Bugun...


Rana LİVKÖŞKEROĞLU

facebook-paylas
Alzheimer Bize Çok Yakın
Tarih: 08-06-2020 02:45:00 Güncelleme: 08-06-2020 02:45:00


Son yıllarda adını sıkça duyduğumuz, genellikle demans (bunama) ile karıştırılan hastalık: Alzheimer. Ancak burada bilinmesi gereken bir husus vardır ki, her bunama Alzheimer değildir fakat her Alzheimer bir bunamadır. Demans, unutkanlığın ön planda gittiği birçok hastalığın genel adıdır. Alzheimer ise demansın bir çeşididir. Alzheimer hastalığının unutkanlık ve yeni olayları öğrenememeyle başlayan, davranış değişikliği yapan ve gündelik hayatı etkileyen ilerleyici bir beyin hastalığı olduğunu ifade etmiştir. Genellikle 60 yaş üstü kişilerde görülen bir hastalıktır ve hem kadın hem de erkeklerde görülebilir ancak kadınlarda görülme olasılığı erkeklerde görülme olasılığına göre daha fazladır. Araştırmalara göre 60 yaşın üzerindeki her 20 kişiden birinde Alzheimer görülmekte iken; 80-85 yaşındaki her iki kişiden birinde Alzheimer görülmektedir.

Alzheimer’ın tarihçesine gelecek olursak, bulunması ve tanımlanması çok yakın bir tarihe dayanmaktadır. Alman psikiyatr ve nörolog Alois Alzheimer’ın 1901 yılında Frankfurt Akıl Hastanesi’nde yatan AugustDeter adındaki hastayı gözlemlemesiyle bu hastalık araştırılmaya başlandı. Bu hasta 51 yaşında öldü ve öldükten sonra hastanın kayıtlarını ve beynini Münih’te bulunan Emil Kraepelin’in laboratuarına getirdi. Alzheimer, Kraepelin ve iki İtalyan hekim, boyama yöntemlerini kullanarak amiloid plaklarını ve nörobibriller yumakları tanımladılar. Bu da Alzheimer hastalığının tanınmasını sağladı. Aslında bu vaka ilk kez "preseniledementia" (presenildemans) olarak adlandırmıştı. Daha sonra Emil Kraepelin tarafından Alzheimer hastalığı olarak isimlendirildi. Alzheimer'ın nasıl gerçekleştiği konusundaki bulgularda ise, yaşlanmayla birlikte beyindeki hücrelerin ölmeye başladığı, bu ölümler sonucunda da beynin hacminde azalma gerçekleşerek beynin büzüştüğü gözlemlenmiştir. Böylece beynin işlevlerini yerine getirmesine engel olarak Alzheimer'ın kendini gösterdiği sonucuna varılmıştır. Burada bilinmesi gereken bir gerçek var ki, yaş ilerledikçe her bireyde beyin hücre ölümü gerçekleşmektedir fakat Alzheimer hastalığında bu süreç çok daha hızlı ve erken olmaktadır. Buradan da anlaşılacağı üzere yaşlılık, Alzheimer'ın kesin bir sebebi değildir; sadece bu hastalığın kendini göstermesine yardımcı olan bir faktördür. Peki Alzheimer'ın sebepleri nelerdir? Günümüzde buna net bir cevap vermek henüz mümkün değildir. Ancak Türk Nöroloji Derneği’nin yaptığı açıklamada kişinin geçmişte yaşadığı depresyonların, damar hastalıklarının (kalp krizi, tansiyon yüksekliği, kolesterol yüksekliği vb.), geçmişte yaşadığı ciddi kafa yaralanmalarının, düşük eğitim düzeyinin, APOE4 taşıyıcılığının risk yaratan durumlar olduğunu ifade edilmiştir. 

Hastalık aniden ilerlemez; evreler halinde ağır ağır ilerler ve en sonunda da en şiddetli halini alır. Hastalığın erken evresindeki semptomlar genellikle belirsiz olduğundan herhangi bir sorunun olup olmadığının anlaşılması zor olabilir ya da fark edilse bile hastanın çevresindekiler tarafından farklı sebeplere dayandırılabileceğinden, hastalığın erken teşhisi güçleşebilmektedir. Tanrıdağ (2017), bu hastalığının en tipik üç belirtisinin yeni yaşanmış olayların unutulması, tekrar tekrar aynı soruların sorulması ve kişinin bunların farkında olmaması şeklinde açıklamıştır. Prof. Dr. Mustafa Bakar, Türk Alzheimer Derneğinin resmi web sitesinde yaptığı açıklamada erken dönem belirtileri olarak aynı soruları tekrarlama, konuşma sırasında cümlenin bazı yerlerinde takılma ve neden bahsettiğini unutma, kelime bulma güçlükleri, soyut düşünmede zorluklar, yakın zamanda olan olayları hatırlayamama, daha önceden bilinen bazı işlerin yapılmasında güçlük çekme, eşyaları her zamanki yeri dışında yerlere koyarak uzun süre arama, belli bir neden olmaksızın sinirlilikler veya aşırı ilgisizlik durumları, araç kullanırken daha önce bir çok kez gittiği yerleri adresleri bulamama ve zamanı karıştırma gibi belirtilerin varlığı aileleri uyaran belirtilerdir şeklinde dile getirmiştir.

Hastalık ilerlediğinde ise belirtiler de kendini daha net ve daha ağır bir şekilde kendini göstermektedir. Hangi mevsimde hangi kıyafeti giyeceklerini ayırt etmede zorluk yaşayabilir, ilaçlarını düzenli bir şekilde alması ya da alıp almadığını hatırlaması güçleşir, evden kendi kendine çıkıp gidebilir, kaybolabilir, altına kaçırmalar görülebilmektedir. "Kişinin uzun zamandır arabasını park ettiği yeri unutması, yakınlarının isimlerini unutması ve yakınlarının yakınlık biçimlerini unutması, oğlunu babası gibi, kızını annesi gibi kabul etmeye başlaması, yıllarca gidip geldiği mekânların isimlerini ve yerleşimlerini unutması tehlikelidir" (Tanrıdağ, 2017). Aileleri, işleri ve hatta yarım kalmış işleri için kendilerini sorumlu hissedebilir ve bunun sonucunda gerginlik, güvensizlik ve farklı şekillerdeki korkuları hissedebilirler. Bazen de ilgisizlik en fazla görülen semptom olabilir; bu durum normalde bir olay karşısında yoğun tepkiler verebilecek kişide tam tersine kayıtsızlık şeklinde ortaya çıkabilir. Bazen sürekli hareketsiz oturma hatta sadece yatma davranışı, motivasyon kaybı, öfke, sinirlilik sık ağlama nöbetleri, iştah ve uyku düzeni bozuklukları, hastalığın ilerlemesiyle daha belirgin olmaya başlayabilir. Yakınlarının ve bakım verenin peşinden ayrılmama, sürekli ve anlamsız taleplerde bulunma davranışı sık görülür yine takıntılı düşünce ve inançlar nedeniyle hastalar hem kendi yaşamını hem ailesinin yaşamını olumsuz etkileyebilirler. Bu olumsuz etkileri bir nebze de olsa azaltmak sporla ve birtakım egzersizle mümkün olabilmektedir. Ancak hastalığın ne ölçüde ilerlemiş olduğuna bağlı olarak uygulanacak egzersiz de değişeceği için egzersizler mutlaka bir uzman kontrolünde yaptırılmalıdır. Ayrıca yaptırılan bu egzersizlerin hastada esneklik, kuvvet, dayanıklılık ve denge artışı sağlaması gerekmektedir. Uzmanlar tarafından yürüyüş yaptırılması, bisiklet sürdürülmesi, düşük ağırlık ve çok tekrar prensibine dayanan küçük ağırlık çalışmaları yaptırılması tavsiye edilmektedir.

Alzheimer tanısı koyulmadan önce bunama (demans) tanısının konması gereklidir ve bir kişiye bunama tanısının konabilmesi için hafıza kaybı ile birlikte afazi (konuşma ve anlama bozukluğu), apraksi (beceri kaybı), agnozi (tanıma kaybı) ve yürütücü işlev kaybı (planlama bozukluğu vs.) durumlarından en az bir başka bilişsel işlev kaybının objektif olarak ortaya konması gereklidir. Bunama tanısı konduktan sonra hastanın Alzheimer hastalığı tanı kriterlerini doldurup doldurmadığına bakılır. Burada en önemli faktör bunamaya neden olan başka bir hastalığın olup olmadığının ortaya konmasıdır. Eğer başka bir hastalık saptanamazsa olası Alzheimer hastalığı teşhisi konabilir. Teşhis koymada uygulanan yöntemler rutin kan incelemeleri, beyin MR veya tomografi görüntülemesi ve nöropsikolojik değerlendirmedir. Bunların sonucuna göre başka incelemelere (örneğin: EEG, beyin omurilik sıvısı) de ihtiyaç duyulabilir. Topçular’a (2018) göre, Alzheimer tanısı koymada koku testi de uygulanmaktadır. Koku testi son derece basit bir testtir; yapılan tek şey, hastaya belli kokular koklatıp bu kokuların neye ait olduğunu tespit etmesi istenir. Eğer koku tanıma yeteneğinde bir azalma varsa ya da bu konuda bir unutkanlığı varsa, Alzheimer tanısı koymamız kolaylaşmaktadır. Hatta erken tanıda MR görüntülerine göre koku testinde daha net ve kesin sonuçlara ulaşılabilmektedir. Ancak koku testi Türkiye’de daha yeni yeni bilinir hale geldiği için ilerleyen zamanlarda bu test yaygınlaştıkça hastalığın erken teşhisi de daha kolay olacaktır.

Hastalığın tedavisinde ilk aşama, hasta ve hasta yakınlarını bilinçlendirmektir. Kullandığı uyku ve kaygı ilaçları varsa kullandırılmamalıdır. Kaybolma ya da evden habersizce çıkıp gitme gibi durumlar yaşanabileceği için gözetim altında tutulmalı, yalnız bırakılmamalıdır. İkinci aşama ise ilaç tedavisidir. Hastalığın seyrini değiştirebilecek bir ilaç henüz bulunmuş değil. Ancak hastalığın seyrini yavaşlatan ve yaşam kalitesini artırabilecek ilaçlar uzmanlar tarafından tavsiye edilmektedir. E vitamini yüksek antioksidanların, hastalığın seyrini diğer ilaçlara göre daha da yavaşlattığı görülmüştür. Üçüncü aşama ise hastaya destek aşamasıdır. Alzheimer’la eş zamanlı olarak halüsinasyon, hırçınlık, depresyon gibi rahatsızlıklar da görülmektedir. Bu sebeple, Alzheimer ilaçlarının yanında bu hastalıklara da çare olabilecek ilaçlar kullanılmalıdır.

 

KAYNAKÇA

Arıoğul, S. ve Cankurtaran, M. (2010). Demans ve alzheimer hastalığı, Hacettepe Üniversitesi İç Hastalıkları AD Geriatri, 1.

Tanrıdağ, O. (2017).Unutma ile Alzheimer arasındaki farklar. Erişim adresi: (17.04.2019): https://www.e-psikiyatri.com/unutma-ile-alzheimer-arasindaki-farklar-62163

Bakar, M. (?). Alzheimer hastalığında hafif orta evre belirtileri ve günlük yaşama yansımaları. Erişim adresi (05.05.2019): http://www.alzheimerdernegi.org.tr/makale/alzheimer-hastaliginda-hafif-orta-evre-belirtileri-ve-gunluk-yasama-yansimalari/

https://www.noroloji.org.tr/menu/94/alzheimer-hastaligi (Erişim Tarihi: 28.04.2019).

Alzheimer hastalığının nedenleri nelerdir?. (27.06.2018). Yeni Akit Gazetesi. Erişim adresi: https://www.yeniakit.com.tr/haber/alzheimer-hastaliginin-nedenleri-nelerdir-486208.html

Topçular, T. (Doç. Dr.). (2018). Alzheimer tanısı nasıl konulur? [DVD]. Tedarik edilebileceği adres: https://www.youtube.com/watch?v=8ICm9nhr2BI

http://norolojiklinigi.info/alzheimer-hastaligi/ (Erişim Tarihi: 06.04.2019).



Bu yazı 1730 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI