Bugun...


Psk.Dan. Merve YILMAZ

facebook-paylas
PANİK BOZUKLUK
Tarih: 25-07-2019 18:26:00 Güncelleme: 25-07-2019 18:26:00


 Çağımızın en yaygın ve popüler rahatsızlıklarından birisidir. Kaygı bozuklukları içerisinde yer alan panik bozukluk hakkında merak edilenlere, panik atak ve panik bozukluğun detaylarına kısaca yer verelim 

Öncelikli olarak panik atakla panik bozukluk aynı şey değildir. Panik atak bir takım bedensel belirtilerle kendini gösteren, kişinin bu belirtileri “kalp krizi geçiriyorum, ölüyorum, çıldırıyorum “ şeklinde hatalı yorumlaması ile birlikte sıkıntı veren bir durumdur. Panik atağın belirtileri inceleyelim

Panik atağın belirtileri

Korku hali çoğu zaman tehdit veya tehlike unsurları içeren durumlarla bağlantılı olduğu için korkunun alarm fonksiyonunu bize gösteren belli başlı belirtilere yol açmaktadır. 

Nefes daralması, nefes almakta zorluk

Soluğun tıkanması durumu

Uyuşmalar

Nabız hızlanması, düzensiz nabız, çarpıntı

Göğüs ağrıları, göğüste fenalık hissi

Halsizlik hissi, baş dönmeleri

Titreme veya sarsılma

Ölüm korkusu

Kontrolünü kaybetme korkusu

Çıldırma korkusu

Gerçek dışılık, kendinden kopma ya da yabancılaşma durumu

      Bir Panik Atağın bu belirtilerden en az  4 ya da daha fazlası bulunur. Dörtten daha az panik atakların görüldüğü ataklara ise Kısıtlı Panik Atağı denir.

Ataklardan en az birinden sonra, diğerlerinden biri ya da her ikisi de bir ay( ya da daha uzun bir süreyle) olur:

Başka panik atakların olacağı ya da bunların olası sonuçlarıyla (örn. denetimi yitirme, kalp krizi geçirme, çıldırma) ile ilgili sürekli bir kaygı duyma, tasalanma.

Ataklarla ilgili olarak, uyum bozukluğu ile giden davranış değişiklikleri (örn. spor yapmaktan ya da tanıdık, bildik olmayan durumlardan kaçınma gibi panik atağı geçirmekten kaçınmak için tasarlanmış davranışlar) gösterme.

Bu bozukluk,bir maddenin (örn. kötüye kullanılan bir madde, bir ilaç) ya da  başka sağlık durumunun (örn. hipertiiroit, kalp-akciğer hastalıkları) belirtilerine bağlanamaz.

Bu bozukluk başka bir bozuklukla açıklanamaz. (DSM 5 Tanı Kriterleri)

 

Panik bozukluk nedir?

 Tanımını yapacak olursak; aniden başlayan ve hızlı bir şekilde şiddetlenen, çoğunlukla şiddetli bir tehlike hissi, sonunun geldiği düşüncesi, yoğun korku veya sıkıntı nöbetidir. Panik atakta  genellikle 10 dakika içerisinde semptomlar doruğa çıkar. Atak 20-30 dakika sürer ( nadir olarak 1 saate yakın) Panik nöbetinin yaşanmasının ardından, sıkılıka yeni bir nöbet geçirme korkusu (beklenti anksiyetesi) gerçekleşmektedir. Panik atak ele alındığında tek başına psikiyatrik bir rahatsızlık veya tanı olarak düşünülemez. Yaşanılan bu durumun atak olarak değerlendirilebilmesi için 13 semptomdan en az 4 ‘nün aniden başlaması gerekir. Panik atak herkeste görülebilir. Çoğunlukla da mükemmeliyetçi veya kontrolcü kişilerde fazladır. Panik bozukluğun yaşam boyu görülme yaygınlığı verilere göre yaklaşık olarak erkeklerde %2 , kadınlarda %5 ‘tir. Panik atak belirtileri kişiden kişiye değişiklik gösterebilir ancak ortak özellikleri vardır. Yetişkinlerde görülebileceği gibi ergenler ve çocuklarda da gözlenebilir.

Bu belirtilerin çoğunluğu şu şekillerde gözlenecektir; Kalp atışında artış, titreme, terleme, gögüste sıkıntı, boğuluyor gibi olma hissi, bunaltı gibi fiziksel olmakla birlikte bilişsel özellik de yer alır. Depersonalizasyon (Bedenden ayrılmış olma duygusu ) veya derealizasyon (dış dünyanın garip veya gerçekdışı olduğu duygusu ) , bir diğeri ise çıldırma veya kontrolünü yitirme, ölüm korkusu şeklinde olacaktır. Panik atağın belirtileri arasında Parestezi (uyuşma veya karıncalanma ) hissi yer alır. Baş dönmesi , düşecek gibi bayılacak gibi olma, karın ağrısı, soluğun kesilmesi, tekrar atak geçirme korkusu, nefes darlığı ve yukarıda da yer vediğimiz gibi pek çok belirti gözlenebilir. 

PANİK BOZUKLUĞU NASIL OLUŞUR?

İlk atak başlıyor:

Hiçbir neden yokken birdenbire başlayan göğüs ağrısı, göğüste sıkışma, çarpıntı, nefes alamama, terleme, titreme, üşüme ya da ürperme, bazen de bulantı ya da karın ağrısı, baş dönmesi, dengesizlik; düşecek ya da bayılacakmış gibi olma, uyuşma ya da karıncalanma gibi belirtiler, kişiyi dehşet içinde bırakır. 
O an “kalp krizi” geçirdiğini  ya da felç geçirmekte  olduğunu zannederek  yoğun bir “ölüm korkusu” ya da “felç olma korkusu” yaşar.

Bazen de başında bir tuhaflık, sersemlik, kendisini ya da çevresini bir garip ya da değişik  hissetme gibi duyguların ortaya çıkmasıyla, “kontrolünü kaybetmeye” ya da “çıldırmaya başladığını” düşünerek kendisine ya da çevresindekilere bir zarar vermekten korkmaya başlar.

Hasta büyük bir korku ve endişe ile yakınları tarafından en yakın doktor ya da acil servise götürülür. Orada yapılan bir çok muayene, çekilen  film, EKG, BT ve diğer incelemelerde hiçbir şey bulunmaz,  oksijen verilerek ya da “sakinleştirici” bir iğne yapılarak evine gönderilir.

Hastanın nesi olduğu sorulduğunda doktorlar “hiçbir şeyi yok” ya da “stresten olmuş”derler.

Ataklar tekrarlıyor:

Hasta o an biraz rahatlamakla birlikte, bir süre sonra yeni bir Panik Atağı ile aynı dehşet ve korkuyu yeniden yaşamaya ve her yeni atak ile acil servislere taşınmaya başlar. 

Her seferinde yeniden muayene, yeniden incelemeler yapılmasına ve hiçbir olumsuz sonuç bulunmamasına rağmen hasta bir türlü iyileşmez; hatta kalbinde ya da beyninde kötü bir şey olduğuna, ancak doktorların bunu bir türlü bulamadığına inanmaya başlar.  Bu nedenle başvurulan değişik doktorlarca defalarca muayene ve her seferinde yapılan incelemeler için   dünya kadar para harcanmasına rağmen hastanın şikayetlerini açıklayabilecek herhangi bedensel bir hastalık saptanamaz.

Bazen de yanlış tanı konularak hasta, antibiyotikten nefes açıcıya, çarpıntı ilacından, tansiyon ve kalp ilacına ve vitamine kadar değişik ilaçlar ile tedavi edilmeye çalışılır, ancak bir türlü sonuç alınamaz.

Beklenti Anksiyetesi gelişiyor:

Ataklar tekrarlamaya devam ettikçe, hasta, ataklar arasındaki dönemde;  gergin, huzursuz  ve endişeli bir şekilde her an yeni bir Panik atağının geleceğini beklemeye başlar. Bu endişeli bekleyişe “beklenti anksiyetesi” adı verilir. Atakların çoğu zaman belirsiz zaman ve yerlerde gelmesi bu kaygıyı daha çok artırır.

Ataklar sıklaştıkça, kalp krizi geçirip ölme, felç olma ya da kontrolünü kaybedip çıldırma korkuları pekişir.

Yoğun ve Sürekli Üzüntü:

Evde kimsenin olmadığı bir zamanda kalp krizi geçirmekten ve hastaneye ulaşamadan ölmekten ya da kontrolünü kaybederek çıldırıp intihar etmekten , kendisine ya da yakınlarına bıçak ve bu gibi bir şeyle zarar vermekten, başkalarının bulunduğu ortamlarda çılgınca ve garip davranışlarda bulunarak rezil olmaktan şiddetle korkarlar. Bu düşüncelerin sürekli aklına gelmesinden dolayı da yoğun bir üzüntü duyarlar.

Davranışlar Değişiyor:

Bir süre sonra ataklara ve ataklar sırasında geçekleşeceğine inandıkları “felaketler”e karşı bazı önlemler almaya ve kimi davranışlarını değiştirmeye başlarlar.

Ataklara neden olabileceğini düşündükleri etkinliklerden, yiyecek ve içeceklerden vazgeçerler. Ataklara karşı evden çıkarken alkol/madde/ilaç kullanırlar. Ataklar sırasında olabileceklere karşı önlem alırlar.

Örneğin atak sırasında kontrolünü kaybederek çocuklarına zarar vereceğine inanan hastaların önlem olarak evdeki bütün bıçakları kilit altında tuttukları, çocuklarıyla yalnız kalmamaya çalıştıkları; atak sırasında fenalaşarak kendini yitireceğinden ya da bayılacağından  korkan bayan hastaların sokağa çıkmak zorunda oldukları zaman, bayılıp yere düştüklerinde bacakları görülmesin diye pantolon giydikleri, baygınken çalınır diye takılarını yanına almadıkları , onu baygın bulanların yardımcı olabilmesi için üzerinde evinin, eşinin/ailesinin  adresini, telefon numarasını hatta tıbbi yardım için ulaşabilmek üzere doktorunun kartvizitini üzerlerinde taşıdıkları görülmüştür.

Bu hastalar gerektiğinde acil yardımı çabuk alabilmek için ; bütün günlerini hastane bahçesinde geçirmeyi ya da güzergahlarını muayenehane, eczane ve acil servis bulunan yerlerden seçmeyi tercih ederler. (trpsikiyatrider)

Panik Atak geçiren kişi bu tür hislere kapılsa da hasta ve çevresindeki insanların bilincinde olması gereken önemli noktalar vardır. Bunlar hastanın boğulmayacağı, delirmeyeceği, kalp krizi geçirmeyeceği, bayılmayacağı, felç olmayacağı veya ölmeyeceğidir. Panik atağın nedenleri nelerdir? Psikolojik rahatsızlıklar, depresyon, yoğun stres altında olmanın yanı sıra genetik faktörlerde etkileyici olabilir. Hastalara önerilerim ise kendinizle barışık olun, düzenli egzersizler yapın, önerilen gevşeme ve doğru düşünmeyi sağladıkça sıradan bir bunaltının panik atağa dönüşmesini engelleyebilirsiniz, psikoterapi sırasında öğrendiğiniz baş etme becerilerini günlük hayatta sık sık kullanın, unutulmamalıdır ki panik atak iyileşir. Diğer rahatsızlıklar da olduğu gibi panik atakta da erken teşhis önemlidir. Uzman gerekli görmeden iyileştim hissine kapılıp alınan tedavi sonlandırılmamalıdır. Devamlı ve düzenli tedavi olumlu sonuçlara götürecektir… 


 



Bu yazı 153 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI