Bugun...


Psk.Dan. Demet YEŞİLKÖY

facebook-paylas
“ENSEST” GERÇEĞİ
Tarih: 16-05-2019 14:45:00 Güncelleme: 16-05-2019 14:45:00


Çocuk istismarı, büyük bir toplumsal sorun olarak karşımızda bulunmaktadır ve çocukluk dönemi cinsel istismarlarının büyük bir kısmını çocuğun aile içindeki cinsel istismarı yani ensesti oluşturmaktadır (WHO, 2003; 84).

Ensest nedir?

Ensestin tek ve kesin bir tanımını bulunmamakla birlikte Amerikan Sağlık, Eğitim ve Koruma Bölümü'nün 1980'deki tanımına göre; ensest, aile içinde ana-baba figürüne, gücüne ve otoritesine sahip kişilerin çocuğu cinsel anlamda istismar etmesi olarak kabul edilmiştir.

Dünya düzenine baktığımızda, hatta insanlığın varoluşuna kadar indiğimizde ensest, yalnızca bugün değil, her dönemde görülen bir vaka olmuştur. Eski Roma’da da vardı, Eski Yunan’da da... Hatta öyle ki bazı eski toplumlarda anne hamileyse ve biri erkek biri kız, ikiz bebek doğurmuşsa öldürüyorlarmış; çünkü anne karnında cinsel ilişkiye girdikleri düşünülüyormuş.  Bazı yerlerde bu yaşanırken, bazı yerlerde ise, mesela Antik Mısır’da, ensestin dinsel ve siyasal nedenleri vardı. Ensest üst sınıfa özgü bir durumdu ve firavun kız kardeşiyle evlenebiliyordu. Mısır gibi ensestin normal karşılandığı başka medeniyetler de vardı ancak örneğin; Hititler, kardeşlerin birbirleriyle evlenmelerini yasaklamış ve yasal yaptırım olarak ölüm cezasını belirlemişti. Öyle ki kardeşler arası evlilik şöyle dursun, birinci derece akrabalığın sonu da ölümdü.

Türkiye’de sevgi kavramı gelenek göreneklerimizde dokunma üzerine geliştiğinden maalesef istismara çok açık bir toplum yapısı bulunmaktadır. Her ne kadar üstü örtülmeye çalışılsa da, "Müslüman toplumlarda böyle bir şey yok” dense de ülkemizde yok sayılamayacak bir kavramdır ensest. Herkes, hepimiz bunun olduğunu biliyoruz, yalnızca sesli dile getirmiyoruz.

Peki, içimiz nasıl rahat ediyor bildiğimiz halde susarken?

Sezgin (1993)  tarafından Türkiye’de yapılmış klinik bir çalışmanın bulgularına göre  ensest saldırganlarının %57'sini öz babalar, %4'ünü öz ağabeyler, %13'ünü yakın akrabalar, %26'sını ise ikinci dereceden akrabalar oluşturmaktadır.

 

Türk Ceza Kanunu Ne Diyor?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun yanı sıra 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 6. maddesine göre de "Adli ve idari merciler, kolluk görevlileri, sağlık ve eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, korunma ihtiyacı olan çocuğu Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na bildirmekle yükümlüdür."

Çocuk cinsel istismar vakalarının adli süreçlerine bakıldığında, devlet görevlilerinin yaptığı ihbarlar, kurban çocukların ya da ebeveynlerinin başvurularından daha fazla; ancak üçüncü şahısların yaptığı ihbarlardan daha azdır. Devlet görevlileri arasında çocuk cinsel istismar vakalarını bildirenlerin başında okul psikolojik danışmanları bulunmakta, sağlık ve sosyal hizmet görevlileri ise nadiren bildirimde bulunmaktadır.

Fakat bazen öğretmenlerin; çocuğun ve kendilerinin güvenliğinin tehdit altında olduğuna inandıkları durumlarda verdikleri rehberlik hizmeti, olayı açığa çıkarmak yönünde adım atmak yerine çocuğa dert ortağı olmakla sınırlı kalabilir. Bazen de; nasıl ki aile, cinsel istismarın ortaya çıkmasını “aile namusunun lekelenmesi” olarak algılıyorsa, aynı zihniyetteki okul yöneticisi de okulunda ensest mağduru bir öğrencinin olduğunun ortaya çıkmasını “okulun namusunun lekelenmesi” olarak algılayabilir ve gizlemeyi seçebilir.

Fakat unutulmamalıdır ki; cinsel istismar veya ensestin gizli kalması, çocuk veya gencin istismarının yıllar boyunca devam etmesi demektir. Aile dışından biriyle paylaşılmasına rağmen istismar olayının devam etmesi, saldırganın cesaretini, mağdurun ise çaresizlik hissini arttıran bir durumdur.  Bir çocuğu böyle bir travma ile baş başa bırakmak da her şeyden önce insani yönümüzü yaralayan bir durumdur.

 

"Çocuklar her türlü ihmal ve istismardan korunmalı, Onlar her koşulda yetişkinlerden daha özel ele alınmalıdır."    - ATATÜRK

 

Okulda Yapılabilecekler ve Öğretmenlerin Sergilemesi Gereken Yaklaşımlar

*** Cinsel istismar durumlarında çocuğun beyanının doğruluğu sorgulanmadan, beyanı esas kabul edilerek; Türk Ceza Kanununun 279. maddesi gereğince bildirimler adli ve kolluk birimlerine ivedi bir şekilde yüz yüze ya da telefon yoluyla yapılmalıdır.

Çocuğa Yaklaşım:

•         Empati kurmalı

•         Onunla olumlu iletişim sağlamalı

•         Çocukların duyguları arasındaki ayrımı belirlemelerinde yardımcı olmalılar.

•         İhmalin ve istismarın onun suçu olmadığını fark etmesi sağlanmalıdır.

•         Çocuğun olumlu arkadaş çevresiyle iletişim kurması desteklenmeli, düşüncelerini ve tepkilerini arkadaşlarına nasıl dile getireceği konusunda kendisine yardım edilmelidir.

•         Mağdur çocuğa acınmamalı, aşırı odaklanılmamalı veya diğer öğrencilerin anlayacağı şekilde farklı davranılmamalıdır. Mağdur çocuklarında normal görünmek ve diğer çocuklara benzemek istediği de unutulmamalıdır.

 

 

Öneri Film: “Atlı Karınca”

Öneri Kitap: “Kardeşini Doğurmak”

                                                                                             

                                                                                                Demet YEŞİLKÖY                   

                                                                                                Psikolojik Danışman

 

 

KAYNAKÇA

Çavlin Bozbeyoğlu, A.& Diğerleri.(2010). Ailenin Akarnlık Yüzü: Türkiye’de Ensest. Sosyoloji Araştırmaları Dergisi, 3(1), 26-27.

Rezan Çeçen, A.(2007). Çocuk cinsel istismarı: Sıklığı, etkileri ve okul temelli önleme yolları. Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, 4, 10-11, ISSN: 1303-5134

Sanay, B.(2018). Kardeşini Doğurmak-Türkiye'de Ensest. İstanbul: Doğan Yayınevi.

Türk Ceza Kanunu.  26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, Altıncı Bölüm, Madde 103 (http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5237.html) 07.05.2019.

Sezgin, A. U. 1993.Ensestin Psikosoyal ve Adli Yönden İncelenmesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi (İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Estitüsü).

 “ENSEST” GERÇEĞİ

Çocuk istismarı, büyük bir toplumsal sorun olarak karşımızda bulunmaktadır ve çocukluk dönemi cinsel istismarlarının büyük bir kısmını çocuğun aile içindeki cinsel istismarı yani ensesti oluşturmaktadır (WHO, 2003; 84).

Ensest nedir?

Ensestin tek ve kesin bir tanımını bulunmamakla birlikte Amerikan Sağlık, Eğitim ve Koruma Bölümü'nün 1980'deki tanımına göre; ensest, aile içinde ana-baba figürüne, gücüne ve otoritesine sahip kişilerin çocuğu cinsel anlamda istismar etmesi olarak kabul edilmiştir.

Dünya düzenine baktığımızda, hatta insanlığın varoluşuna kadar indiğimizde ensest, yalnızca bugün değil, her dönemde görülen bir vaka olmuştur. Eski Roma’da da vardı, Eski Yunan’da da... Hatta öyle ki bazı eski toplumlarda anne hamileyse ve biri erkek biri kız, ikiz bebek doğurmuşsa öldürüyorlarmış; çünkü anne karnında cinsel ilişkiye girdikleri düşünülüyormuş.  Bazı yerlerde bu yaşanırken, bazı yerlerde ise, mesela Antik Mısır’da, ensestin dinsel ve siyasal nedenleri vardı. Ensest üst sınıfa özgü bir durumdu ve firavun kız kardeşiyle evlenebiliyordu. Mısır gibi ensestin normal karşılandığı başka medeniyetler de vardı ancak örneğin; Hititler, kardeşlerin birbirleriyle evlenmelerini yasaklamış ve yasal yaptırım olarak ölüm cezasını belirlemişti. Öyle ki kardeşler arası evlilik şöyle dursun, birinci derece akrabalığın sonu da ölümdü.

Türkiye’de sevgi kavramı gelenek göreneklerimizde dokunma üzerine geliştiğinden maalesef istismara çok açık bir toplum yapısı bulunmaktadır. Her ne kadar üstü örtülmeye çalışılsa da, "Müslüman toplumlarda böyle bir şey yok” dense de ülkemizde yok sayılamayacak bir kavramdır ensest. Herkes, hepimiz bunun olduğunu biliyoruz, yalnızca sesli dile getirmiyoruz.

Peki, içimiz nasıl rahat ediyor bildiğimiz halde susarken?

Sezgin (1993)  tarafından Türkiye’de yapılmış klinik bir çalışmanın bulgularına göre  ensest saldırganlarının %57'sini öz babalar, %4'ünü öz ağabeyler, %13'ünü yakın akrabalar, %26'sını ise ikinci dereceden akrabalar oluşturmaktadır.

 

Türk Ceza Kanunu Ne Diyor?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun yanı sıra 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 6. maddesine göre de "Adli ve idari merciler, kolluk görevlileri, sağlık ve eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, korunma ihtiyacı olan çocuğu Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na bildirmekle yükümlüdür."

Çocuk cinsel istismar vakalarının adli süreçlerine bakıldığında, devlet görevlilerinin yaptığı ihbarlar, kurban çocukların ya da ebeveynlerinin başvurularından daha fazla; ancak üçüncü şahısların yaptığı ihbarlardan daha azdır. Devlet görevlileri arasında çocuk cinsel istismar vakalarını bildirenlerin başında okul psikolojik danışmanları bulunmakta, sağlık ve sosyal hizmet görevlileri ise nadiren bildirimde bulunmaktadır.

Fakat bazen öğretmenlerin; çocuğun ve kendilerinin güvenliğinin tehdit altında olduğuna inandıkları durumlarda verdikleri rehberlik hizmeti, olayı açığa çıkarmak yönünde adım atmak yerine çocuğa dert ortağı olmakla sınırlı kalabilir. Bazen de; nasıl ki aile, cinsel istismarın ortaya çıkmasını “aile namusunun lekelenmesi” olarak algılıyorsa, aynı zihniyetteki okul yöneticisi de okulunda ensest mağduru bir öğrencinin olduğunun ortaya çıkmasını “okulun namusunun lekelenmesi” olarak algılayabilir ve gizlemeyi seçebilir.

Fakat unutulmamalıdır ki; cinsel istismar veya ensestin gizli kalması, çocuk veya gencin istismarının yıllar boyunca devam etmesi demektir. Aile dışından biriyle paylaşılmasına rağmen istismar olayının devam etmesi, saldırganın cesaretini, mağdurun ise çaresizlik hissini arttıran bir durumdur.  Bir çocuğu böyle bir travma ile baş başa bırakmak da her şeyden önce insani yönümüzü yaralayan bir durumdur.

 

"Çocuklar her türlü ihmal ve istismardan korunmalı, Onlar her koşulda yetişkinlerden daha özel ele alınmalıdır."    - ATATÜRK

 

Okulda Yapılabilecekler ve Öğretmenlerin Sergilemesi Gereken Yaklaşımlar

*** Cinsel istismar durumlarında çocuğun beyanının doğruluğu sorgulanmadan, beyanı esas kabul edilerek; Türk Ceza Kanununun 279. maddesi gereğince bildirimler adli ve kolluk birimlerine ivedi bir şekilde yüz yüze ya da telefon yoluyla yapılmalıdır.

Çocuğa Yaklaşım:

  • Empati kurmalı
  • Onunla olumlu iletişim sağlamalı
  • Çocukların duyguları arasındaki ayrımı belirlemelerinde yardımcı olmalılar.
  • İhmalin ve istismarın onun suçu olmadığını fark etmesi sağlanmalıdır.
  • Çocuğun olumlu arkadaş çevresiyle iletişim kurması desteklenmeli, düşüncelerini ve tepkilerini arkadaşlarına nasıl dile getireceği konusunda kendisine yardım edilmelidir.
  • Mağdur çocuğa acınmamalı, aşırı odaklanılmamalı veya diğer öğrencilerin anlayacağı şekilde farklı davranılmamalıdır. Mağdur çocuklarında normal görünmek ve diğer çocuklara benzemek istediği de unutulmamalıdır.

 

 

Öneri Film: “Atlı Karınca”

Öneri Kitap: “Kardeşini Doğurmak”

KAYNAKÇA

Çavlin Bozbeyoğlu, A.& Diğerleri.(2010). Ailenin Akarnlık Yüzü: Türkiye’de Ensest. Sosyoloji Araştırmaları Dergisi, 3(1), 26-27.

Rezan Çeçen, A.(2007). Çocuk cinsel istismarı: Sıklığı, etkileri ve okul temelli önleme yolları. Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, 4, 10-11, ISSN: 1303-5134

Sanay, B.(2018). Kardeşini Doğurmak-Türkiye'de Ensest. İstanbul: Doğan Yayınevi.

Türk Ceza Kanunu.  26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, Altıncı Bölüm, Madde 103 (http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5237.html) 07.05.2019.

Sezgin, A. U. 1993.Ensestin Psikosoyal ve Adli Yönden İncelenmesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi (İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Estitüsü).

 



Bu yazı 442 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI