Bugun...


Meryem KALYON

facebook-paylas
SİYAH KUĞU VE SAVUNMA MEKANİZMALARI
Tarih: 11-02-2021 12:33:00 Güncelleme: 11-02-2021 12:33:00


Siyah kuğu (Black Swan) dram, gerilim türünde 25 Şubat 2011 yılında gösterime girmiştir. Nina Sayers (Natalie Portman) başarılı bir bale topluluğunda dansçıdır. Ve kendini bu topluluğa adamıştır, bale onun için bir tutkudur. Her yıl düzenlenen ‘‘Kuğu gölü’’ adlı bale gösterisinde baş kuğu olmak ister. Fakat bu yıl geçmiş yıllardan farklı olarak bu kez hem saf, masum ve zarif Beyaz Kuğu’yu hem de kötülüğü, şehveti ve serbestliği temsil eden Siyah Kuğu’yu aynı kişinin canlandırmasını gerekmektedir. Filme can veren olayın özü de buradan gelmektedir.

 

 

Nina beyaz kuğu için en ideal seçimdir fakat siyah kuğu Nina’nın benliğine ve mükemmeliyetçi kişiliğine çok aykırıdır. Fakat Nina’nın hastalık derecesinde takıntılı olması baş kuğu olabilmek ve siyah kuğuya dönüşmek için mükemmeliyetçi kişiliğinin sınırlarını zorlamasına ve bu süreçte ona ikilemler yaşatmaktadır. Bu dönüşüm esnasında en büyük savaşı kendisiyle vermektedir.

 

 

Verilen bu savaş siyah kuğuya dönüşürken bastırdığı dürtülerin ve karanlık tarafın ta kendisidir. Baş kuğu için iki taraf arasında denge kurması gerekmektedir. Fakat bu o kadar kolay olmayacaktır. Bu yüzden kendince çeşitli savunma mekanizmaları kullanmaktadır. Ve filmde Nina dışında da genel anlamda pek çok savunma mekanizması mevcuttur.

 

 

İnsan biyolojisi dış dünyadan bir tehlike geldiğinde kaçabilir veya savaşabilir. Burada bir tehlike söz konusudur. İçimizden gelen ve ne olduğunu bilincimizin anlayamadığı tehlikeye karşı savunma mekanizmalarımız tehdidin diliyle konuşur, yani tehlike ve ona karşı savunma yapar. Savunma mekanizmaları bizim uyum yapmamızı genellikle kolaylaştırır. Bazen de uygunsuz ve işlevselliği bozacak duruma gelebilir.

 

 

Nina’nın sanrılarıyla birleşen bu mekanizmalar bizi de gerçek mi yoksa hayal mi olduğundan emin olamadığımız sahnelerde bir bilinmezliğin ve emin olamayışlığın içine sürüklüyor.

 

 

Nina annesine daha çok başrol alacağını söylediğinde, Annesinin ona ‘‘Kesinlikle bunu hak ettiğini çünkü uzun zamandır toplulukta olup, kendini en çok topluluğa adamış kişinin’’ Nina olduğunu söylemesi bir ‘‘Mantığa Bürüme’’dir.

 

 

Nina’nın, Bethin başrolünü kendisine verilmesinin ardından yaşadığı trafik kazasından dolayı suçluluk hissetmiş ve bu yüzden Beth için sürekli hastaneye gidip onu ziyaret edip hediyeler ve çiçekler bırakmaktadır. Yaptığı ‘Yap- boz’ sonucu yaşadığı suçluluk duygusunu, ortaya çıkan durumu onarmaya çalışmaktadır.

 

 

Erica Nina’yı kendi giydiriyor, kontrolcü davranıyor çünkü Nina’nın her şeyini tam olarak kontrol edebilirse yaptığı yanlışların düşmesini engelleyebileceğini düşünüyor olabilir.  Burada ‘Mantığa Bürüme’ olduğunu görmekteyiz.

 

 

Nina’nın büyümesini engellemek istiyor! Hem davranış hem de sözleriyle film boyunca duyulan ‘küçük tatlı kızım’ kelimesini sık sık kullanıyor. Büyürse Nina kendi kontrolünü sağlar ve Erica gözünde yaratmak istediği mükemmel saf ve temiz ‘beyaz kuğu’ kaybeder. Erica’nın burada ‘Mantığa bürüme’yi kullandığını görmekteyiz.

 

 

Beth’in başrol oyununu kendisinden alınmasından dolayı kızgınlığını kızılan kişiye değil de eşyalara yönlendirmesi ‘yer değiştirmeye’ örnektir.

 

 

Nina’nın her zorlandığı her an örneğin seçmelerde hata yaptıktan sonra veya ondan mükemmel olmasını bekleyen annesi seçmelerin nasıl geçtiğini sorduğunda ağladığını görmekteyiz. Ağlama insanoğlunun en ilkel savunma mekanizmalarından biridir ve yaşamda zorlanan insanoğlu böyle anlarda bebeklik, çocukluk yıllarına gerileyip ağlayarak o anki kaygıyı üzerinden atar. Bu sahnelerde Nina’nın ‘Gerileme’ kullandığını görmekteyiz.

 

 

Nina hep mükemmel olmaya çalışmış ve bunun için uğraşmıştır. Güdülerini ve en karanlık tarafını sürekli bastırmıştır. Filmde karşımıza çıkan siyah beyaz çatışması da buradan gelmektedir. Siyah onun için annesinin ve mükemmeliyetçiliğine aykırı düşen tüm dürtü, duygu ve deneyimlerinin bastırdığı dürtüleri sembolize etmektedir. Oldukça zihinsel enerji tüketen bir savunmadır. Belki de filmin ilerleyen sahnelerinde Nina’nın sanrılarının bu kadar artmasının sebebi yaptığı bastırmaların artmasıdır.

 

 

Filmde göze çarpan ve sürekli göz önüne getirilen bir diğer ayrıntı da Nina’nın sırtındaki yaradır. Burada bütün dürtüsel durumlara rağmen mükemmeliyetçi kalmaya çalışması ve mükemmeliyetçilik içinde benimsemiş olduğu beyaz kuğudan siyah kuğuya geçişte yaşadığı zorlayıcı duyguların yer değiştirmesi ve bedensel olarak yaşanması sonucu bu yara ortaya çıkmıştır. Buna savunma mekanizmalarında ‘‘Dönüştürme’’ demekteyiz. Bu süreçte zorlanma arttıkça bu dönüştürme de artmaktadır.

 

 

Nina hayatının hiçbir alanında özgür değil. Tek bir mahremiyet alanı bile yok. Annesi kendi evlerinde onu her an kontrol altında tutmaya onun her hareketini kontrol etmeye çalışıyor. En sevdiği pastadan tutun tırnağını ne zaman kesileceğine bile annesi karar veriyor. Nina sürekli kendi isteklerinden fedakarlık edip iyi insan olma ve sevgi kazanmak için ‘‘Duygudaşlık ve Boyun Eğme’’ mekanizmasını kullanmıştır.

 

 

Nina genel anlamda özgüveni eksik ve ‘‘Ben’’ olmayı başaramamış bir insandır. Bu zayıf yönünü balerinlikte başarılı olarak bu eksikliği gidermeye çalışmaktadır. Yani ‘Ödünleme/Telafi’ yapmaktadır.

 

 

Annesi tarafından sevilmek isteyen Nina beyaz kuğu olmak zorundadır, olmazsa sevilen bir varlık olmayacağını düşünmektedir. Benzer şekilde baş kuğu olmak için de siyah kuğu olmak zorundadır. Bu şekilde istediği mükemmeliyetçiliğe sahip olacaktır. Aksi gerçekleşirse benlik bütünlüğüne birtakım olumsuzluklar hissedecektir. Nina’nın baş kuğu olabilmek için bu iki zıt karakteri aynı bünyede bulundurma ihtiyacı hissetmiş ve verdiği bu savaşta Siyah kuğu ve beyaz kuğu arasında gel gitler yaşayan ve birbirine tamamen zıt duygu ve davranış sergilemek zorunda kalan Nina çareyi ‘‘Bölünme’’ de bulmuştur.

           

 

Filmde en çok dikkat çeken noktalardan biri de Nina ve annesi arasındaki ilişkidir. Erica (annesi) aslında balerindir fakatNina’ya olan istenmeyen bir hamilelik yüzünden balerin kariyerini bitirmek zorunda kalmıştır. Ve kendinin yarım bıraktıklarını Nina’da tamamlayarak (Gestalt) kendini gerçekleştireceğine inanmaktadır. Bu yüzden Nina’nın her türlü faaliyetini kontrol etmektedir. Ve hayatını kendi bıraktığı yerden devam ettirecek şekilde devam ettirmeye çalışır. Fakat bunu yaparken Nina’nın birey olmasına izin vermediğinin farkında değildir. Aralarında eylem olarak çoğu şey aynıdır: Mesleğinden sevdiği pastaya kadar. Ayrıca Erica’nın aşırı korumacı davranmış, ona hiçbir zaman sorumluluk vermemiş ve bu durum da Nina’nın bağımlı bir birey olmasının yanında sorun çözme becerisini olumsuz etkilemiştir. Kullandığı savunma mekanizmalarındaki temel sebep de bu diyebiliriz.

 

 

Son olarak filme genel olarak baktığımızda Nina’nın annesinin korumacı tutumları içinde yaşarken baş kuğu olma uğraşı içinde yaşadığı gel gitler anlatılmaktadır. Annesinin yaşayamadığı bir hayatı gerçekleştirmeye çalışan asla birey olamamış, mükemmeliyetçilik algısıyla büyütülmüş bu yüzden de sürekli dürtülerini bastırmak zorunda kalmış, İd’ini hep yok saymış bir kızın başrol oyunu için kişiliğinin karanlık tarafını keşfetme sürecini ve bu süreçte yaşadığı zorlanmalar yüzünden yaşadığı sanrıları ele alan bir filmdir. Film genel anlamda anne- çocuk ilişkisine, bağlanma türlerine ve savunma mekanizmalarına çokça değinmiştir.



Bu yazı 2123 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI