Bugun...


Meryem KALYON

facebook-paylas
MR. NOBODY (BAY HİÇ KİMSE) VE VAROLUŞÇU TERAPİ
Tarih: 21-08-2021 11:33:00 Güncelleme: 21-08-2021 11:33:00


12 Eylül 2009 yılında yayımlanmaya başlanan bilim kurgu türündeki Mr. Nobody, diğer adıyla ‘‘Bay hiç kimse’’ 118 yaşındaki son ölümlü olan Nemo’nun tercihleri üzerine şekillenir. Filmin başrollerinde Nemo’ya can veren ve olayların merkezinde yer alan Jared Leto, Nemo’nun üç aşkından biri olan Anna karakteri için Juno Temple, Jean için Linh Dan, Ellise karakteri için Sarah Polley yer alır. Ayrıca Nemo’nun babası rolünde Rhys Ifans, annesi rolünde ise Natasha Little yer almaktadır.

 


Hikayeye göre her çocuk doğmadan önce nasıl bir hayat seçtiğini görür ve melekler o doğmadan dudağına dokunur böylelikle her birimiz hem yaşayacağımız hayatı seçer hem de bunu hatırlamadan dünyaya geliriz. Ancak melekler Nemo’nun dudağına dokunmayı unutur ve Nemo hayatıyla ilgili geleceğe dair yaptığı tüm tercihlerin sonucunu bilir.
Filmde vurgulamak istediğim kısımda tam olarak burası. Hepimiz günlük hayatta sonucunu bilmeden yüzlerce tercih yapıyoruz. Acaba insanoğlu bunların sonucunu bilseydi nasıl bir hayat sürerdi ve yaptığımız tercihler hayatımızı nasıl etkiliyor? Tam burada filmde geçen bir sözü eklemek istiyorum: “Daha önce neler olacağını bilmediğinden seçim yapamıyordu; şimdiyse neler olacağını bildiği için seçim yapamıyor.” Yaşadığımız her şeyin sonucunu bilseydik nasıl bir yaşam sürerdik sorusunun cevabı her kesim için bu filmde özetleniyor.

 


Film; paralel evren, güvercinin batıl inancı, edimsel koşullanma, sicim teorisi, tercih, seçim, vb. birçok konuya değinmiştir. Ve olaylar geçmiş, şuan, gelecek; hepsinde yapılan tercihlerin ne gibi sonuçlar doğuracağı hepsi iç içe verilmiş. Bu yüzden dikkatle izlenmesi gereken bir filmdir. 

 


Filmin ismi Mr. Nobody, Nemo’nun soyadı yani ‘‘Hiç kimse’’ anlamına gelmektedir. Nemo ismi ise Latince Nobody kelimesine eştir. Peki neden ‘‘Hiç kimse’’… İnsan yaptığı tercihlerin sonucu ile bir bütünlük, kimlik kazanır. Yani yaptığımız tercihler sonrasında şuan ki biz oluruz. Eğer tercih yapmazsak; kararlarımızı, kimlik krizlerini ertelersek ve atlatmazsak, umursamaz ve boş vermişlik ile bir ömür devam ettirirsek ne kadar kalıcı kararlar verebiliriz veya kimlik krizi bile yaşamadan, kendisiyle ilgili önemli konularda araştırma yapmadan başkalarının verdiği kararları kabul ederse nasıl kendimizi inşa edebiliriz? Film adına Varoluşçu kuram açısından bakıldığınsa ise kişilerin aynı zamanda diğer varlıklarla ve doğayla ilişki kurmak için dış dünyaya açılma isteği içinde oldukları kabul edilir. Her birimiz, kişisel kimliğimizi bulmak veya yaratmak için bir ben ararız. Ancak bu seçimle olur hiçbir şey tercih etmeyen insan kimliğini bulamaz yani Mr. Nobody/Bay hiç kimse olur.

 


Filmin başında Skinner’ın bir deneyi gösterilir. Güvercin bir kutuya koyulur, o kutudaki belli bir noktayı her gagaladığında bir kapak açılır ve ona yem verilirse, tıpkı Pavlov'un köpeği gibi, güvercin gagaladığı zaman ödüllendirileceğini zamanla öğrenir. Ama eğer bir gün güvercin gagalamadığı halde aynı kapak açılır ve yem verilirse kuş buna önce şaşırır, sonra hangi hareketi sonucu bu ödülü hak ettiğini bulmaya çalışır. (Ben bunu hak edecek ne yaptım?) Sözgelimi o sırada kanat çırpıyorsa, her kanat çırpışında kapağın açılacağına ve yemi hak edeceğine inanır. Bu aşamadan sonra o kapak her otuz saniyede bir açılacak şekilde otomatik olarak ayarlansa bile güvercin kapağın açılmasının kanat çırpmasıyla ilgisi olduğuna inanır. Buna da "güvercinin batıl inancı" denir. Bu örnek ile aslında güvercinin bile edimsel koşullanmanın etkisiyle seçim yaptığı, ona ödül verileceğine inandı tercihleri seçtiği gösterilmiştir.

 


Varoluşçu düşünce insanın kendini yaşamakta olduğu zaman içinde var edebileceği ve değiştirilebileceği ilkesine dayanmaktadır. İnsan özgür ve sorumlu bir varlıktır. Bu yüzden seçimler yapabilir.  Yani her insan kendine özgü nitelikleri olan bir bireydir ya da birey olabilme sürecini yaşamakta olan bir varlıktır. Böylece, insan, aynı zamanda kendi özünü kendi yapabilen de bir varlık olma niteliğini de kazanmaktadır. Evrende kendi varlığını yaratan tek varlık insandır. Filmde görülen ana konu da Varoluş psikolojisi ve seçimler üzerine şekillenmiştir. Filme göre her çocuk doğmadan önce nasıl bir hayat yaşayacağını görür ve kendi anne ve babasını seçer. Ancak hatırlamayız bunun sebebi de: meleklerin, çocuk doğmadan önce dudağına dokunması e gördüklerini unutturmasıdır. Nemo’da ise durum farklıdır. Melekler onun dudağına dokunmayı unutmuş ve Nemo tüm hayatını ve seçimlerinin sonucunu bilerek doğmuştur.

 


Filmde Nemo, annesi ve babası ayrıldığı anda ilk tercihini yapmaya başlamış ve bundan sonraki her tercih hayatını şekillendirmiştir. Bütün tercihler iç içe verilmiş ama bir o kadar da benzer sonuçlar getirmiştir. Kurgusal zekâsı çok yüksek olan Nemo bu ayrılık anında annesiyle gitme ya da babasıyla kalma durumunda yüzleşeceği tüm olası hayatları sonuna kadar yaşıyor ve tüm olasılıkları görüyor. Nemo’nun yaşadığı hayatları şöyle sıralayabiliriz:

 


– Kurguları yaptığı ve 9 yaşında olduğu hayat (Filmdeki tek gerçek hayat çizgisi)…


– Annesiyle gittiği hayat


– Babasıyla kaldığı hayat


– Hiçbirisi ile olmadığı bir hayat (yaşlılık hali)


– Anna ile evli olduğu hayatı


– Jean ile evli olduğu hayatı


– Elisa ile evli olduğu hayatı


–Ellise ile evlendiği fakat Ellise’in öldüğü hayatı


– Uzay gemisindeki-Mars’taki hayatı


– Hastanede yaralı halde devam eden hayatı…


Varoluşçuluk kuramına göre özne ve nesne bütündür. Bu yüzden, insan davranışlarını açıklamanın yerine, içinde bulunulan anda, o “anın” içinde yaşananları anlamak, varoluşçu psikolojik danışmanın temel dayanak ilkesi olmuştur. Geçmiş, şimdi ve geleceğe birbirinden ayırmak olanaksızdır. Ancak yaşanılan an, “şimdiki” zamandır. Şu anda yaşadıklarımızdır. Şu anda yaşadıklarımız ise bize kendi farkındalığımızı, duygularımızın farkındalığını üretir.  Mr Nobody’de durum böyledir. Nemo farklı tercihlerde evleneceği insanları çocukken bir bankta otururken görür. Sonra hangisiyle evlenirse evlensin filmin bir kesitinde karşılaşırlar. Mars hayalinde bile Anna ile karşılaştığını görmek mümkündür. Aynı anda Nemo’yu hem boğulurken hem de araba kullanırken görmeniz mümkün. Ama bu olaylar öyle ustaca ve varoluş psikolojisini ele alarak işlenmiş ki kırılmış yüzlerce camın tekrar bir araya getirilip bütün halinde gözükmesi gibi. 

 


Varoluşçu yaklaşım açısından insan, kendi varlığının ne yapmakta olduğunun ve kendisine neler olduğunun bilincindedir. Evrende davranışlarının neden ve sonuçlarını bilen seçme özgürlüğü olan tek varlık insandır. Bunun sonucu olarak da insan kendisi ve çevresindeki olaylarla ilişkin kararlar verme ve kendi sorumluluğunu üstlenme yeteneğine sahiptir. İnsan seçip yaparak kendi var oluşunu yapan tek varlıktır ve bu var oluşundan doğan sorumluluğu yüklenmelidir. İnsan insanlığını kendi yapar ve nasıl yaparsa da öyle var olur değerini kendi çizer. Bu çizdiği yolda kendini var etmenin sorumluluğunu yüklenerek yaşamını anlamlı kılabilir. İnsan ancak kendi sorumluluğunu üstlendiği oranda özgürdür. Bu kısmı Mr. Nobady’deki bir kesite göre yorumlarsak: Nemo babasıyla kalmaya karar verdi ve bir partide Elise ile tanıştı o başkasını sevmesine rağmen tüm olasılıkları lehine çevirdi ve onunla evlenip 3 çocuk sahibi oldu ancak Elise aşık olduğu insanı unutamayıp bir gece Nemo’yu bıraktı ve aşık olduğu insanı bulmak için gitti. Nemo, Elise ile mutsuz olacağını anladığı tercihlerinden birinde babasına onunla ilk dans eden kişiyle evleneceğini söyler ve o geceden sonra hiçbir işini şansa bırakmaz. Artık onun için gelecekteki arabasının rengi bile belirlenmiştir. O gece Jean ile tanışır, onunla evlenir, zengin olur, vb ama hiç mutlu olmadı. Nemo her zaman kendine bir yol çizmiş ancak bu seçimlerden nerdeyse hiçbiri onu mutlu etmemiştir. Annesiyle gitse hayatının aşkını (Anna’yı) buluyor ancak hiç istemediği bir kariyere sahip oluyor. Babasının yanında kalsa mutlu bir kariyeri ancak mutsuz evlilikleri oluyor.

 


Filme genel olarak baktığımızda günlük hayatta pek çok seçim yapmak zorunda olduğumuzu ve bazen ufacık bir seçimin bize neler kaybettirdiği veya kazandırdığı hakkında farkındalık kazanmamızı sağlıyor. Ayrıca ruh sağlığı uzmanları için danışanların sağlıklı seçimler yapmasına yardımcı olmanın önemini ve danışmada, danışanın özerkliğinin neden bu kadar önemli olduğunu bir kez daha bize hatırlatıyor.

 

 

 

 

Kaynakça:

https://www.ntv.com.tr/turkiye/guvercinin-batil-inanci,8H8sFwPdAUaCIS2P-1nSgw 
Koçak, R. & Gökler R. / Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi. 2, (2008): 91-107

 

 



Bu yazı 267 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI