Bugun...


Meryem KALYON

facebook-paylas
AKLIM KARIŞTI
Tarih: 03-04-2019 11:13:00 Güncelleme: 03-04-2019 11:13:00


8 Aralık 1999 yılında yayınlanmaya başlanan Biyografi, Dram konulu Aklım Karıştı (Girl, Interrupted) filminin senaryosu James Mangold ve SusannaKaysentarafından yazılırken, yönetmenliğiniJames Mangold gerçekleştirmiştir. Başrollerinde sınır hattı kişilik bozukluğuna sahip yazarSusannaKaysen adında bir genç kızı canlandıran Winona Laura Horowitzve psikopat bir kişiliğe sahip Lisa Rowe’u canlandıran Angelina Jolie rol almaktadır.

Film, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (57.Altın Küre Ödülleri-2000), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (72.Oscar Ödülleri-2000) ödüllerine sahiptir.

Film ‘‘90’lı yılların Guguk Kuşu’’ ya da ‘‘Guguk Kuşunun Dişi Versiyonu’’ olarak da tanımlanmaktadır. Film aynı zamanda SusannnaKaysen’in aynı adı taşıyan romanından, başarılı filmleriyle bütün dünyaya kendini kanıtlayan James Mangold tarafından sinemaya uyarlanmış.

18 yaşındakiSusannabir kutu asprin ile bir şişe votkayı beraber tüketmesinin ardından hastaneye kaldırılır ve midesi temizlenir. Daha sonra ailesinin de isteği üzerine kendi rızasıyla tüm sorumluluğu hastaneye veren o imzayı atıp‘‘Clymoore’’ Akıl Hastanesine yatar. O dönemlerde ABD akıl hastanelerinde, hasta hastaneye yatarken attığı imza ile çıkış yetkisini hastaneye devredermiş.Susanna’nın hastanede geçirdiği 18 ay kendini keşfetme süreci haline gelir.

Susanna, bir şişe asprin ve bir şişe votka içip intihara teşebbüs etmiştir;  sürekli gerçek ya da hayali bir terk edilmeden kaçınmak için çılgınca çaba harcamaktadır, bu yüzden günübirlik ilişkiler yaşamaktadır. Filmde Susanna’nın ara ara ruh halindeki ani iniş ve çıkışlar dikkat çekmektedir bu durum da sağlıksız bir benlik algısına sahip olduğunu göstermektedir. Sık sık zaman algısını yitirip geçmişe dönüp durduğu görülmektedir. Kendisine sorulan her soru karşısındasürekli kendini savunması dikkat çekmektedir. Bütün bu belirtilerBorderline (Sınır) Kişilik Bozukluğuna aittir.Borderline (Sınır) Kişilik Bozukluğuna sahipbireyler, dışlanma ve algılanan terk edilmeye karşı şiddetli bir duyarlılığa sahiptir ve terk edildiklerini hissettikleri zaman patlayan bir öfke veya kendine zarar verme ve intihar davranışıyla tepki verirler. Genelde savunmacı kişilikte insanlar oldukları için dışarıdan birinin, bu kişilerinin bir ruhsal rahatsızlığı olduğunun farkına varmaları ancak çok detaylı muayene ile mümkün olur.

Filmin başında  “Hiç rüyayıhayatla karıştırdığınız oldu mu ya da paranız olduğu halde bir şey çaldığınız mı, hiç hüzünlü oldunuz muya da olduğunuz yerdeyken trenin içindeymiş gibi hareket ettiğiniz, belki de gerçekten deliydim ya da 1960’lar öyleydi ya da kız olmanın doğal haliydi, tuzağa düşmüş gibi’’ diye geçen konuşmaSusanna’nındurumunu en iyi ifade eden cümleydi diyebiliriz.

Bir süre sonra Susanna hastanede; tehlikeli, sosyopat teşhisi almış fakat bir o kadar etkileyici ve karizmatik Lisa isminde bir kadın tanır ve onun arkadaş grubuyla yakınlaşır. Bu yakınlaşma onu olumsuz etkiler.

Filmde üzerinde durulması gereken önemli bir diğer kişilik de Lisa’dır. Lisa karakterine bakarsak, bu karakter üzerinden Antisosyal Kişilik Bozukluğu gerçekçi bir şekilde işlenmiştir. Hırsızlık, sık sık kavga etme, saldırganlık, sorumsuzluk, kendisinin ve başkalarının güvenliğini umursamama, sinirlilik, başkasını incitme ve kötü davranması üzerine bu duruma aldırmazlık gösterme yani vicdan azabı çekmeme bu karakter üzerinden çarpıcı bir şekilde gözler önüne serilir.

Filmin ilerleyen sahnelerinde Susanna ve Lisa hastanede karıştıkları bir olay yüzünden ayrı koğuşlara konulurlar. Birkaç gün sonra bir fırsatını bulup hastaneden kaçarlar. Bu zaman diliminde bir cinayete tanık olurlar. Lisa bunu umursamayıp ortadan kaybolurken Susanna çok etkilenir ve kaçtığı hastaneye teslim olur. Bunun ardından Susanna yaşadığı şok ve Lisa’dan uzak kalmanın etkisiyle bir iyileşme sürecine girmiş olur.Hastanede geçirdiği süre içinde en büyük destekçisi siyah hemşire ValerieOwens olmuştur.

En aklı başında duran Susanna’nın kimileri deli olduğuna inanmamaktadır, kimisi ise zamanla iyileşeceğini ve daha iyi olacağını düşünmektedir. PekiSusanna gerçekten akıl hastası mı, yoksa değil mi?

Filmin sonunda Susanna ‘‘Hiç deli olmuş muydum belki, belki de hayat öyle. Deli olmak kırılmak demek değil ne de karanlık bir sırrı unutmak. Sadece senin veya benim fazla genleşmiş halimiz’’ diyerek her akıl hastanesinde yatanı deli olarak görmenin yanılsamasını bu filmi izlerken anlayacaksınız.                                                                     

Filme genel olarak bakarsak; filmin akıl hastanesinde çekilmesi, hastalar arasındaki ilişki, hastaların duyguları ve hisleri, terapist ile Susanna arasındaki diyaloglar, aile terapisindeki işleyiş ve diyaloglar, hastane çalışanları ve hastalar arasındaki duygusal aktarım sahnelerini izlemek bir nevi staj niteliğindedir.



Bu yazı 565 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI