Bugun...


Psk.Dan. Tuğba DÖKMETAŞ

facebook-paylas
ÇİZGİLİ PİJAMALI ÇOCUK
Tarih: 17-02-2019 17:47:00 Güncelleme: 17-02-2019 17:47:00


İki çocuk…

Aralarında bir çit ve çitin iki tarafında bambaşka dünyalar

Bir çocuğun gözünden Savaş, Naziler, Polonya ve toplama kampları…

Çizgili Pijamalı Çocuk, İrlanda’lı çocuk yazarı Joyn Boyne’nin 2006 yılında yayımlanmış olan kitabıdır. 2008 yılında ise film olarak karşımıza çıkmıştır. Mark Herman’nın yönetmenliğini yaptığı film bir aile trajedisini anlatmaktadır. İkinci Dünya Savaşının kara günlerinde, zıt kutuplarda bulunan iki çocuğun dostluğunu konu edinir. Filmin başkahramanı ‘Asa Butterfield’in canlandırdığını Bruno karakteri, ailesiyle Berlin’de yaşayan, asker bir babanın en küçük çocuğudur. Babasının işinden dolayı Berlin’den taşınmak zorunda kalan aile Almanya’nın başka bir bölgesi olan Aut-With(Auschwitz)-Polonya bölgesine taşınmıştır.

Bruno keşif ve araştırmayı seven bir çocuktur. Fakat taşındıkları yer Yahudi kampına yakın olduğu için ailesi Bruno’nun dışarıya çıkmasına sıcak bakmamaktadır. Her gün bir öğretmen evlerine gelerek ablası ve Bruno’ya ders vermektedir. Öğretmenleri tarih dersine önem verse de, Bruno macera kitapları okumayı tercih eder. Fakat ablası, öğretmenleri ve yaşadığı yerin etkisiyle tam biz Nazi’ye dönüşmektedir. Bruno, çok yalnızdır, evlerinin çevresinde tek bir ev bile yoktur. Maceracı ruhu onun evde kalmasına engel olmuş ve ailesinden gizli bir şekilde keşif yapmak için ara ara gezintiye çıkmıştır. Yaptığı keşiflerde, tel örgülerin arkasında çizgili pijama giyen insanların çalıştıklarını görmüştür. Bu onun oldukça dikkatini çekmiştir. Ve artık keşfe çıktığında tel örgülerin çekili olduğu alanda çalışan, Yahudi esirlerini izlemeye başlamıştır. Keşif gezisi yaptığı sırada tel örgülerin arkasında, çizgili pijamalı ve kafası tıraş edilmiş bir çocuğun oturduğunu görür. Çocuk çok zayıf, bakımsız ve üzgün görünüşlüdür. Bruno’nun merakı giderek daha da artmıştır,  oda çocuk gibi örgünün diğer tarafına oturmuş ve sohbet etmeye başlamışlardır. Çocuk adının Schmuel olduğunu, bulunduğu bölgenin Yahudi kampı olduğunu söylemiştir. Kısa süren sohbet sonunda Bruno evden habersiz çıktığı için evine döner. Bu keşif Bruno’nun merak duygusunu güdülediği için artık her fırsatta Schmuel’in yanına gider. Bruno’nun yalnızlığı Schmuel’in dostluğuyla sona ermiştir, ikisi çok iyi arkadaş olmuştur ve bazen evden gizlice aldığı yiyecekleri Schmuel’e götürmektedir.

Zaman geçtikçe, evlerine askerlerden başka kimsenin gelmemesi ve çevrelerinde kimsenin olmamasından şikâyet eden, böyle bir ortamda iki çocuk yetiştirmenin mutsuzluğunu yaşayan Bruno’nun annesi bulundukları bölgeden taşınmak ister. Babası işinden dolayı kabullenilmediğini ve bunun doğru bir fikir olmadığını düşünse de, daha sonra mantıklı bir fikir olduğunu kabul etmiştir. Bruno ve ablası, anneleriyle eski evlerine dönmek için taşınma hazırlıklarına başlamıştır. Fakat ne var ki Bruno taşınmak istememektedir. Arkadaş edindiği Schmuel’i bırakmak istemiyordu. Bu durumdan mutsuz olan Bruno, Schmuel’in yanına mutsuzluğunu paylaşmaya gider. Schmuel’in yanına gittiğinde onu her zamankinden daha üzgün görür. Schmuel’in söylediğine göre babası kamp alanında çalışmak için gönderilmiş ve geri dönmemiştir. Schmuel’in üzgün olması Bruno’yu harekete geçirir. Schmuel’in kamp alanından getirdiği çizgili pijamaları giyerek, tel örgünün diğer tarafına geçer. Beraber babasını aramaya başlarlar, fakat herhangi bir ize rastlamazlar. Bruno artık eve dönmesi gerektiğini düşünürken, Nazi askerleri birden etraflarını sarar ve onları yürüyüşe götüreceklerini söylerler. İki çocukta bunun ne anlama geldiğini bilmeden kalabalık arasında itilerek bir odaya götürülür. Bruno’nun yokluğunu farkeden ailesi onu aramaya başlar. Babasının askerlerinden birisi Bruno’nun kıyafetlerine rastlar ve aileye haber verir. Kamp alanına yaklaşan aile, tellerin önündeki kazıntıyı ve Bruno’nun kıyafetlerini görünce tüm ümitlerini kaybederler. Artık iş işten geçmişti. Bruno Yahudilerle beraber gaz zehirlenmesine kurban gitmiştir. Yahudi kampından sorumlu bir Nazi kumandanının, Yahudi halkına karşı duyduğu nefretin sonucunu göstermektedir. Yahudi kampında uygulanan, insanlık dışı faaliyetin kurbanı olan çocuğunun acısını yaşamaktadır. Bir kumandan olarak yapılan yanlışların farkına varmaması ise empatik düşünme becerisinin zayıflığını gözler önüne sermiştir. Bu film izleyiciye şiddetin kötü olduğunu ve nelere sebep olabileceğini çok güzel bir şekilde anlatmıştır. Bruno ve Schmuel iki farklı kültürün çocuklarıydı fakat bu iletişime engel değildi. Film; din, dil, ırk ayrımını ve savaşın çocuklar üzerinde yarattığı psikolojik etkilerini yalın bir şekilde gözler önüne seriyor.

Ayrıca filmin başkahramanı olan Asa Butterfield (Bruno)’a senaryo anlatılmamış ve şiddet içeren sahnelerden uzak tutulmuştur. Böylelikle çocuk psikolojik olarak etkilenmemiştir.



 

                                                          



Bu yazı 3010 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI