Bugun...


Seba Nur SARAL

facebook-paylas
BEYNİMİZ NASIL ÇALIŞIYOR?
Tarih: 27-08-2019 22:07:00 Güncelleme: 27-08-2019 22:07:00


  Beyin: Kafatasının içinde beyin zarları ile örtülü, iki yarım küre biçiminde sinir kütlesinden oluşan, duyum ve bilinç merkezlerinin bulunduğu organ, ensefal, dimağ. Yukarıdaki tanım Türk dil kurumunun beyin için yaptığı tanımdır. Kısaca basit bir organ denilebilir. Gerçekten basit bir organ olabilir mi peki? Cevap kesinlikle hayır.

   Prof. Dr. Sinan CANAN beyni bir uyum sağlayıcı cihaz olarak tanımlar. Onun tanımına göre beynimiz; duyulardan gelen verileri içsel bir işletim sistemi aracılığıyla işleyerek, çevremizdeki ve içdünyamızdaki değişikliklere uyum sağlayabilmemizi mümkün kılar. Psikolojik açıdan bakıldığında beyin için en mantıklı tanım olsa gerek. Uyum sağlamayı mümkün kılan organ: Beyin. Psikoloji biliminde çevresine uyum sağlayamayan yani işlevselliğini kaybeden insan tam olarak sağlıklı biri olarak kabul edilemez. O halde beyin sadece bir organ olmasa gerek.   Beynimiz; muhakeme eder, düşünür, birleştirir, ayırır, gruplar, hatırlar, unutur, bastırır, anlar, anlamlandırır, sorar, uyum sağlar… Kısacası çalışır çalışır ve çalışır. Peki, nasıl çalışır? Bütün bu işlemleri aynı anda ve hızlı bir şekilde nasıl yapabilir? Neyi, nasıl yapar? Bu sorunun cevabı oldukça uzundur. Ben ise bu yazım boyunca beynimizle ilgili bazı merak edilen soruları cevaplamaya çalışacağım. 

  • Kişilimizi beynimiz mi belirler?

Genetik özelliklerimiz yanı doğuştan dediğimiz nitelikler kişiliğimizin sadece alt yapısını oluşturur. Ama bu alt yapının üzerine inşa edilenler tamamen yaşadığımız hayata bağlıdır. Anne karnından itibaren özellikle 0-2 yaş döneminde yaşadıklarımız, gördüklerimiz, duyduklarımız, aldığımız bakım, bize gösterilen ya da gösterilmeyen sevgi, ilgi kısacası her şey, bizi biz yapan şeyler olup çıkar. Kişiliğimizi, benliğimizi oluşturur. Genetik mi yoksa çevre mi tartışması uzun zamandır yapılır. Ama artık şu nettir ki insan gelişimi üzerinde ikisi de etkilidir. Aynı şey kişiliğimizin oluşmasında da vardır. Ama burada unutmamız gereken şey genetiğin sadece bir temel oluşturduğudur. Bu arada tabiî ki temel olmadan bir yapının inşa edilebileceğini iddia etmiyorum. Kişiliğimizin büyük kısmını başta ebeveynlerimiz olmak üzere biz büyürken yanımızda olan büyüklerimizi taklit ederek oluşturuyoruz. Özellikle bebeklik ve çocukluk döneminde duygusal beslenme -ihtiyaçların karşılanması veya karşılanmaması, ilgi görme görmeme, sevme sevilememe bağlanma bağlanamama– erişkin yaşamımızda nasıl bir kişiliğe sahip olacağımızı belirleyen en önemli unsurlardır. 

  • Psikopatların beyni ile normal insanların beyni aynı mıdır?

Normal insanlar korku filimi dahi izlediğinde aşırı tepkiler verir, bağırır, çığlık atar, hatta bayılanlar bile vardır. Ama psikopatlar için durum aynı değildir. Onlar o sırada gayet soğukkanlı olabilir ve izlemeye devam edebilirler. Aslında herkesin gördüğü sahne aynıdır. Ama psikopatlarda döngü bir yerde kopmaktadır. Onlarda sahnede neler olduğunu anlayabilirler ama hissedemezler. İşte sorunda burada başlar. Normal insanlar ayna nöron sistemleri sayesinde empati kurar ve hissederler. Ama psikopatlarda aynı nöronların bulunduğu ön lob daha az gelişmiştir. En son yapılan araştırmalarla ön beynin bazı patolojik rahatsızlığı olan kişilerde daha zayıf olduğu kanıtlanmıştır. Peki, ön beynin daha zayıf olması en anlama gelir. Bunun iki sonucu vardır. Birincisi; duyguların ve dürtülerin merkezi olan ve limbik sitem bölgelerini de içeren, duygusal beyin alanlarının ön beyin tarafından kontrol edilmesi ve baskılanmasındaki eksiklik. İkincisi de ön beyne atfedilen empati, sosyal kural, ve beklentiler gibi sosyal ve zihinsel işlevlerde azalma. Bu iki unsur birleştiğinde ise tablo oldukça nettir.  Karşımıza kendi duygularını dürtülerini kontrol etmekte zorluk çeken ve diğer insanların başına onlara zarar veren bir olay geldiğinde onlarla arasında empati kurmasını zorlaştıran bir beyin yapısı çıkmaktadır. Buda sizi oldukça kolay bir şekilde psikopat yapabilir. İşte bu özellikler açısından bir psikopatla normal bir insanın beyin yapısı aynı değildir denilebilir. Yapı aynı olmayınca işleyişte aynı olmuyor doğal olarak. 

  • Peki, bir aşığın beyni nasıl çalışır?

Âşık olduğumuzda beynimizin limbik sitem olarak adlandırılan ve duygularımızı kontrol eden alanımızda önemli bazı değişiklikler olmaktadır. Âşık olunan kişi ile bir araya gelme isteği o kadar çok artar ki bu istek üst beynin kontrol işlemlerinde zayıflamaya neden olur. Yapılan deneylerde âşık kişilerden âşık oldukları kişiyi düşünmeleri istenmiştir. Ve özellikle taze aşıların deneyin bu kısmında ön beyinlerinin suskunlaştığı gözlemlenmiştir. Yani söz konusu akıl yürütme, mantık, eleştirel düşünme, algılama, strateji geliştirme gibi faaliyetlerde zayıflama yaşanmıştır. Bu alandaki beyin dalgıları yavaşlamaktadır. Yani aşkın gözü bir anlamda kördür. Bu sayede âşık olunan kişinin kusurları görülmez ve her şey kısa süreliğine de olsa mükemmel gözükür. 

Kaynakça

Sinan CANAN – Beynin Sırları



Bu yazı 101 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI