Bugun...


Psk.Dan. Özge ÖZBİLGE

facebook-paylas
KAYGI NEDİR?
Tarih: 05-06-2020 00:34:00 Güncelleme: 05-06-2020 00:34:00


Son günlerde yaşanılan Covid-19 virüs sebebi ile tüm dünya karantina ya da sosyal izolasyon yaşamakta. Eğitimler, işler online olarak sürdürülmekte ve zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmamakta. Evde sürekli zaman geçirme, dışarıda kol gezen bir virüs ile birlikte hepimizde stres, kaygının artmasında etkili. Evet biliyoruz ki etkili, yaşıyoruz da ancak ne kadar tanıyoruz biz kaygıyı ? Çok fazla bilgi dolaşmakta ama aralarında nasıl bir ilişki var?
Öğrenilen bir şey midir ya da her kaygı bir ruhsal bozukluk işareti midir? Anksiyete kaygının ileri boyutu mudur? Stres, korku, kaygıyı mı doğurur?
• Stres Nedir, Nasıl Başa Çıkılır?
Stresi Doğan Cüceloğlu, "bireyin fizik ve sosyal çevredeki uyumsuz koşullar nedeniyle, bedensel ve psikolojik sınırlarının ötesinde harcadığı gayrettir" demektedir.(Cüceloğlu, 1994). 
Gerginlik hali, sürekli endişe duyma, aşırı derecede alkol ve sigara kullanımı, uykusuzluk, işbirliğine girmede yaşanan zorluklar, yetersizlik duygusu, duygusal dengesizlik, sindirim sorunları v.b. stresin belirtilerindendir. 
Kaygı veya endişe, depresyon veya çabuk ağlama, ruhsal durumun hızlı ve sürekli değişmesi, asabilik, gerginlik, özgüven azalması veya güvensizlik hissi, aşırı
hassasiyet veya kolay kırılabilirlik, öfke patlamaları, saldırganlık veya düşmanlık duygusal olarak tükendiğini hissetme gibi belirtiler duygusal belirtilerdir. (Cantürk, H. 2014:33)
Bireyin olayları anlamlandırma süreci stresin artmasında veya azalmasında temel faktördür. (Cüceloğlu,1994). Bu süreçte evde egzersiz yapmak, düşünceleri olumlularıyla değiştirmek, kitap okumak ve farklı hobiler edinmek stres düzeyini azaltacaktır.

• Kaygı Nedir, Nasıl Başa Çıkılır? 
Kaygı, beklenilen bir durum veya olay ile ilgili endişe duyma ve gerginlik hali olarak tanımlanır. Daha çok gelecek ile ilgili acabalar, -cek, -cak olarak kendini gösterir. Korku ise kişinin karşılaştığı kendisi için tehlike olarak yorumlanacak duruma gösterdiği anlık tepkidir.. Davranışçı kuramlara göre korku öğrenilir. Yaşanılan bir olayda karşılaşılan bu uyaran ve yanında gördüğümüz herhangi bir nötr uyaranı da ilişkilendirerek artık korkuyu öğrenmiş oluruz ve o nötr uyarana karşı sanki hep daha önceki yaşanılan “tehlike anını” yaşayacakmış hissi olan korku ortaya çıkartır. 
Bu yaşanılan deneyim ile birlikte olan korku durumunu benzer durumlarda sürekli yaşayacakmış hissinin kişide kendini göstermesi, endişeli bir ruh halinin olması ile birlikte kaygı ortaya çıkar. Ancak aralarında keskin olan fark ise kaygı orta düzeyde uyarılma iken, korku yüksek düzeyde uyarılmadır. 
Kaygının normal şartlarda olması olağan bir durumdur ve olması gerekendir. Düşük seviyede olması yine Davranışçı Ekollerin ortaya koyduğu Öğrenme Psikolojisinde olduğu gibi öğrenmeyi olumsuz etkiler; orta düzeyde olması ise kişinin en verimli hali olarak yorumlanır. Tabloda dengenin değiştiği bölüm kaygı düzeyinin yükselmesidir. Kişinin yüksek düzeyde kaygı yaşaması, onda paniğe, fobilere ve sürekli devam halinde kaygı bozukluklarını doğurur. 
• Anksiyete nedir? 
Anksiyete ya da yaygın kaygı bozukluğu, kaygının kişide sürekli hale gelmiş durumudur. Yaşadığı endişeyi kişi sürekli zihninde tutar ve kontrol edemez. Kişinin yaşadığı bu endişe durumu normal kişilere göre daha fazla kendini gösterir ve günlük yaşamın işlevselliğini olumsuz etkiler. 
DSM-V Tanı kriterlerine göre, en az 6 aylık bir sürecin çoğunda, etkinlik ve durumlarda aşırı kaygının olması; bu kaygıyı kişinin kontrol altına almasında zorluk yaşaması gözlemlenirken ; odaklanamama, kolay yorulma, kas gerginliği, kolay kızma, sürekli diken üzerinde olma, uyku bozukluğu eşlik etmesi beklenir. 

Maalesef sürecin devam ediyor olması, sürekli olarak evde olmak ve sosyal medyada dolaşan çok fazla bilgi kirliliğine maruz kalmak bireylerde stres ve kaygı doğurabilir.Prof. Dr. Hakan Türkçapar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile bu dolaşan bilgi kirliliği ile ilgili çok fazla odaklanmanın da kaygıyı büyütmesinden ve kaygı bozukluklarının ortaya çıkabilme ihtimalinden bahsetmiştir.
 Ancak kriz anlarında kişilerin bibliyo-terapi olarak uygulanan kitap okumalar; makale okumalar, film dizi izlemek; vücuttaki gerginliği azaltmak için egzersizler, nefes çalışmaları ve meditasyonlardan yararlanmak önemlidir. 
Sürekli yatmak, dışarı çıkamıyor olmak ve bu durumun düşüncelere etki etmesi kaygıyı arttırmaktadır. Kabul etme kaygıyı ortadan kaldırmada çok önemlidir. Kabul edilen durumlarda çözüm odaklı hareket etmek, yokmuş gibi davranmak yerine var ama onun çözümüne göre hareket etme fikrini kabul etmek sürecin daha az hasarsız atlatılmasında yardımcı olacaktır. Bu süreçte yalnız olunmadığını bilmek belki de en güzelidir.
 


Kaynakça:
Cüceloğlu D. (1994). İnsan ve Davranışı. Psikolojinin Temel Kavramları. İstanbul: Remzi Kitabevi.
Cantürk H. (2014).Üniversite Öğrencilerinin İlişki Niteliklerinin Depresyon, Stres Ve Anksiyete İle İlişkisi. (Yüksek Lisans Tezi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Konya). Erişim Adresi: https://acikerisim.erbakan.edu.tr/xmlui/handle/20.500.12452/3185#sthash.jTT0e0P0.dpbs

 



Bu yazı 869 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI