Bugun...


Psk.Dan. Kevser ÖNDEŞ

facebook-paylas
“TANRISAL EGO"
Tarih: 05-09-2019 22:47:00 Güncelleme: 05-09-2019 22:47:00


                       İnsan gelişimi için bazı duygular çok faydalıdır ve hatta bir gereksinimdir fakat bu özelliklerin bireydeki mevcudiyeti sınırı aştığında bireyin hem kendisi hemde çevresi zarar görebilecektir. Bu duygular: hırs, gurur, kendini beğenme. Antik Yunanda kibir anlamına gelen hubris sendromu 2009da yayımlanan David Owen ve Jonathan Davidsonun Amerikan ve İngiliz başkanlarını ele aldığı ünlü makaleye dayanır. Tanrısal Ego” olarakta adlandırılan hubris sendromu genellikle politikacılarda görülür ve hubris sendromunun tanımını Owen şu şekilde yapmıştır: kendine fazlasıyla güven, başkalarını içtenlikle küçümseme duygusu ve olduğundan fazla abartılı gurur. Bir başka tanımı ise: “Gücün belirli bir oranı aşması dolayısı ile güç zehirlenmesi yaşayan ve aşırı kibire kapılan yöneticilerde görülen “Kibir Sendromu”dur. Yapılan tanımlamalara göre hubris yani kibir sendromu, ilk olarak bireyin gücü tatmaya başlaması ile ve olaylarda merkezi konumda olmaktan keyif alınması ile başlar ve başarının ve gücün elinde olması hissinin verdiği zevkle devam eder. Bu durum zamanla narsizme, gerçeklikten kopmaya ve hatta akli dengesizliklere kadar ulaşabilir yani sendromun etkisinden kurtulmak zor olabilir.

Hubris sendromu tanısını koyabilmek için 14 bulgudan 3 veya daha fazlasının bir liderde olması o liderin hasta sayılması için yeterli oluyor(ayrıca Owen ve Davidson bu tanımlamayı ABD ve İngiltere de başkanlık ve başbakanlık yapmış liderleri inceleyerek oluşturmuşlardır. Fakat tabi ki bu sendrom tüm dünya liderlerinde bununla birlikte şirket-kurum-kulüp yöneticilerinde de görülebilir). Hubris sendromunun bulguları:

Dünyayı gücü kullanmayla kendini yücelteceği bir yer olarak görmek.

Kişisel imajı geliştirme yönünde hareket etmek.

Görünüm ile ilgili orantısız kaygı seviyesi.

Üzerinde çalıştığı ya da gerçekleştirdiği işler ile ilgili konuşurken bir Mesih gibi yücelme-yüceltilme eğilimi taşıması.

Kendini, milleti veya bağlantılı olduğu kuruluşla bir tutma.

Kendisinden üçüncü tekil şahısı zamiri ile yada saltanat ailelerine özgü olan “biz” ifadesi ile bahsetme.

Özgüvende aşırılık sergileme.

Kendisi için öteki olan grubu küçümseme.

Diğer insanlara değil de üst iradeye (örneğin Tanrı gibi) hesap verebilir olduğunu düşünme.

Üst iradenin yargılamasında, haklı çıkacağına dair sıkı sıkıya bir inancın olması.

Gerçeklik duygusunun kaybı.

Vesveseli, huzursuz, acelecilik… gibi dürtüsel eylemler sergileme.

Uygulamalarını ahlak, dürüstlük, inanç hakkında “geniş tasavvurlarına” dayandırması (buradaki amaç: davranışlarının sonuç ve maliyetlerinin dikkate alınmasını önlemektir). 

Kibirli olmasından dolayı rasyonel kararlar alamama ve uygunsuz politikalar oluşturma ve dolayısı ile başarısızlık.

“Robertson, ünlü kitabında şu notları düşürüyor (The Winner Effect: The Science Of Succeess And How To Use It):

“Gücün beyin üzerindeki etkileri kokain benzeri uyuşturucularla benzerlikler taşır: ikisi de beynin ödül ağında dopamin faaliyetlerini arttırarak beynin işlevini belirgin şekilde değiştirir. Bu değişiklikler aynı şekilde korteksi de etkiler ve düşünce şeklinde devasa farklılıklar yaratır.”

Olay bu…”

Etrafınıza bir dönüp bakın, böyle bir hastalığa yakalanmış birileri var mı?

KAYNAKÇA

http://blog.milliyet.com.tr

http://m.bianet.org

Özgüzel, S., Taş, S., (2016), “Hubris Sendromuna Yakalanan Yöneticilerde Çocukluktaki Aile İçi İletişimin Etkisinin İncelenmesi”, Dergipark Dergisi, 5/13 (2016): s/119.

www.gercekgundem.com 



Bu yazı 146 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI