sarılabilecekleri kumaş anneyi daha sık tercih etmişlerdir. Bu deneyde bağlanmadaki öncülün besin olmadığını kanıtlamaktadır.

   Anne çocuk arasındaki bağlanma ile ilgili önemli araştırmalar yapan bir diğer kişi ise Bowlby’dir. Ona göre yeni doğmuş bebekler anneyle bağ kurmaya genetik olarak kodlanmışlardır. Yani dünyaya bu kod ile gelmektedirler ve bu kod onları anneye yani bir bakıcıya yönlendirmektedir. Buna karşılık annenin de çocuğuna bakmaya yönelik genetik bir kodlaması bulunmaktadır. Bu çift taraflı bağlar anne ve çocuğun döngüsel olarak birbirlerini aramalarına neden olmaktadır. Bowlby, bu içgüdüsel bağlanma davranışına zıt olarak ayrılma durumu gerçekleşirse bebekte korku ve güvensizlik duygularının oluşacağını söyler. Bowlby’in kuramının en çok eleştirilen kısmı sadece annelerle bağ kurulduğunu söylemesi ve bebeklikte sadece anne bakımının önemli olduğuna ısrarla belirtmesidir. Buna karşılık babanın bakımını değersiz görmüştür. Anneyle çocuk arasında bu bağların kurulabilmesi için ise kritik dönem vardır. İlk bir yaş çok önemli olup en geç ikinci yılın sonuna kadar bebekler bağlanma gerçekleştirmelidir. Daha sonraki bağlanma tutumlarının, bakımların bir önemi yoktur. Bowlby annelerinden erken dönemde ayrılmak zorunda bırakılan çocukların ileride bağlanma sorunları yaşayacaklarını yaptığı araştırmalarla kanıtlamıştır. 0-2 yaş döneminde anne bakımında mahrum kalmış bebeklerin oyunlarda daha set davranan, abartılı heyecanlar sergileyen, daha az girişkenlik gösteren çocuklar olduğu tespit edilmiştir. Ona göre annelik yoksunluğun en uç noktası duygulanımsız psikopatlık yani bilenen adıyla sosyopatlıktır. Sosyopat kişiler diğer insanları sevmezler dolayısıyla da anlamlı ilişkiler kuramazlar. Bu kişiler suçluluk duygusundan da yoksun olacakları için ileriki yaşlarınsa ya da çocukluk dönemlerin de diğer canlılara kolayca zarar verebilir ve bundan rahatsızlık duymazlar, pişmanlık hissetmezler.

   Bebeklik dönemindeki esas bağlanma gelecekteki tüm ilişkiler için bir örnek teşkil etmektedir. Erken dönemde ki bu bağlanma kişinin yetişkinlikteki duygularını, düşüncelerini ve beklentilerini etkilemekte, şekillendirmektedir. Çocuğun kendine güvenmesi, kendine saygı duyması, değer vermesi ve topluma güven duyması bu bağlamın kalitesine bağlıdır.

Duyarlı bir anne güvenli bir bağlanma yaratır

Mary Aınsworth

    Bebeklik döneminde güvenli bağlanmanın bu derece önemli olduğunu anlattıktan sonra isterseniz birde bebeklerde ki bağlanma stillerine ve bu bağlanma stillerinin yetişkinlikteki etkilerine bakalım.

   Aınsworth’ün yaptığı yabancı durum deneyine göre bebeklerin bağlanma stillerini oraya çıkarmakta önemli olan bakım veren ortamdan uzaklaşıp geri geldikten sonra bebeğin bakım verene nasıl tepki verdiğidir. Bu tepki biçimlerine göre bebekler üçe ayrılır. Güvenli bağlanan, kaçıngan bağlanan, kaygılı bağlanan, dağınık bağlanan bebekler.

   Güvenli bağlanan bebekler bakım verenlerini güvenlik üssü olarak kullanırlar. Bakım veren ortadan kısa süre kaybolduğunda bunun kaygısını yaşarlar ancak daha sonra onun geleceğinden enim oldukları için ortamla ilgilenmeye örneğin oyun oynamaya devam ederler. Bakıcı tekrar geldiğinde kısa bir protesto sürecinden sonra bakım verene yaklaşır onunla ilgilenirler. Muhtemelen kucağın tırmanırlar. Bu birleşme anından sonrada tekrar çevreyle ilgilenmeye devam ederler. Güvenli bağlanmanın adından da anlaşıldığı üzere burada bebek bakıcısına güvenmekte onun her zaman yanında olduğundan emin olmaktadır.

Güvensiz kaçınan bebekler bakım verenlerinden kaçınırlar. Bakım veren ortama geri döndüğünde ona karşı kayıtsız kalırlar, sevgide bulunmazlar. Güvensiz dirençli bebekler ise bakım verenlerinin gitmesi üzerine aşırı ağlama davranışı gösterir. Geri geldiğinde ise önce sarılmasına rağmen sonra vurma ittirme gibi davranışlar gösterebilir. Güvensiz dağınık bebekler ise genelde çok şaşkın ve korlardır. Bu gruptaki bebekler bakım verenleri tarafından fiziksel veya cinsel istismara uğramış olabilir. Dağınık bağlanma gerçekleştirmiş bebeklerin ileride dışsallaştırılmış problemler yaşama olasılıkları daha yüksek olmaktadır.

   Eğer bebekler erken dönemde güvenli bağlanma örüntüsü geliştirirlerse ki bu bakım veren kişinin düzenli olarak bebeğin ihtiyaçlarını karşılaması ile mümkündür, o zaman bu bekler gelecekte duygusal sağlıkları iyi, özgüvenleri yeterince yüksek, kendine güvenen ve yaşıtlarıyla yeterli sosyal ilişki kurabilen bireyler haline gelebilirler.

Kaynakça

Cervone P. , Pervin L. A. Kişilik psikolojisi kuram ve araştırma. Ankara. Nobel.

Santrock J. W. Yaşam boyu gelişim gelişim psikolojisi. Ankara. Nobel.

Psikoloji kitabı. Alfa yayıncılık

 



Bu yazı 334 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI