Bugun...


Emine İrem ALAGÖZ

facebook-paylas
GEZGİN
Tarih: 28-03-2019 07:39:00 Güncelleme: 28-03-2019 07:39:00


Halil Cibran, Lübnan asıllı Amerikalı ressam, şair ve filozof. Zeplin yayınlarından okuduğum kitap Nil Tuna tarafından çevrilmiş olup Halil Cibran’ın anlatımı değerinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Halil Cibran, birçok kitabında olduğu gibi bu kitapta da kıssalar halinde ve okuru yormayan açık, sade diliyle aktarmak istediği duygu ve düşünceleri bize iletiyor. Kitap dili ve kıssa şeklinde olması sebebiyle kısa bir sürede bitebilecek bir kitap gibi görünse de yazarın üzerinde durduğu ve insanlara düşündürmeye çalıştığı bilgelik kavramı okuru kitabı okurken zorlamaktadır.

Her yazar gibi duygularını ve düşüncelerini  paylaşanCibran için hayatın anahtarı olarak gördüğü bilgelik bunların hepsinden daha ön plandadır. İnsan, hayatın yolcusu ve geçici misafiri… Büyük bir arayış yükünün sahibi…İnsanın hayatı yaşarken kendine katmak istedikleri, kazandıkları ve kaybettikleri vardır. Cibran bu noktada bilgeliğin kazanılmasını gerektiğini düşünüyor ve gezgin kitabında da bunu oldukça fazla vurguluyor.

Genel olarak dikkatimi çeken kıssaları sizlerle paylaşmak istiyorum. Giysiler kıssasında güzel ve çirkin üzerinden aslında insanların özlerine vurgu yapmış olup, ne kadar güzel giyinirsek giyinelim insanın özünün değişmediğini ve bunun insanların anlayabileceği kadar aşikar olduğunu vurgulamıştır. Bu bakış açısı Mevlana ile benzerlik göstermektedir. ‘Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok’ diyen Mevlana ile aynı konuya vurgu yapmıştır. İnci kıssası ile içinde sızı olan istiridye ile sızısı olamayan istiridye üzerinden insanların çektikleri sıkıntıların ve acıların hayatta elbette değerli bir karşılığı olduğunu sızı çeken istiridyenin içinden parlak ve güzel bir incinin çıkmasıyla betimliyor bizlere. Meczup kıssası ise insanların yönlendirmelerinden bıkmış bir insanın akıl hastanesine kendini kapattırması ile başlayıp dışarıdan gelen bir insana ‘sen dışarıdaki delilerden misin?’ sorusuyla bizlere insanların kendi fikir ve düşüncelerini başkalarına dayatmasını ve bunu kabul eden insanların ise benliklerini bulmadan, aramadan bunları kabul etmesini  bir delilik olarak bizlere aktarmıştır. Çünkü ona göre arayış, insanın kendini bulması ve bunun sonucunda doğan bilgelik hayatın anlamını oluşturmaktadır.

Kitabı okumak için değil üzerinde uzun uzun düşünmek için şiddetle tavsiye ediyorum. Çünkü hepimizin ihtiyacı olan düşünmek, aramak ve bulmak… Belki bilgeliği belki kendimizi… Çünkü ‘bulanlar arayanlardır’… İYİ OKUMALAR!



Bu yazı 3491 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI