Bugun...


Kevser ÖNDEŞ

facebook-paylas
BEŞİKTEN MEZARA KADAR “İLİŞKİLER”
Tarih: 15-04-2019 19:25:00 Güncelleme: 15-04-2019 19:25:00


Bireyler yaşamları boyunca temel ihtiyaçlarını karşılamak, gelişimini ve güvenliğini sağlamak kısacası yaşamını devam ettirmek için diğer insanlarla etkileşime girmek zorundadır. Gerek bebeklikte, gerek çocuklukta ve gerekse ergenlik ve yetişkinlikte yeni ihtiyaçlarla karşılaşan birey, bu ihtiyaçları karşılamak ve bu güçlüklerle başa çıkabilmede farklı stratejiler geliştirmektedir. Yaşamın her döneminde geliştirilen ilişkiler (bebeklik, çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik) daha sonraki dönemler için bir örnek teşkil etmektedir. Bu sebeple ilişkilerin şekillenmesi bireyin doğumundan ölümüne kadar devam etmekle birlikte daha sonraki ilişkileri ve kişiliği şekillendirmektedir.

Bireylerin yaşamlarındaki ilk kurulan ilişki bebek ve anne arasında olan ilişkidir. Anne ve bebek arasında gelişen bu ilk ilişkiyi inceleyen ilk isim John Bowlby‟dir. Bowbly‟e (1980) göre bebek ve anne arasında gelişen bu ilişki bebeğin bağlanma davranışını oluşturur ve her insanın yakın duygusal bağlar kurmaya ihtiyacı vardır bağlanma ilişkisi kişinin psikososyal gelişimini etkilemektedir. Çocuğun bakımını üstlenen, onu besleyen, ihtiyaçlarıyla ilgilenen, güvenliği ile sorumlu olan bireyle yani bakıcısıyla yakınlığını devam ettiren çocuk hem güvenliğini sağlamada hem de hayatta kalması için ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Bowlby hazırlamış olduğu Dünya Sağlık Örgütü raporunda, bebeğin yaşamının ilk üç yılında bakım veren kişiden yoksun kalmasının hem fiziksel hem de ruhsal hastalıklara yatkın olmasına yol açtığını ifade etmiştir. Literatüre bakıldığında bebeğin bağlanma davranışındaki amacının yalnızca fiziksel yakınlık kurmak değil, güvenlik hissini yakalayabilmek olduğu da ifade edilmiştir.  Biyolojik olarak yeni doğmuş bir bebek yaşamını sürdürebilmek için içinde bulunduğu ortamı öğrenir, öğrendiği şeylere göre tepkilerini düzenler ve ona bağlanır. Ancak bebek ne zaman benliğinin bütünlüğünü zedeleyecek veya tehdit edecek bir deneyim ile karşı karşıya gelirse o zaman Bowlby’nin sözünü ettiği bağlanma sistemi devreye girer ve bebek bakım verende güvenlik arar.  Bununla birlikte yine bakım veren kişinin bebek tarafından erişilebilirliği kısıtlandığında da bağlanma sistemi devreye girer ardından bakıcının bebeğe vereceği geri bildirim sayesinde örüntü yeniden şekillenir.

Bebek ve bakıcının uyumu ya da uyumsuzluğu sonucunda bebekte ya güvenlik kavramı ya da kaygı ve huzursuzluk oluşmuş olur. Eğer bebek, bakım veren kişiden uyum sağlayamayacağı uzunlukta ayrı kalırsa bu sefer bağlanmanın çözülecek ve bebekte kopma ile sosyal çevreden kendini çekme izlenecektir. Bu bilgilerin doğrultusunda bağlanma sisteminde anlatılmak istenen nedir? Bebekler ne ister? Bebek gerek fiziksel gerek duygusal ihtiyaçlarını doyuma ulaştırmak için bakım veren ile yakın bir ilişki kurup bunu sürdürmek ister ve içinde bulunduğu çevreyi keşfederken bakıcısının ona güvenli bir üs olmasını bekler. Bebek eğer bakıcısından ayrılırsa bu durumu kaygılı ve huzursuz tepkiler göstererek protesto etmekle birlikte gerek benlik bütünlüğüne hasar verecek gerekse fiziksel tehdit içeren bir durumla karşı karşıya kaldığında, bakım veren kişinin o anda kendisine destek ve güven veren sağlam bir sığınak olmasını bekler.  Ainsworth ve arkadaşları, erken yaşlarda ebeveynleri ile yaşadıkları ilişkiye bağlı olarak çocuklarda üç türde bağlanma olduğu ifade etmişlerdir:

Güvenli bağlanma da anne güvenin temelidir. Annenin ayrılması ile çocuğun aşırı stres sergilediği ve oynamayı bıraktığı gözlenmektedir. Fakat anne gittiğinde gösterilen tepki anne döndüğünde sona erer. Anne döndükten sonra çocuk kısa süre içinde rahatlar ve anne ile temasa geçer bununla birlikte çevre ile olan etkileşimine ve oyununa devam eder.

Kaçınan bağlanma da çocuk anne odadan çıktığında nadiren ağlar ve anne geri geldiğinde bir araya gelmekten kaçınır. Bu çocuklar ayrılığa pek tepki göstermez ve karşı çıkmazlar. Fakat anne dönünce ona pek fazla yakınlaşmaz ve rahatlayıp oyunlarını sürdürmezler.

Kaygılı bağlanma da ise çocuklar, ayrılıktan önce kaygılıdır ve anneden ayrılma ile yoğun olarak stres yaşarlar. Buna karşın anne ortama tekrar geldiğinde, annelerine karşı ikircikli davranışlar gösterirler: ayrılığa tepki gösterirler ve anneyi protesto ederler. Aynı zamanda anne dönünce sakinleşmez, anneye yapışırlar ve oyun oynamayı reddederler.

Unutulmamalıdır ki bağlanma türleri ile romantik ilişkiler arasında yüksek düzeyde bağlantı vardır. Bebeklikten itibaren yaşamın her döneminde bu bağlanmanın etkilerinin kendini gösterdiğini ifade etmiştik. İşte bireylerin bebeklik ve çocukluk çağındaki bağlanma stilleri yetişkinlik döneminde romantik ilişkilerde de aşkı yaşama süreçlerini belirleyecektir. Bebeklikte güvenli bağlananlar için yetişkinlikte başkalarına yaklaşmak ve başkalarının kendilerine yaklaşması rahatsız edici olmayacaktır ve terk edilme korkusu duymayacaklardır. Güvenli bağlananlar, genellikle kendileri ve başkaları hakkında olumlu bir bakış açısına sahiptirler ve bir eşle duygusal bir yakınlık kurmakta ve karşılıklı dayanışmada rahattırlar. Kaçınan bağlananlar da ise başkalarına fazla yakın olmaktan rahatsız olma, çok fazla samimiyete ve yakınlığa izin vermeme gibi durumlar görülebilecektir. Başkalarına bağlanmak ve güvenmek kaçınanlar için güçtür. Kaygılı bağlananlar da ise, ilişkide oldukları kişilerin kendilerini yeterince sevmediğini düşünme ve eşleriyle mümkün olduğu kadar sıkı bir yakınlık kurmak isteme gibi durumlar gözlenmektedir. Bu tür bağlananlar, sürekli olarak ilişkide oldukları kişiyi kaybetme korkusu yaşarlar. Yani çocuğun ileride yakın ilişki yaşayacağı bireyle kuracağı ilişkinin biçimi, temelini anne veya bakım veren ile olan ilişkisinden almaktadır.

Kaynakça

Nemlioğlu, S. (2011). Ergenlikte Romantik İlişkiler, Doktora Tezi, Ankara.

Aydoğdu, İ. (2010). Romantik İlişkilerin Kişilik Özellikleri Açısından İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Ankara.

Özaydınlık, Ş. (2014). Evli Çiftlerin Evlilik Uyumu İle Kişilik Özellikleri Ve Romantik İlişkilerindeki Sosyal İlginin İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul.

Uzun, K. (2017). Bağlanma Stilleri İle Evlilikte İlişki İstikrarı Arasındaki İlişkinin İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul.



Bu yazı 247 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI