Bugun...


Psk.Dan. Elif KESKİN

facebook-paylas
THE100
Tarih: 01-10-2018 21:10:00 Güncelleme: 01-10-2018 21:10:00


Dünya nükleer silahlarla donatılmış ve yayılan radyasyondan dolayı artık yaşanabilecek durumda değildi. Şanslı olanlar uzaya kaçmış ve uzay araçlarının birleştiği ARK isimli yerde yaşamaya başlamıştı. Bir zaman gelir ve ARK’ın da artık sonunun geldiğini anlarlar çünkü hepsine yetecek kadar oksijen kalmamıştır. Bundan sonra tek gidebilecekleri yer vardır yaşanılamayacak saydıkları dünya. Bütün insanların canını tehlikeye atamayacakları için tutuklu bulunan 100 mahkumu dünya ya yolladılar. Onlar kötü çocuklardı onlar için fedai olmuşlardı, ne de olsa çok can için azın değeri yoktu.

Dünyaya indiklerinde buranın çoktan yaşanılabilir olduğunu görürler ve oraya yabancı olan onlardır. Dünyada kabul edilmezler, oraya gelmeleri bile onların düşman sayılması için bir neden olur. İnsanlığın vahşi doğasının tamda ortasında bulurlar kendilerini, yaşamak için öldür. Önemli olan hayatta kalmaktır. Bazıları onları öldürüyor, bazıları onları esir alıp kanlarını kullanmaya çalışıyor ve umutlarını yok ediyor, bir tanesi de zihinlerini ele geçiriyor. Bir anda kendinizi ilkel kabileli kılıçla savaşılan bir kabilede görürken bir anda yapay zekanın zihne hükmetmesine geçiyor, öyle bir dizi ki neyle karşı karşıya olacağınız şaşırtıcı. Çocuk mahkumlar çoğunun üstesinden gelmiş birlik olunca neler yapabileceklerini keşfetmişler.

Olduğun kişiyle hayatta kalmak için olduğun kişi tamamen farklı şeyler. İnsanlıklarını o kadar kaybettiklerine inanıyorlar ki dizide hep geçen bir cümle var, hayatta kalalım da insanlığımızı sonra buluruz. Doğanın vahşiliğinde kendilerini mi bulduklarını ya da kendilerini mi kaybettiklerine bir türlü cevap veremezler. O kadar psikolojik çözülmesi olan bir dizi ki tüm karakterler ayrı bir yaşam mücadelesi.

Mahkumlar zaman geçtikçe büyürler ve farklı açılardan bakmaya başlarlar, öldürmek istedikleri insanlardan ve onları öldürenlerden çokta farklı olmadıklarını görürler. Canavar diye tanımladıkları insanların kendileri gibi olduğunu görürler çünkü tek amaç vardır; hayatta kalmak.

Aileleri dünya ya inip çocuklarını bulduklarında çocuklarının hayatta kalmak için verdikleri kararları anlamamışlardır. Aileler tekrar düzeni ele alıp hayatta kalma mücadelesi noktasında kararları kendileri vermek istemişlerdir. Tabi bu düzen istedikleri gibi olmamış çünkü kendilerini tecrübeli saysalarda yeni düzene yabancıydılar. Çocuklar bazen arkadaşları için ailelerinden vazgeçmiş bazen de aileleri için arkadaşlarından. İyi insanlar olmaya çalışmışlar, iyi insan denen şeyin olmadığını fark edene kadar. Ailelerinin bazı seçimlerinden nefret etmişlerdir ama onlarda bu seçimleri yapmıştır. Sevmedikleri insanlara dönüşmüşlerdir ve bununla nasıl baş edeceklerini bilmeden. Onlar kendi seçimleriyle yüzleşirken dünyanın tekrar sonu gelmektedir ve radyasyon büyümektedir. Uğraşlardan sonra onları kurtarabilecek güzel bir yer bulmuşlardır; sığınak. Fakat herkes için yer yoktur, tekrar kaos başlar. İçgüdüleri kuvvetli olan, saldırgan olan ve bununla aklını bütünleştiren kazanır nede olsa hayatta kalmaktı önemli olan. Bazen yaptıkları seçimlerin karşında bulurlardı kendilerini çünkü bir savaştan diğerine sürüklenmek gibiydi hayatta kalmak.

Dünyada kargaşa çıkınca savaşın yeni dünyaya geldiğini sanırdım fakat dünyanın varoluşuyla başlamıştı savaş. Yer edinme, ait olma, güvende olma, birlik kurmak, saldırganlık, hayatta kalmak hepsi savaşın içinin kazındığı pandoranın kutusuydu. Tek amaç hayatta kalmak için ölmemek, insan ırkı için feda olabilirdin bu çoğunluk içindi, görmemezlikten gelinebilirdi. Yaşamak istemeyenlere anlam verilemiyordu çünkü mücadeledeyken dışardan bakmak zordu.

Doğada güvenli değilsen düşünmek için vaktin yoktu. İçgüdüleri kuvvetli olan hayatta kalırdı. Sığınakta her şey daha da zordu farklı birçok klana liderlik etmek gerekiyordu çünkü kurallar olmadan insanlar vahşiydi ve bir umutları, düzenleri olmalıydı orada yaşamak için onlara umut verecek birini lider yaptılar. İnsanlara kendinden nefret edilecek şeyler yaptırıldı ama herkes yine de itaat etti çünkü hayatta kalmak istiyorsan gerekliydi. Ama sığınaktan çıktıktan sonra seçtikleri kişiyi lider yapmak istemediler. Çünkü yanlışlarına itaat ettiğin kişiyi unutmazsın ve sorumlulukları ona yüklemeye çalışırsın. Kendini sevebilmek için başkasından nefret etmek her zaman daha kolaydır bu yüzden beraber yaptığın kötü şeylerin sorumluluğunu paylaşmak istemezsin. Savunma mekanizmaları, hayatta kalalım sonra insanlığımızı buluruz.

Dizide hayatta kalma mücadelesinde cinsiyet ayrımı yoktu;
kadınlar ve erkekler aynıydı savaşçı ruhluydu. Kadınların savaşçı ruhlarının toplumumuzda arka planda durmasını biyolojik türün devamı için çok mantıklı bir seçim olarak göremiyordum. Biyolojik türü devam ettirme isteğini göz önüne aldığımda birlik olmak daha mantıklıydı çünkü cinsiyet ayrımına gidildiğinde sayı azalıyordu. Kadınların daha çok korunması onların türü devam ettirmesinden de kaynaklı olabilirdi fakat bunun için hepsine gerek yoktu ve kendini korumayı bilmeyen bir dişi türünü devam ettiremezdi.

Dizinin sonunda hayatta kalma mücadelesi bitiyordu sanmayın çünkü ölmediğin sürece mücadelen devam ediyordu. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde kendini gerçekleştirme basamağına çıkmak için adım adım ilerlemen gerekmektedir ama alt piramitler dolduğunda bile kendinle mücadelen bitmez, kendini bulma yolculuğu uzun bir süreçtir. Kahramanların hayat mücadelelerini, yaptıkları seçimlerini, vazgeçişlerini bazen mutlulukla bazen de üzülerek izlersin ama onları o yapan yaptıkları seçimlerdir. Hayatta kalma mücadelesinde ne kadar sorumluluk alırsan ve dürtülerinle kendini ne kadar bütünleştirirsen o kadar şansın artar. Durumlar değişince iyi ve kötünün tanımı da değişir Sineklerin Tanrısı filmi gibi mücadeleyi kazananlar bize göre kötü olabilirlerdi ama o zaman kendileri için en iyisi onlardı.



Bu yazı 1001 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI