Bugun...


Meryem KALYON

facebook-paylas
Çİ
Tarih: 05-09-2019 22:50:00 Güncelleme: 05-09-2019 22:50:00


Türk yazar ve psikolog, Akilah Azra Sarızeybek Kohen 1979 yılında İzmir’de doğdu.  Liverpool Üniversitesi‘nde Davranış Bilimleri alanında uzmanlık yapmaya devam etmektedir. Aldığı eğitim gereği psikolojik anlamda kitaplar yazan Azra Kohen’in en önemli eserleri Fi, Çi, Pi üçlemesidir. Yazdığı bu kitaplarda sanat, din ve siyasi pek çok yönden bilgiler vermiştir. Bu da yazarın çok yönlü biri olduğunu kanıtlamaktadır. İlk kitabı olan "Fi" Akilah ismi (bu soyismidir) ile yayımlandıktan sonra, ikinci ve üçüncü kitabı "Çi" ile "Pi" asıl ismi "Azra Kohen" adıyla yayımlandı.

 ‘‘Herkesten, her şeyden kaçabilirsin. Evinden, işinden, arkadaşlarından, ailenden… Başka bir şehir, başka bir ülke bulursun. Başka bir kadın, başka bir erkek… Başka bir ev, başka bir iş. Başka bir ‘sen’. Yeni bir hayat kurabilirsin yani. Ama kafanın içindekilerden kaçamazsın. Herkesin yüzleşmesini istiyorum. Kendinizle, gerçeklerle yüzleşin. Kaçtığınız her şeyle. Kafanızın içindekilerle. Hayatla yüzleşin. Cesur olun. Çünkü değişim, cesaret ister.’’ Gerçekten kaç kişi yapabilir bunu? Yüzleşmek, gerçek anlamda yüzleşmek, hiçbir şey saklamadan ve tüm çıplaklığıyla… Dünyadaki en zor şeydir yüzleşmek. Hele ki kendi irademizle yaptığımız hatalardan çünkü suçlayacak kimse yoktur, sadece biz oluruz, bizim seçimlerimiz olur... Gerçi insanoğlu buna da bir çözüm bulmuş kendine uygun pek çok savunma mekanizması yaratıp kimi zaman olayların varlığını veya yaşanmış olduğunu görmezlikten ve anlamazlıktan gelmiş (Savunma mekanizmalarında ‘İnkar’ olarak geçer), kimi zaman bireyin hatırlamak ve hissetmek istemediği şeyleri bilinç dışına atmaya çalışmış (Savunma mekanizmalarında ‘Bastırma’ olarak geçer), kimi zaman da kabullenmesi zor durumlarda bazen kısmen doğru ve çoğunlukla akla uygun ancak tamamen doğru olmayan nedenler öne sürmüş (Savunma mekanizmalarında ‘Mantığa Bürüme’ olarak geçer) ve bir şekilde kendini haklı çıkaracak uygulamalar, yollar yaratmış ve yüzleşmekten kaçmıştır… Keşke bu kadar zahmet yerine bir kerecik olsa kendimize dürüst olsak, gerçeği kabullenip kendimizle yüzleşsek, nede olsa herkesi kandıran insan bir kendini kandıramaz. Uzun zaman da alsa er geç kendiyle yüzleşecek öyle değil mi?

Çi, tüm canlıları birbirine bağlayan; rejenere eden vücudumuzda gezinmesi gereken, dönmesi gereken evrensel bir hayat enerjidir.   Çi'nin mevcut olan her şeyde yer alan "hayat gücü" veya "spiritüel enerji" olduğuna inanılmaktadır. Genellikle "hava" veya "nefes" olarak yabancı dillere aktarılan bu terimin aslında tam bir karşılığı yoktur. Azra Kohen ise, esas anlamının başka olmasına karşın kendi için suyun buz hali, yaşam enerjisini temsil ettiğini belirtmiştir.  Kitabın içinde Sadık Murat Kolhan’ın nereden geldiği, niye var olunduğu bilinmeyen, değdiği her şeye hayat veren muhteşem enerjiye olan hayranlığı ile, ilk defa 5 yaşındayken bir köpeğin can verirken gözlerinden nasıl kaybolduğuna şahit olmuş ve kaybolan o şeyin (Çi) peşine düşmüştür ve ilerleyen yaşantısında günlük hayatta, etkileşimde bulunduğu insanlarda hep buna dikkat etmesi ve kitabın pek çok yerinde bu enerjiden bahsedilmesi üzerine kitaba bu isim verilmiştir.

En çok etkilendiğim bölüm Deniz’e ait şu söz oldu: ‘‘Hayat seni kendinden uzaklaşmaya başladığında yakalar ve öyle bir köşeye sıkıştırır ki kaçamazsın. İçindeki gücü bulup dönüşmen gereken şeyi net bir şekilde görene kadar sıkıştırır. Acıtır. Anlamadan gidemezsin bu dünyadan çünkü anlamak, anlamlandırmak için buradasın. Kendini bulmadan var olamazsın çünkü potansiyelini doldurmak zorundasın. Yapman gerekeni sen yapamıyorsan olaylar öyle bir gelişir ki sonunda yapmak zorunda kalırsın, olmak zorunda kalırsın, doğmak zorunda kalırsın! Yapamıyorsan, olamıyorsan, doğamıyorsan sen olamazsın. ’’ Yaradılışımızın bir nedeni olmalı değil mi, milyonlarca insanın yaşadığı bu dünyada bir amaç uğruna bulunmuyorsak neden buradayız? Yaşadığınız olayları gözünüzün önünden geçirin. Hepsi bir diğerinin sebebi oldu ve sizi olmanız gereken yere sürüklüyor. İnsan ya kendini bulacak ya da yok olacak. Sadece anne rahminden doğmakla doğmuş olamayız asıl doğuş karakterin kendini fark etmesiyle olur. Hayat bize karakterimizi fark ettirmek için ufak ufak darbelerle vurur, acıtır, incitir ama en sonunda şekillendirir... Kendi karakterini fark ettirir. Karakterini fark eder ve kendini bulur. Dünyanın seyrini değiştirmiş insanlara bakın (Einstein, Tesla, Fatih Sultan Mehmet, vb… )  yaşamlarında o kadar olumsuz deneyime rağmen ‘En’lerde olmayı başardılar. Çünkü hayat onları, kendisiyle yüzleştirmiş, silkelemiş ve sonunda onları olması gereken potansiyele ulaştırmıştı. Bu durumu tek cümleyle anlatabilirim: Hayat hepimizden daha akıllıdır, çünkü evrende tesadüf yoktur.

Bu kitap neden okunmalı kısmına gelirsek, inisiyasyon (ruhun evrim yolculuğu) gerçekleştirmemizi sağlayacak noktaların altını çiziyor. İnsanın hayatta kullanacağı başucuna yerleştirebileceği kadar önemli deneyimler olay örgüsü içine yerleştirilmiş böylece uzun yıllar çekilen acılar, başarılar, vb… insana rehber bilgi haline getirilmiştir yani insanın harekete geçmesi için öykünün içine gizlediği bir kılavuz sunuyor. Satır aralarına gizlediği detaylar ile insana farkındalık kazandırıyor.

Ve son olarak, bu kitap ‘kendine gelmek’ için burada olduğunun farkına varabilenlere yazıldı. Fi ile çıkılan yolun tek durağıdır Çi. Sadece farkındalığa giden, değiştiren, mutlaka değiştiren bir yoldur.



Bu yazı 146 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI