Bugun...


Psk.Dan. Aslı ŞENCAN

facebook-paylas
DUYGUSAL ZEKANIN GELİŞİMİ
Tarih: 26-08-2020 20:14:00 Güncelleme: 26-08-2020 20:14:00


Duygusal zeka, en genel tanımıyla kişinin kendi duygularının ve başkalarının duygularının farkında olma becerisidir. Duygusal zeka (EQ), insan ilişkilerinden iş hayatına kadar yaşamımızın birçok alanını etkileyen önemli faktörlerden birisidir. Bu konuda yapılan birçok bilimsel araştırma, başkalarının duygularını kontrol edebilme yeteneğini de kapsayan ve bazı insanlarda görülen yüksek EQ seviyesinin, yüksek IQ seviyesinden bile daha etkili olduğunu vurgulamaktadır.

Goleman’a göre duygusal zeka beş alanda incelenebilir; özbilinç, duyguları idare edebilmek, kendini harekete geçirmek,  başkalarının duygularını anlamak (empati) ve ilişkileri yürütebilmek.

Özbilinç:

Özbilinç; kendini ve duygularını tanımak ve bu farkındalığı davranışlara rehber olacak şekilde kullanmak ve kendini açık bir biçimde ifade edebilmektir. Özbilinç sahibi bireyler, kendilerini tanır, duygularının farkında olurlar. Ayrıca duygularını ifade edebilir; duygu, düşünce ve inançlarını güvenle dile getirebilirler.

Duyguları İdare Edebilmek:

Kendini yatıştırma, yoğun endişelerden, karamsarlıktan, alınganlıklardan kurtulma yeteneği gibi yetenekleri kapsar. Bu yeteneği zayıf olan kişiler sürekli huzursuzlukla mücadele ederken, güçlü olanlar ise hayatın sürprizleri ve terslikleriyle karşılaştıklarında kendilerini daha kolay toparlayabilmektedirler.

Kendini Harekete Geçirmek:

Duyguları bir amaç doğrultusunda toparlayabilme, dikkat edebilme, kendini harekete geçirebilmek ve kendine hakim olabilme yeteneğidir.

Başkalarının Duygularını Anlamak(Empati):

Empati, bireyin başkalarının duygularına karşı duyarlı davranarak bu duyguları anlaması ve yorumlamasıdır. Empatik olmak, diğer insanları “duygusal anlamda okumak” anlamına gelir.

İlişkileri Yürütebilmek:

İlişki sanatı başkalarının duygularını idare edebilme becerisidir. Bu beceriler popüler olmanın, liderliğin, kişiler arası etkililiğin altında yatan unsurlardır. Bu becerilerini iyi geliştirmiş kişiler, insanlarla sürtüşmesiz bir etkileşim sürdürmeye dayalı her alanda başarılı olur ve parlak bir sosyal yaşam sürdürürler. (Goleman, 1996).

Her insan duygusal zekanın bu beş farklı alanındaki yetenekleri açısından farklılıklar gösterir. Örnek verecek olursak, bazı bireyler başkalarının kaygılarını yatıştırma konusunda çok becerikli olmalarına rağmen aynı beceriyi kendi duygularını yatıştırma konusunda gösteremeyebilirler. Aynı şekilde, bazı bireyler hem başkalarının kaygılarını hem de kendi kaygılarını yatıştırabilme konusunda beceri sahibi olabilirler.

Duygusal zeka, doğuştan gelen bir özelliktir ve hayatın ilk yıllarında gelişmeye başlar. Duygusal zeka gelişimi açısından en önemli faktör çocuğun yetiştiği aile ortamıdır. Çünküaile yaşamı, çocuğa duygusal derslerin verildiği ilk okuldur. Bu duygusal dersler sadece anne babanın çocuklarına doğrudan söyledikleri ve yaptıkları ile değil, kendi hislerini ifade edişleriyle ve aralarındaki etkileşim modeliyle de verilir. (Goleman, 1996). Ebeveynlerin çocukları ile olan ilişkileri ve yaşamın ilk yıllarında onlara kazandırdıkları tecrübeler, çocukların duygusal ve beyin gelişimlerinin yanı sıra onların gelecekteki tutum ve davranışları üzerinde de etkilidir.

Çocuklara özel zaman ayırmak, onlarla iyi ilişkiler içinde olmak çocukların özgüvenlerinin gelişmesinde ve başkalarıyla da iyi ilişkiler içinde olmalarında etkili olmaktadır. Aile içinde duygusal ihtiyaçlarına karşılık verilen, duyguları eleştiriye maruz kalmadan dinlenip anlaşılan çocuklar, anne-babalarına güven duyar ve bir sorun yaşadıklarında bunu rahatça aileleriyle paylaşabilirler.

Çocuklarının duygularını önemsemeyip duygusal ihtiyaçlarına karşılık vermeyen anne-babalar, onların hem zihinsel gelişimine hem deduygusalzekalarının gelişimine engel olurlar. Şiddete eğilimi olan çocuklar genelde aileleri tarafından önem verilmemiş, sürekli eleştiriye maruz kalmış, anlaşılmamış ve ağır cezalara maruz kalmış çocuklardır.

Mayer'in yaptığı bir araştırmada duygusal zekası daha yüksek olan bireylerin, duygusal zekası daha düşük olan bireylere göre, kendilerinin ve karşılarındakilerin duygularını daha iyi tanımladıkları, eylemlerini bu bilgilere göre seçtikleri ve akran baskısına daha dirençli oldukları saptanmıştır. Ayrıca çocuğun gelişim süreçlerini yönlendirecek iletişim ortamları sağlamanın duygusal zekanın gelişimiyle yakından ilişkili olduğu düşünülmektedir.

IQ ile ölçülen zeka, bireylerin okul ve iş yaşamındaki başarısını belirleyen değişmez bir faktör değildir. Ortalama IQ seviyesine sahip çocukların, yüksek IQ'lu çocuklara göre daha başarılı olduğu durumlar da bulunmaktadır. İşte bu durumda etkili olan faktör EQ' dur. Yani mutlu, sosyal ve üretken bireyler için yüksek IQ kadar yüksek EQ da önem taşımaktadır.

 

 

KAYNAKÇA

İsmen, A. (2004). Duygusal Zeka ve Aile İşlevleri Arasındaki İlişki. Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi , 7 (11) , 55-75. Erişim adresi: https://dergipark.org.tr/tr/pub/baunsobed/issue/50343/651903

Maboçoğlu, F. (2006). Duygusal Zeka ve Duygusal Zekanın Gelişimine Katkıda Bulunan Etkenler. (Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi, Ankara). Erişim adresi: https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/28834/3358.pdf?sequence=1&isAllowed=y

Tuğrul, C. (1999). Duygusal Zeka, Klinik Psikiyatri Dergisi, 2(1): 12-20. Erişim adresi: http://www.klinikpsikiyatri.org/jvi.aspx?pdir=kpd&plng=tur&un=KPD-21377

Çocuklarda Duygusal Zeka Gelişimi. (2019, 6 Şubat). Erişim adresi: http://www.psychologies.com.tr/cocuklarda-duygusal-zeka-gelisimi

 



Bu yazı 530 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI