Bugun...


Psk.Dan. Saniye DEMİRTAŞ

facebook-paylas
HİKİKOMORİ MİSİNİZ?
Tarih: 07-03-2020 17:24:00 Güncelleme: 07-03-2020 17:24:00


Kelime anlamı “içe çekilme, hapsedilmiş olma” olan hikikomori Japonca bir kelimedir. Münzevi, yetişkin ve ergen bireylerin toplumsal yaşamdan çekilmeleri ve sıklıkla aşırı seviyelerde kendilerini izole etmeleri olayını anlatır. Bu bireyler yaşamdan elini ayağını çekip temel ihtiyaçlar dışındaki tüm zamanını odasının içinde ve bilgisayar başında geçirirler. Yalnızlıktan farklı olarak hikikomori durumunda insanlar çok sayıda insan tarafından çevrelendikleri halde, kişisel sosyal paylaşımlar yapamadıkları için kendilerini yalnız hissediyor olabilirler ya da doğrudan çok az insanla temas ediyor olabilirler. Japonya’da sayıları 300 bini aşan genci etkisi altına alan "hikikomori" hastalığıyla bir kayıp kuşak yetişiyor. Yemek yemek, tuvalete gitmek, duş almak gibi insan vücudunun temel ihtiyaçlarını odalarında gideriyorlar ve hayatta herhangi bir amacı olmayan sadece sanal dünyada kendilerine yer edinen kişiler olarak hayatlarını sürdürüyorlar.

World Psychiatry isimli bilimsel dergide yayınlanan bir makaleye göre hikikomorinin dört temel özelliği var:

Eve sınırlanma: Kişiler zamanlarını büyük oranda evde geçiriyorlar, ev dışına çıkmaktan çekiniyorlar.
İnsanlardan kaçmak: Olası sosyal ilişkilerden kaçınma hali. Bu durumun sebebi sosyal fobiden ziyade konfor düzeyini düşürmemek için yalnızlığından feragat etmemeye dayanıyor.
Artan stres: Hikikomori ilk dönemde konforlu gelse de, sürenin artmasıyla birlikte stres ve yalnızlık duygusu da giderek artıyor.
Eşlik eden diğer psikolojik bozukluklar: Bu duruma sıklıkla depresyon, kaygı bozuklukları gibi başka psikiyatrik bozukluklar eşlik edebiliyor. Ayrıca hikikomori ile depresyon sebepli içe kapanmanın sınırları tam olarak ayrılabilmiş değil.

Japonya gibi geleneksel toplumlarda aile bağlarının modernleşmeyle birlikte giderek zayıflaması ve Netflix kültürünün yayılması, bu fenomenin güçlenmesinin sebepleri olarak görülüyor. Bununla birlikte özellikle gençleri etkileyen bu kültürel durumun orta ve uzun vadede psikiyatrik problemlere yol açabildiği biliniyor. Uzmanlar hikikomorinin ilerleyen dönemde yaygın sosyal izolasyona sebep olarak halk sağlığını tehdit eden bir hal alabileceğine dikkat çekiyorlar.

Hikikomori hastalığı olan kişilerin çoğunluğu Japonya’da; ancak son yıllarda Amerika Birleşik Devletleri, Hindistan, Fas, Umman, İspanya, İtalya, Güney Kore, Fransa ve hatta Türkiye’de bile azımsanmayacak kadar çok kişi aynı hastalığa maruz kalmış durumdadır.

Hikikomori hastalığı, yüksek oranda erkeklerde ve 15-20 yaşları arasında görülüyor. Bu kişiler genellikle sanal bir dünyada yaşamanın rahatlığını hissediyorlar, her şeyi kendi istedikleri şekilde yönetebiliyorlar, karşı çıkan olmuyor.

Bu zorlu süreçte en büyük görev ailelere düşüyor. 13-14 yaşlarında başlayan hikikomoride ön ergenlikte olan çocuklar için çok tehlikeli olabiliyor. Kimseye zararı yok, odasında ders çalışıyor, günlerce çıkmıyor, çocuğum çok başarılı olacak diye düşünülmemeli, teknolojik araçların kontrol altında kullanılmasına izin verilmelidir.

Bilgisayarlar ailenin ortak kullanım alanlarında, örneğin salonda kullanılmalıdır. Bu sağlanamıyorsa bile kesinlikle kontrol altında tutulmalı ve sürekli odasında çocuklar kapalı bir şekilde denetimsiz bırakılmamalıdır.

Dünya günden güne güvenilmez bir hal almaya başladı. Bu sebeple çocuklar da evlerinde daha çok vakit geçirmek zorunda kalıyorlar. Önceleri çocukken sabah dışarı çıkar, akşama kadar dışarıda oyunlar oynardık. Fakat şu an playstation, bilgisayar, tablet, cep telefonu ve en önemlisi de bu saydığım cihazlarla internet kullanıcılığının mümkün kılınması bizleri fiziksel olarak dünyadan uzaklaştırıyor. Ailelerin, çocuğum dışarıda olacağına evde olsun daha güvende olur düşüncesi çocuklarının evde vakit geçirmelerini destekler niteliktedir. Bu düşünceyi pozitif bir hale getirmek de yine bizlerin elindedir. Ebeveynler ve çocuklar teknolojiyi bilinçli şekilde kullanmayı öğrendikleri takdirde; teknoloji asıl amacına uygun şekilde kullanılmış olur. Çocuklarımız hem teknoloji kullanımında bilinçli hem de fiziksel olarak sosyal hayatlarında başarılı olabilirler.

Kaybedilmiş yeni kuşaklar yaratmak istemiyorsak çocuklarımızın asosyal yaşamasına izin vermemeli, evimizdeki tehlikenin farkına varmalıyız. Geç kalmadan önlemlerimizi almalı, gerekirse uzmanlardan yardım alabilmeliyiz.

KAYNAKLAR

https://tr.wikipedia.org

https://www.e-psikiyatri.com

http://noroblog.net

http://botekiler.hacettepe.edu.tr

https://psikolojigazetesi.com



Bu yazı 1032 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI