Bugun...


Psk. Dan. Muhammet Reşat TAŞER

facebook-paylas
Freud: Bir Düşünce Unutulduğunda Nereye Gider?
Tarih: 24-11-2020 00:15:00 Güncelleme: 24-11-2020 00:18:00


Psikoloji biliminin ucu bucağı olmayan bir deniz olduğunu varsayalım. Sigmund Freud’un geliştirmiş olduğu psikanalitik yaklaşımın o denize en önemli getirisinin derinliğinde neler olduğuyla ilgili verdiği ipuçlarıdır, diyebiliriz. Psikanaliz, derinlere indikçe basıncın arttığı hatta kulaklarımızı patlatacak gibi olduğu, sancılı ancak aynı zamanda da gözlerimize hiç keşfedilmemiş olanları keşfedebilme imkanı sunduğu, aydınlatıcı bir deneyimdir.

 

Deniz metaforundan devam edecek olursak, suyun üstünde dururken olanlarla ilgili farkındalık kazanmak için herhangi bir dışsal yardıma ihtiyacımız yoktur, halihazırda olan bitenin ayırdındayızdır. Bu sebeple suyun üstünü her şeyin farkında olduğumuz bilinç düzeyine benzetebiliriz. Suyun derinlerinde saklı olan ve tek başına çıkaramayacağımız malzemelerin bulunduğu alanı ise kuramdaki bilinçdışı kavramıyla eşleştirebiliriz. Derine dalmak, derindekileri yüzeye çıkarmak için ihtiyacımız olan birtakım aletler vardır. Dalış tüpü, bir dalış elbisesi, gözlük ve niceleri... Bu aletler ise psikanalisti temsil edebilir. Bilinçdışını bilinç düzeyine çıkarabilmek bir psikanalist eşliğinde ve belirli teknikler yardımıyla gerçekleşir.

 

“Ruhsal alanı bilinç ve bilinçdışı diye ikiye ayırmak psikanalizin temel ilkesidir. Psikanalizin, zihinsel yaşamdaki patolojik süreçleri anlamasını ve bunlara bilim çerçevesinde yer bulmasını sağlayan da yine bu ilkedir.” der Freud.

 

Saklı, gizemli, ulaşılması güç gibi sıfatlarla nitelenen bilinçdışını böylesi bir kilitli kutuya dönüştüren nedir? Bu kutunun içinde hangi malzemeler gizlenmektedir?

 

Bilinç düzeyinde kaldığında insanı kaygıya sürükleyen, korkuya kapılmasına sebep olan, rahatsızlık veren yaşantılar, düşünceler, fikirler ve sayılamayacak kadar fazlasının yolculuğunun son durağı bilinçdışıdır. İnsan kendisini korumak için tüm bunları, o meşhur tabirle, bastırarak bilincinden uzaklaştırır. Bunu yaptığının farkında dahi değildir. Bastırılmış malzemeyle daha önceden eşleşmiş bir unsurla karşılaştığında ve o malzeme yeniden bilinç düzeyine geldiğinde ise unutmuş olduğu bu şeyi hatırladığını sanır. Fakat psikanalitik yaklaşıma göre olan unutup hatırlamak değildir,  asıl olan o malzemelerin her daim hazır bir şekilde o kilitli kutu içinde korunduğudur.

 

Bilinçdışı yalnızca kötü, rahatsız edici durumların evi değildir. Aynı zamanda doyurulması güç olan ihtiyaçlara da ev sahipliği yapar. İnsanlar bu ihtiyaçları doyuramayacağına inandığında bunları da bilincinden uzaklaştırmayı seçerek yaşadığı hayal kırıklığını, yine farkında olmadan, tolere etmeye çalışır. Bilinçdışı malzemenin bilince çıkarılması psikanalizin temel amaçlarından biridir ve bazı teknikler yardımıyla analist eşliğinde işleyen bir süreçtir. Fakat bilinçdışının sızıntılar yoluyla suyun yüzeyine işaretler ve dalgalar gönderdiği bazı durumlar da vardır.

 

 

Sigmund Freud: “Düş yorumu bilinçdışının eylemlerini öğrenmeye giden kraliyet yoludur.”

 

Rüyalarımız tıpkı bir projeksiyon cihazı gibi kutunun içindekileri zihnimizin duvarına yansıtır. Kimi zaman doğrudan yapar bunu, kimi zaman sembollerle ipuçları verir. Çok istediğimiz ya da çok korktuğumuz yaşantıları rüyalarımızda görmemizin açıklaması da budur.

 

Sigmund Freud: “Bir kişinin bilinçdışı, bilinç yüzeyinden hiç geçmeden, başka bir kişinin bilinçdışına temas edebilir.”

Benliğimizde bu denli etkisi olan bu kavramın kurmuş olduğumuz ilişkileri de etkileyebileceği düşüncesi çok da şaşırılacak bir gerçek değildir fakat etkileyicidir. Karşılıklı olarak temas kurduğumuz bilinçdışı malzemeleri, o kişiye olan bakışımızı, onunla ilgili düşüncelerimizi hatta duygularımızı belirleyebilme kapasitesine sahiptir.

 

İnsan davranışlarını istisnasız bir şekilde nedenselliğe bağlayan, eylemleri bilinçdışı dürtülerle açıklayan ve dolayısıyla unutma eylemini de bilinçdışı bastırma olarak tanımlayan Freud, mekanik görünen bu bakış açısına rağmen şöyle söyler:

 

“Psikanaliz, özünde sevgi yoluyla tedavidir.”

 

                                     

 

 

KAYNAKÇA

Freud, S. (2015). Mutluluk Dediğimiz Şey. (çev.:Peren Demirel). İstanbul: Aylak Adam Yayınları.



Bu yazı 270 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI