Bugun...


Psk.Dan. Barış KARATAŞ

facebook-paylas
ZEKA MI AKIL MI?
Tarih: 02-10-2020 22:39:00 Güncelleme: 02-10-2020 22:39:00


‘’İnsan talihsizlikten ve mutsuzluktan değil

Akılsızlıktan korkmalıdır’’

Thomas Cariyle

 

 

Birbiriyle bağlantılı olup hatta çoğu zaman da birbirinin yerine kullanılan başka iki kavram daha yoktur herhalde. Ne mi onlar? Zekâ ve Akıl...

Zekâyı açıklamaya çalışırken kuramlardan veya zekâ türlerinden vs genişçe bahsetmek yerine olayı farklı bir kategorizasyon üzerinden açıklamaya çalışacağım.  Ortaya atılan kuram ve tanımlamalardan ziyade zekâyı; geri zekâ, orta zekâ ve ileri zekâ olmak üzere üç başlık altında inceleyeceğim. Bu üçünü bir skala üzerinde düşünürsek en altta geri zekayı, en üstte ileri zekayı ve arada ise orta zekayı konumlandırabiliriz. Geri zekâlılar herhangi bir konu üzerine veya hayat ve doğa üzerine düşünemezler. Bu yüzden bilmediklerinden ve bilmek için de herhangi bir çaba sarf edemediklerinden dolayı dogmalara tutunmaları kaçınılmazdır. Bu bağlamda baktığımız zaman ileri zekâlıların da geri zekâlılardan pek farkı yoktur. Nasıl ki geri zekâlılar bilmediklerinden ötürü dogmalara tutunuyorlar ise, ileri zekâlılar da çok bildiklerinden ötürü bildikleri fikrine tutunurlar. Bu durumda makbul olan sınıf, arada kalmışlar olan orta zekâlılar sınıfıdır. Onlar kimi zaman emin olur, kimi zaman kuşku duyar. Kimi zaman hakikati bulduğunu, kimi zaman da cehaletin dibine battığını düşünür. Fakat diğer ikisi sınıf ise daima emindir.

Akıl kavramına baktığımız zaman ise zekâ gibi tanımlanabilecek bir şey değil gibi görünüyor ve nedir diye sorulduğunda tatmin edici bir cevap verilebileceğini tahmin edemiyorum. Fakat zekâ üzerine konuşmak daha basittir. Hâlihazırda İnsan vücudunda kendine yer edinebileceği ve onun üzerinden tanımlayabileceğimiz bir organ dahi vardır o da beyindir. Gelişen teknoloji ile birlikte (Fonksiyonel MR denilen) beyin görüntüleme cihazları sayesinde beynin aktivitelerini gözlemlemek mümkün hale gelmiş ve onun bilgisini edinme düzeyi de epey artmıştır.  Zekâ beynin birtakım bölgelerinin çalışma faaliyetleri doğrultusunda tanımlanabilecekken akıl için böyle bir bölge mevcut değildir. Daha soyut ve daha nitelikseldir. Zekâ, duyu düzeyinde bir düşünme faaliyeti iken, akıl daha imgesel bir düzeyde düşünebilme gerektirir. Yani akıl etmek, zekâdan daha yüksek bir soyutlama mertebesidir ve insan olabilme yolculuğunun son durağıdır.

Zekâ ve akıl… "İkisi aynı şey midir?" Sorusuna tekrar dönersek, elbette aynı şey değildir diyebiliriz. Zekâ metriktir, hesaplarla sayı ve sembollerle ifade edilir ve nicelik belirtir. En azından ölçme araçlarından çıkan sonuçlarla bunu söylemek mümkün. Zekâ yerine bilişsel kapasite sözcüğünü kullanıp, bu kapasitenin de artırılabilir bir şey olduğunu söyleyenler de vardır. Akıl ise bambaşka bir şeydir, nitelik belirtir ve özseldir.  Zekâ, öğrenebilme; akıl ise tefekkür ile bağdaşır. Zekâ ile nesnenin bilgisini ve iyiyi, akıl ile de doğruyu elde ederiz. Şöyle de diyebiliriz: İyi öğrenebilen, bilişsel kapasitesi yüksek birine zeki; tefekkür edebilen, feraset ve irfan sahibi birine de akıllı diyebiliriz. Zekâ sahibi olmak muhasebe yapabilmeyi, akıl sahibi olmak da hikmet sahibi olmayı gerektirir.



Bu yazı 146 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI