Bugun...


Psk.Dan. Nurunnisa KAPLAN

facebook-paylas
MESLEKLERİN CİNSİYETLERİ
Tarih: 15-03-2019 14:53:00 Güncelleme: 15-03-2019 14:53:00


Özet
Tarihler boyunca kadının toplumsal statüsü tartışılagelmiştir. Günümüzde gelinen bu nokta verilen mücadelenin tam karşılığı olmamakla birlikte, alınan mesafeyi gözler önüne sermektedir. Yapılan araştırmalar, kadının iş hayatında birçok engelle karşılaştıklarını göstermektedir. Cinsiyete dayalı mesleki ayrımcılık bu sorunların başında gelmektedir. Kadına yönelik kültürel ön yargılar ve istihdam politikaları sorunun sacayağını oluşturmaktadır. Küreselleşen dünyaya uyum sağlamaya çalışan ülkelerde kadın işgücüne duyulan ihtiyaca cevap verecek işgücü piyasasındaki iyileştirmeler ekonomiye olumlu katkı sağladığından kadına yönelik istihdam politikaları daha önemli bir hal almıştır. Bu incelemede, çalışan kadının cinsiyete dayalı mesleki ayrımcılık ile karşılaşması ve nedenlerinin incelenmesi üzerinde durulacaktır.
Anahtar Kelimeler: İş hayatında kadınlar, işgücü piyasası, eğitimde eşitsizlik
 
Giriş
​Taş devrinden bugüne, kadın zamanın şartlarına göre farklı konumlarda yer almıştır. Süreç içinde meydana gelen yenilikler önemli dönüm noktalarına sebebiyet vermiştir. Sanayi devrimine bakacak olursak, gelişen teknoloji, ekonomik ve kültürel değişimler kadına annelik ve ev kadınlığı rollerinin dışında belli bir ücret karşılığında ekonomik faaliyetlere katılma şansı vermiştir. Ücret kadını toplumsal bir role dahil etmiştir, görünürlük kazandırmıştır, aile içindeki statüsünü olumlu yönde etkilemiştir. Ancak ülke ekonomisiyle, kültürel ve sosyal yapıyla doğrudan ilişkili cinsiyet rolleri, cinsiyete dayalı mesleki ayrımcılık konusunu gün yüzüne çıkarmıştır.
Ülkemizde çoğunlukla kadınların dezavantajlı grupta yer aldıklarını belirtmektedir. Kültürel aktarım ise bu sorunsalı gelecek nesillere aktararak sorunun çözülmesini engellemektedir. Yapılan bir araştırmada, Türkiye’de (Tuik 2009 Aile Yapısı Araştırması), kadınların %64.7’si erkeklerin %60.7’sı kadının asli görevinin çocuk bakımı ve ev işleri olduğunu bildirmişlerdir (http://www.tuik.gov.tr, 20-04-2010). Bu verilerden hareketle söylenebilir ki, geleneksel ‘ataerkil’ yapıyı kabul etmektedir ve erkek egemen toplum yapısına sahiptir.
Cinsiyete dayalı mesleki ayrımcılık konusunda bir takım teorilere bakacak olursak, ‘Neo-klasik ve ayrımcılık teorisi’, kadınların beşeri sermayesini işgücü piyasasına getirdikleri ve piyasaya girdikten sonra edindikleri üzerinde durmaktadır. Bu teoriye göre kadının düşük olan işgücünün verimi düşürdüğünü bu yüzden kadınların düşük statülü mesleklerde yoğun olarak çalışması gerektiğini savunmaktadır. Bu teoriye göre, kadınlar çoğu zaman sadece ev işleri, çocuklarının bakımı ile sorumludur, bu sorumlulukları sebebiyle kısa veya uzun süreli işten uzak kalması kadınları görece daha tecrübesiz hale getirmektedir. Bir diğeri ‘Kurumsal İktisat ve Ayrımcılık Teorisi’ Neo-klasik düşüncenin arkasındadır, bununla birlikte piyasayı ayrıştırarak incelemektedir. “kadın meslekleri”, “kadın işi”, “erkek işi”, “erkek meslekleri” olarak bölünmektedir. Teori çok sayıda kadının, az sayıda kadın meslekleğinde çalışmak istemeleri rekabete sebep olmaktadır, bu ise ücretin düşüklüğünü getirmektedir. Erkekler ise geniş meslek gurubu içinde daha az rekabetle karşılaşmaktadır dolayısıyla ücretler daha yüksek olmaktadır. Piyasaların geçişsiz olduğunu vurgulamaktadır. ‘Feminist İktisat ve Ayrımcılık Teorisi’ ise, diğer iki teoriyi sadece işgücü piyasasına odaklandığı için eleştirmiştir. Cinsiyete dayalı fırsat eşitsizliklerinin işgücü piyasasındaki olumsuz geri bildirimleri üzerinde durmadıklarını belirtmiştir. Kadına yönelik toplumsal ön yargıların değerleri etkilediğini belirterek kadınların okutulmamasının neden olduğu iş hayatındaki tecrübesizlik, bilim ve teknik alanlarda uzmanlaşmayı azalttığını, klasik kuramlarca, “kadın işleri” ve “erkek işleri” olarak ayrılan tabakaların aynı mesleklerde kadınların ‘yatay’(farklı meslek guruplarında yapılması beklenen istihdam) ve ‘dikey’(aynı meslekte yükselme) pozisyonda yer alması olarak tanımlamaktadır. Kadınların başarılarına bakmaksızın, ilerlemelerine engel oluşturan cam tavanlar olarak nitelendirmektedir.
Eğitimde fırsat eşitsizliği, göç ve toplumda geleneksel cinsiyetçi görüşler önemli nedenlerdir. Özellikle mesleki eğitim konusunda kadınların eğitimine ve öğretimine yatırımlar yaparak kadınlara daha nitelikli işlerde çalışmanın kapılarının açılması, gerekli bilgi ve tecrübe ile donatılmalıdır. Ayrıca toplumun kadının ekonomiye katkıları, kadının toplumdaki yeri konularında eğitilmesinin doğru ve yerinde bir adım olacaktır.
Kaynakça
Parlaktuna, İ. (2010):”Türkiye’de Cinsiyete Dayalı Mesleki Ayrımcılığın Analizi”, Ege Akademik Bakış, Cilt. 10, Sayı 4:
1217-1230.



Bu yazı 857 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI