Bugun...


Psk.Dan. Barış KARATAŞ

facebook-paylas
BİLİNÇDIŞI MI BİLİNÇALTI MI?
Tarih: 08-06-2020 01:45:00 Güncelleme: 08-06-2020 02:00:00


Bilinçdışı bir dil gibi yapılanmıştır.

J. Lacan

Freudyen psikolojinin temel kavramlarından biri (belki de en temeli) bilinçdışıdır. Hem Freud’un hem de daha sonrasında takipçilerinin de önemle üzerinde durduğu bir kavram olmakla birlikte her geçen gün biraz daha kompleks bir yapı haline gelmeye başlamıştır. Bu nedenle bir tanım yapacakken ‘’Bilinç düzeyine çıktığı anda bireyi rahatsız edecek olan arzu ve dürtülerin itilip saklandığı yerdir’’ şeklinde yazıp bırakmak Freud’a ve takipçilerine hayli haksızlık olacaktır. Bir başka tanım olarak ‘’Bilinçdışı, kişiler-ötesi somut söylemin, öznenin bilinçli söyleminin devamlılığını sağlamasında eksik kalan kısımdır’’.  Ya da ‘’Bilinçdışı, geçmişin bir boşlukla damgalı ya da bir yalanla işgal edilip sansüre uğramış bölümüdür’’. Bu ve bunun gibi birçok tanım literatürde mevcuttur. Ve her ne kadar birbirinden çok farklı gibi görünse de biraz irdelenip üzerine düşünüldüğü takdirde hepsinin aynı kapıya çıktığını söylemek mümkün.

            Öncelikle ‘’Bilinçaltı’’ ve ‘’Bilinçdışı’’ kavramlarını ayırt etmek gerek. Bilinçaltı, dikkatimizi yoğunlaştırdığımız algılarımızı, bazı otomatik hareketlerimizi, fikir çağrışımlarını, hatta üzerinde bilinçli olarak düşünmediğimiz halde bir anda olgunlaşmış olarak bilinç alanında bulduğumuz fikirlerimizi vs. ilgilendirir. Buna karşılık bilinçdışı, toplum tarafından kabul edilmeyen arzuların bastırılması ve tamamen bilincin alanının dışında tutulması ile oluşur.  Aynı şekilde, çocukluk çağının tüm travmatik anıları da (ki bu anılar da doğrudan toplum tarafından kabul edilmeyen arzular ile ilişkilidir) bilinçdışının materyalleri arasındadır.  Bu durumda bilinçdışına bastırma, toplumsal Ben’in ilkel dürtülere karşı kendini koruduğu bir ‘’savunma düzeneği’’ olarak karşımıza çıkar (Tura, 2017).

Saffet Murat Tura’nın yapmış olduğu bu ayrımda ‘’Çocukluk travmaları, bastırma, toplumsal ben’’ gibi mekanizmaları içinde barındırdığından ötürü kullanılması gereken sözcük elbette Bilinçdışı olacaktır. Meseleye etimolojik bağlamda bakacak olursak sonuç yine değişmeyecektir. Bilinçdışı denildiğinde belirtilmek istenen olgunun yapılandırılmasına etki eden değişkenler göz önünde bulundurulursa karşımıza kompleks bir yapı çıkacak ve dolayısıyla sınırları da çizilemeyecektir. Konu bilinçdışı ise, üzerine konuşulmadan geçilmemesi gereken önemli kavramlardan biri de Bastırma ve Direnç’tir. Gerek birey tarafından istenmeyen, gerekse toplumun kabul ve onayını almayacak davranışların bilinçdışında tutulması işlemine bastırma diyoruz. Fakat bunun bilinçli bir eylem olarak bilinmesinin aksine tamamıyla bilinçdışıdır. Orada tutulması esnasında sarf edilen çabaya ise direnç diyebiliriz. İşte terapötik süreç o direncin kırılıp analizanın farkındalık kazanmasıyla başlayacaktır. Bu da o istenmeyen dürtülerin bilinç düzeyine çıkarılıp yeniden yapılandırılmasıyla mümkündür. Bu bağlamda baktığımız zaman karşımıza çıkacak olan sözcük yine Bilinçdışı olacaktır.

Peki, bunca meslek elemanı ve üretmiş oldukları kaynaklar varken, bilinçdışı yerine bilinçaltı sözcüğünün yaygın olarak kullanılması basit bir çeviri hatası olmasa gerek. Bunun bir diğer sebebi de, hiçbir yetkinlikleri olmadığı halde ruh sağlığı uzmanlığı rolüne bürünüp, ‘’Bilinçaltı temizliği’’ gibi tamamen safsata olan birtakım tekniklerle şifa dağıttığını iddia eden şarlatanlar ve türevleridir. Psikanalizin bu denli popüler bir kuram olmasının yanında, kavram ve doğurgularının da fazlasıyla tartışmaya açık olup ve hala tartışılıyor olması gibi etkenler de onu istismara açık bir hale getirdiğini söylemek mümkün. Bu durumun ise bir meslek istismarı olduğu açık bir şekilde görülmektedir. Gerçekten bu işin eğitimi alıp uzmanlık kazanmış meslek elemanları bu konuda hassasiyet göstermektedir fakat ülkede yasal düzlemde bunu destekleyecek bir ruh sağlığı yasası olmadığından çabaları havanda su dökmekten öteye geçmemektedir ne yazık ki.

KAYNAKÇA

Castanet, H. (2017). Lacan’ı Anlamak. İstanbul: Encore

Tura, S. M. (2017). Freud’dan Lacan’a Psikanaliz. İstanbul: Kanat



Bu yazı 1110 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI