Bugun...


Psk.Dan. Merve YILMAZ

facebook-paylas
ÇOCUKLARA BOŞANMA HABERİ NASIL VERİLMELİ?
Tarih: 10-12-2019 22:50:00 Güncelleme: 10-12-2019 22:50:00


Boşanma kararı aldığınız zaman  bu durumdan en çok etkilenecek kişinin çocuğunuz olacağını bilmelisiniz. Boşanma, hukuk yönünden evlilik sözleşmesinin sona ermesidir, ruhsal açıdan ise ailenin bölünmesine ya da tümden dağılmasına yol açan ve bütün aile üyelerini sarsan karmaşık bir olaydır. Günümüzde çekirdek aile yapısı boşanma nedeniyle parçalanmakta ve parçalanan aile üyelerinden her biri belli oranlarda, evliliği yürütememenin ağırlığı ile psikolojik travmalar yaşamaktadırlar. Ancak bu süreçte psikolojik yönden en çok etkilenen çocuklar olmaktadır. Erken çocukluk dönemindeki çocuklar ebeveynlerinin boşanmasına üzüntü, yalnızlık, gerileme, reddetme, uyku problemleri, okul başarısızlığı, toplumsal uyumsuzluklar, kaygılı depresyonlar, saldırganlık, itaatsizlik gibi değişik tepkiler gösterirler. Bununla birlikte boşanma sonrasında çocuklar kişisel gelişimlerindeki ciddi sorunlar nedeniyle ilerleyen yıllarda topluma uyum sağlama problemleri yaşamaktadırlar. Dolayısıyla boşanma, kişisel ve ailevi problem olmaktan çok toplumun genelini ilgilendiren sonuçlar doğurmakta ve toplumumuzun geleceği çocuklarımızı derinden etkilemektedir.

Boşanmanın Erken Çocukluk Dönemi Çocuklar Üzerindeki Etkileri Aile, kadın ve erkeğin hukuki birleşmeleri sonucu yaptıkları evlilikle kurulan ve karı kocadan oluşan bir beraberliktir. Aile daha sonraları çocukların olmasıyla genişler. Bu yapısı itibariyle aile toplumun çekirdeğini oluşturur. Toplumun temelinde aile, ailenin temelinde evlilik yer alır. Denge ve uyma dayalı sağlıklı bir evlilikten sağlıklı nesiller ortaya çıkar. Sağlıklı nesiller ise sağlıklı ve güçlü bir toplum yaratır. Aile içine bulunduğu toplumun bir birimi olarak onun özelliklerini taşır ve toplumun değer yargılarını, gelenek ve göreneklerini, beğenilerini, inançlarını, ön yargılarını kısaca kültürünü yansıtır. 
Aile çocuğun ilk sosyal deneyimlerini edindiği yerdir. Anne babanın ve aile içindeki diğer bireylerin çocukla olan etkileşimi, çocuğu aile içindeki yerini belirler. Çocuk hem annenin hem de babanın ilgisine, sevgisine, şefkatine muhtaç bir varlıktır. Çocuğun ruhsal ve zihinsel açıdan sağlıklı olmasının başta gelen şartlarından birisi elbette ki kişiliğinin ideal bir aile tarafından kazandırılmasıdır (Çetinkaya, 2010; Bozkurt, 2015; Yavuzer, 1997; Türkarslan, 2007). Günümüzde çekirdek aile yapısı boşanma nedeniyle parçalanmakta ve parçalanan aile üyelerinden her biri belli oranlarda, Sema ÖNGÖREN INESJOURNAL Uluslararası Eğitim Bilimleri Dergisi / TheJournal of International EducationScience Yıl: 4, Sayı: 13, Aralık 2017, s. 73-87 80 evliliği yürütememenin ağırlığı ile psikolojik travmalar yaşamaktadırlar. Ancak boşanma sonuçlarından etkilenmede en büyük pay çocuklara düşmektedir. Çocuk sayısına göreboşanma yüzdesi incelendiğinde, boşanmaların % 43.85’inin çocuksuz ailelerde görülmesi, çocuk varlığının boşanmayı önleyen bir unsur olduğunu düşündürebilir. Ancak diğer taraftan da boşanmış çiftlerin yarısının çocuklu olması durumu söz konusudur. Boşanma öncesinde ve boşanma sırasında en büyük kavga çocukların çevresinde döner. Bu sırada en çok yüzüstü bırakılan yine çocuklardır. Anne baba bilerek ya da bilmeyerek çocuğu kendi çekişmelerinin ortasına atarlar. Onu taraf tutmaya kimi zamanda arabuluculuk yapmaya zorlarlar. Oysa çocuk için en zor olan şey ana baba arasında seçim yapmaktır (Bilici, 2014; Türkarslan, 2007; Yörükoğlu, 2002). Aile tüm bireyleri ile bir bütündür ve çocuklar da bunun böylece sürüp gideceğini düşünürler. Çocuklar anne babalarının ayrılmasına ve boşanmasına suçluluktan (sorumlunun kendileri olduğu duygusu) kızgınlığa (ana babadan birini yada her ikisini de suçlama) ve yadsımaya (hiç bir şey olmamış gibi davranma) kadar değişen biçimde tepki gösterirler. Anne baba arasındaki sürekli tartışma ve çatışmalar, çocukta tedirginlik, gerilim ve kaygı oluşturur. Bu ortamda gereksiz azarlanan, bağırılıp çağrılan çocuk, kendini olup bitenlerin suçlusu olarak görebilir. Bunun sonucunda öz saygısı sarsılır, kendisinde suçluluk duygusu ve özgüvensizlik belirtileri ortaya çıkar. Çocuklar, evden ayrılan ebeveynle araları iyi olmasa bile onun yokluğunu hissederler. Aileden birinin sürekli olarak ayrılıp gitmesi onlarda müthiş bir boşluk hissi uyandırır. Ayrıca sadece evden giden ebeveynin yaşattığı yalnızlık yanında başka yalnızlıklarla da yüz yüze kalır (Gander&Gardiner, 1993; Bakırcıoğlu, 2011; Türkarslan, 2007). Anne babası boşanan her çocuk kendini dengesini kaybetmiş hisseder ve bu çocuklarda ortaya çıkan ilk duygu suçluluktur. “Ben olmasam annem babam boşanmazdı, benim yüzümden ayrıldılar” gibi kendini suçlayıcı duygular içine giren çocuklar, eğer bunun aksine ikna edilmezlerse büyüyünce de çok büyük duygusal sorunlar yaşayabilirler. Ailelerin, bunu engellemek için, ‘aldıkları kararın çocuklarından kaynaklanmadığını, kendi aralarında çözümleyemeyecek bir sorunları olduğunu ve bir arada yaşayamayacaklarını anladıkları için ayrı yaşamalarının daha uygun olacağına karar verdiklerini’ açıklamaları gereklidir. 

Çocuklar ebeveynlerinin boşanmasına üzüntü, yalnızlık, gerileme, reddetme, uyku problemleri, okul başarısızlığı, toplumsal uyumsuzluklar, kaygılı depresyonlar, saldırganlık, itaatsizlik gibi değişik tepkiler verirler. Fakat boşanan çiftlerin bu tepkilerin çocuklarda kalıcı problemlere dönüşmemesi için (okulda şiddet, evden kaçma, internet bağımlılığı, okulu terk, suçluluk gibi) birlikte ve bilinçli hareket etmeleri gerekmektedir. Çocukların anne babasının birbirlerine saygı göstermeye devam ettiklerini hissetmesi halinde bu durumu daha kolay atlatmalarını, özgüven duygusunun restore edilmesini ve kendisine saygı duyulduğunu görmelerini sağlar. Boşanma kaçınılmazsa, boşanmadan sonra çocuklarda meydana gelebilecek olumsuz davranışları önceden görmek ve mümkün olduğunca sevgi ile ve kararlı davranarak düzeltmek, düzeltilemezse uzman kişilerden yardım almak gereklidir (Bakırcıoğlu, 2011; Türkarslan, 2007; Brunet&Sarfati, 1999). Altunbulak (2011), boşanmış aileye sahip öğrencilerin, tam aileye sahip öğrencilere göre özellikle içedönük-kişilikle ilgili daha fazla problem yaşadıkları sonucuna ulaşmıştır. Çocuk ne kadar küçükse boşanmadan o kadar çok etkilenmektedir. Anne babası kendisi 2 yaşına girmeden önce ayrılmış olan çocuklar ergenlikte önemli sorunlar yaşamazken, anne babası 3-5 yaşında iken ayrılmış olan erkek çocuklar ergenlikte saldırganlık, kızlar da hem saldırganlık hem de okulda başarısızlık soruları gibi çeşitli sorunlar da ortaya çıkabilmektedir. Öyleyse ;

Çocuğunuza bunu nasıl söyleyeceğinizi biliyormusunuz? 

Genellikle okul çağındaki çocuklar içinde bulundukları dönem itibariyle boşanmayı anlabileceklerdir.Çevrelerinde,arkadaşlarında veya kitle iletişim araçları tv,sosyal medya aracılığıyla bu olguyu tanımış olacaklar.Akıllarında boşanmayla ilgili mutlaka bir tanım olacaktır.Ancak bizler için önemli olan çocuğun ruh sağlığını bozmadan süreçten en az etki düzeyiyle etkilenmeleri,bu süreci normalleştirip, atlatmalarını sağlamaktır.Çocukların okul çağında anlayabilecekleri bir dönemde oldukları göz önünde bulundurulması gerekir.Farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu bu dönemde çoğunlukla çocukların bu ayrılık sürecini sezme ihtimali oldukça yüksek olacaktır.Boşanma çocuğa açıklamadan önce anne-babalar arasında karar kesinlikle net olması gerekir.
Çocuğun önüne belirsizlikle çıkılması oldukça sakıncalı olacaktır.Anne-babaların ruh sağlığı uzmanından  destek almaları önem arz eder.Çocuğa açıklanırken ebevynlerin birlikte açıklama yapması oldukça önemli olacaktır.Karşısında hem annesini hem babasını gören çocuk anne babasının hala iletişim halinde kalabileceğini,biten ilişkinin anne-babalık değilde karı-koca ilişkisi olduğunu anlaması açısından çok önemli olacaktır.

Çoğu çocuğa ilk haber verildiğinde öncelikle kendini suçlama yoluna baş vurur.”Benim yüzümden “ mi ayrılıyorsunuz “ben mi?” sebep oldum diyerek olumsuz duygular içerisine kapılabilecektir.
Okul öncesi dönemde çocuklar benmerkezci düşündükleri için bu dönemde daha sık gözlenebilir.Bu boşanma haberini tek başına vermek zorunda kalan ebevynler olursa da onlara önerim diğer ebeyni suçlayıcı itamlardan uzak durması gerekir.
Çocuğun bu karada bir payının olmadığı tamamen yetişkinlere ait bir karar olduğunun net bir şekilde çocuğa anlatılması çocuğu psikolojik olarak rahatlatacaktır.
Çocuğunuzu sevdiğinizi,bukaraın sevginizi etkilemeyeceğini,dilediğin de hem annesinde hem babasında kalabileceği,kendine ait odasının olabileceğini  belirtin.

Çocuğunuzdan gelebilecek olan tüm soruları içtenlikle yanıtlamanız oldukça önemlidir.Ancak bazı çocuklarda bu sürece tepki olarak içe kapanıklık veya agresif olma durumunu gözlenebilir..Tepki vermeleri doğal olacaktır.Psikolojik destek alınması gerekir.
Ergenlik döneminde ise çocukluğa veda edilen bir süreç olduğu için,duygusal dalgalanmalar çok fazla olabilecektir, riskli bir dönemdir.Bu dönemde de yine uzman desteği yaşanabilecek tüm olumsuzlukların önüne geçmeye yardımcı olacaktır.Çocuklar için her iki dönemde de büyük bir hassasiyet gösterilmelidir.

Mutlaka anne ve baba çocuğa birlikte açıklama yapmalı… Çocuk hangi yaşta olursa olsun, genel temanın anlaşmazlık üzerine kurulması gerekir. Bir diğerini suçlamak üzerine olmamalı.Ayrılık nedeni ne olursa olsun, detaya, yani işin özeline girilmemelidir.Ayrılığın özel nedenleri, çocuğun algılaması mümkün olmayan nedenler (aldatma, madde bağımlılığı gibi) açıklanmamalıdır. Çocuğa yaşına göre açıklama yapılmalı ve sorularına sabırla cevap verilmelidir.

“Çocuğa ayrılık kararını birlikte açıklayın”, dememizin sebebi, çocuğa güven duygusu vermektir. ‘Biz senin arkandayız, biz seninle beraberiz’ mesajını vermektir. Sonuçta çocuğa, “Biz annelikten ya da babalıktan istifa etmiyoruz. Biz anne baba olarak varız, yanındayız, yalnız ayrı ayrı yaşayacağız, senin annen ve baban olmaya devam edeceğiz. Bizi her zaman görebilirsin, her zaman seninle birlikteyiz” demek gerekir. 
Öte yandan, boşanma kararı 0-5 yaş arasındaki çocuklara daha düz ve net kelimelerle ifade edilmelidir. Örneğin, “Baban başka bir evde kalacak, onun başka bir yerde evi olacak. Bundan böyle akşamları bizimle beraber olmayacak. Ama sen istediğin 
zaman onun evine gidebileceksin, istediğin zaman babanı görebileceksin” gibi net ve sonrasını da izah eden tarzda açıklama yapılmalıdır.
Anne ve babası boşanan çocuğun yaşayacağı en büyük ruhsal sorun, terk edilme korkusudur. Evden giden ebeveynin onu unutacağını, artık sevmeyeceğini sanır. Bu da kendine güvenini zedeler. Kimisi anne ve babasını bu işi başaramamış olmakla suçlar, onları bir araya tekrar nasıl getirebileceğini düşünüp durur. Kötü bir olayı kabullenememe, “yas” sürecinin en doğal parçasıdır. Bir suçlu ararlar. Çoğunlukla evden gideni suçlarlar; ya da kavgalarda kim daha agresif idiyse onu. Özellikle okul öncesi yaştakiler suçluluk, 6-8 yaştakiler üzüntü, 8-9 yaşın üzerindekiler kızgınlık duyarlar. Yetişkinliğe yaklaşmış çocukların boşanmayı kabullenmesi çok daha kolay olur, çünkü neyin neden olduğunu daha iyi bilirler.
Her yaştaki çocuklar bir süre bebeksi davranışlar gösterebilirler, öfkeli olabilirler, ya da hastaymış gibi davranabilirler. Böyle zamanlarda cezaya değil fazladan desteğe ihtiyaç duyarlar.Hayatınızda birçok şey değişecektir (daha az para, daha az ilgi, daha fazla sorumluluk, yeni okul, yeni ev, yeni arkadaşlar, vb.). Bunları anlayabilmeleri ve kabul etmeleri için onlara şefkatle ama kararlı bir şekilde yaklaşmalısınız.Ayrıldığınız eşinizden öç almak için çocuğunuzu görmeyi ya da ona destek vermeyi reddetmeyin.Eşinize ne kadar kızgın olursanız olun, onu çocuğunuza kötülememeye çalışın. Dünyanın en kötü annesi/babası da olsa, onun sahip olduğu tek anne/babadır. Bu da onu sevmesi için yeterlidir. Onu eleştirdiğinizde çocuğunuz sevdiği birini sevmemek zorunda kalacak, bu da onu çelişkiye sokup, suçluluk hissetmesine neden olacaktır.Düzenli bir ziyaret programının hazırlanması çok önemlidir. Çocuğun kendini terk edilmiş, sevilmeye layık olmayan biri gibi hissetmemesi için ayrı yaşadığı ebeveyninin onu ne zamanlar göreceğini bilmesi gerekir. Ancak o zaman kendini değerli hisseder.
Ayrı yaşayan ebeveyn, görüşme zamanlarında çocuğuyla birlikte zaman geçirmelidir. Bu vaktin sıklığından çok kalitesi önemlidir. Nadiren bile görüşülse, çocuk “ben annem/babam için çok değerliyim” duygusunu yaşıyorsa problem yoktur. Ancak çocuğunu aldığında onu bir yük gibi görüp, babaanne/anneanneye bırakıp, kendi hayatını yaşayan bir ebeveyn çocuğa bu duyguyu veremez.Onunla her görüştüğünüzde özel şeyler yapmaya gerek yoktur. Sıradan vakit de geçirseniz, önemli olan birlikte olmaktır. Sürekli hediyeler alarak kendinizi affettirmeye çalışmayın. Bu şekilde onu sadece doyumsuz yaparsınız. Çocuk her iki evde de normal, kurallı bir hayat yaşamalıdır.Kendinizi kötü hissediyorsanız, çocukla duygunuzu paylaşın. Ama bunu yaparken dozajını iyi ayarlamalısınız. “Çok kötüyüm, mahvoldum” gibi olumsuz şeyler yerine “bu günlerde kendimi kötü hissediyorum, ama üstesinden geleceğim” gibi geleceğe yönelik umutlu sözler kullanın.Kardeşlerin birbirinden ayrılması çocuklar için ikinci bir yıkımdır. Zaten aile parçalanmışken, bir de kardeşinden ayrılmak çocuk için zordur. Bu nedenle kardeşlerin ayrılmaması önerilir.

Bununla birlikte sürekli olarak anne-baba olarak her zaman onu seveceğinizi hissettirin.Görüşme düzeninizin nasıl olacağına birlikte karar verin. 
Çocuklar bazen evden ayrılan ebeveyn için kaygı duyarlar. Nerede yaşadığı, ne hissettiği ile ilgili soruları olabilir. Bunları dikkatle dinleyip tatmin edici cevaplar vermeye çalışın.
Okul, sağlık sorunları gibi konularda işbirliği yapın.
 Çocuklar boşanma sırasında giden ebeveyni özlerler. Mutsuzluk, içe kapanma, reddetme yoğun yaşanan duygulardır. Çünkü anne ve babalar birbirlerinin yerini tutmaz. 
Babası tarafından ihmal edilen bir erkek çocuk rol modelini de kaybetmiş olur. Davranışlarını kontrol etmek, sorumluluklarını yerine getirmek konusunda isteksiz davranabilir. Rol modelolabilecek yakın aile bireyleriyle ilişkisini güçlendirmenin faydası olur.
Kız çocuklar içinse karşı cinsle ilişki oluşturmakta güçlükler yaşadıkları gözlemlenir.Annelerin stresle baş edebilme becerileri boşanma sonrasında yaşanacak güçlüklerin çocuklara yansımasını azaltır.
Çocuklar bazen içinde bulundukları duruma içe kapanma ya da öfke ile karşılık verir. Utandığı için arkadaşlarıyla görüşmeyen, evden çıkmayan çocuğunuz için mutlaka yardım alın. Bazen de duygularını kontrol edemeyen çocuk basit şeylere sinirlenir, vurur, kırar, kendine veya etrafına zarar verir.

Böyle zamanlarda öfkeye öfkeyle karşılık verilirse öfke kışkırtılır, kızgınlık anneye/babaya yönelir. Oysa çocuğun öfkesini boşaltması beklenir, ondan sonra konuşulursa, sakin bir ortamda sorunlar daha rahat çözülür. Çocuğu susturmak için verilecek ceza ise onu daha fazla içine kapatacaktır. Sonunda öfke kendine döner ve “ben kötü biriyim” duygusu gelişir.
Çocuğun duruma tepkisi normal sınırları aşarsa depresyon, kaygı bozuklukları, uyku sorunları, okul sorunları, davranış sorunları gibi ruhsal sıkıntılar ortaya çıkar. Bu durumda mutlaka bir çocuk ruh sağlığı uzmanından yardım almak gerekir.



Bu yazı 657 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI