Bugun...


Büşra TAŞKAN

facebook-paylas
ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞUNU ANLAMAK
Tarih: 12-06-2019 15:28:00 Güncelleme: 12-06-2019 15:28:00


Etrafınızda sürekli yalan söyleyen empati yapmaktan yoksun bencil insanlar var mıdır? Sizce bu tip insanlar duruma göre mi tepki verirler yoksa hayatlarında her zaman mı böyledirler?

Dengesiz, aşırı duyarsız ve dramatik takılan bu tipler kişilik bozuklukların en zorlularındandır. Pişmanlık, suçluluk duygusundan yoksun bu kişiler patolojik olarak yalan söylerler. Bazen gerekli olmayınca bile en basit durumlarda örneğin yol tarifi soran bir yabancıya başka bir yolu gösterir bunu yaparken aşırı ciddi kendinden emindirler. Kimse bu tür basit yalanları ciddiye almaz fakat kişiliğin bütününe baktığımızda kişi hakkında önemli ipuçları verir. Örneğin insanlara ve hayvanlara zara verirler. Cinsel açıda istismar edici olmuşlardır. Patolojinin nedenselliğine baktığımızda erken yaşta reddedilme ya da tutarsız disiplin görülür. Küçük yaşta alınan travmalar ve etkileri bu bozukluğun tetiklenmesinde ana sebeptir. Sıklıkla yineleyen kendine zarar verme ve intihar girişimleri görülebilir. İstenmeyen çocuk ve ya dışlanan ilgisiz bırakılan çocuk bir süre sonra içe kapanır ve ya tam tersi fazla sosyalleşir içinde bulunduğu ortam aile üyeleri ve ya diğerleri kişiyi buna itebilir. Fakat her zaman bu durum gerçekleşmez. Antisosyal kişilik bozukluğu olan bireyde mutlaka çocukluk zamanında reddedilme ve istenmeme fiziksel ve psikolojik şiddet ile getirdikleri bir rahatsızlıktır. Cinsel hayatlarında istismar edici olan bu tipler hayatlarının her döneminde İSTEDİKLERİNİ KAZANMAYI DEĞİL ALMAYI ÖĞRENİRLER. Cezalandırmaya karşı yetersiz kaygısı olan tipler ileri dolandırıcılar, seri katiller ve psikopatlar örnek gösterilebilir Hastalığı anlamak için bir vaka örneği verelim. Meral (19 yaşında) annesi tarafından yasal vesayet altına alınma isteği ile getirilmişti. Anne baba üç yaşında iken ayrılmış, anne evlenerek Fransa’ya yerleşmiş, baba da ikinci kez evlenmiştir. Anneanne ve dedesi ile birlikte İstanbul’da yaşıyor, anne yılda birkaç kez Fransa’dan kızının yanına geliyor. Görüşmede hırsızlık, evden kaçma, yalan söyleme, yadsıma ve öfke gibi sorunlar nedeniyle çaresizlik yaşadığını, kızına yardımcı olamadığını belirterek kendisini ve ailesini korumak amacıyla vesayet altına alma isteğinde bulunmuştur. Meral altı yaşından beri akrabalarının cebinden para çalma ve yadsıma davranışları gösteriyordu. Anne kızının ilkokula başladığında çantasının sapını ve formasının eteklerini kesmesi ile garip bir şeyler olduğunu fark etmişti. Evden ve liseye geldiğinde okuldan kaçmaları başlamış, son bir yıldır günlerce eve gelmediği oluyordu. Bir yıl önce teyzesinin ve babasının dükkan komşusunun evinden büyük miktarda para çalmış, paranın fotoğrafını çekip arkadaşlarına göndermişti. Erkek arkadaşı ile Antalya’ya tatile gitmişler ve çaldığı parayı harcamışlardı. Hırsızlık olayı yargıya yansıyacakken annesi parayı ödeyerek konuyu kapatmıştı. Anne kızının genel durumunu ‘Ağlar, sızlar, tepinir, duygu sömürüsü yapar, kesinlikle yadsır, kapıları çarpıp camları kırar. İnanırsınız ve suçladığınız için vicdan azabı duyarsınız.” biçiminde anlatmıştır. Son iş yeri bir ayakkabıcıda satış elemanı olarak çalışmış, kasadan para çalarken kameralar saptamış, ancak yüzleştirildiğinde yadsımış, ‘Ben para bozuyordum.’ demiştir. Baba yaptıklarının bedelini çekmesini, cezaevine girmesini istiyor, anne ise buna karşı çıkıyordu. Meral kendisini duygusal bir insan olarak tanımlıyordu. İstediği yapılmadığında ağlamaya başladığını, küstüğünü, istediği şey oluncaya kadar konuşmadığını belirtiyordu. Olgunun kişilerarası ilişkilerinde belirgin sorunlar görünüyordu. Kendi ifadesinde akranlarını çocuksu bulduğunu, bu nedenle kendinden yaşça büyük yetişkinler ile arkadaşlık ettiğini söylüyordu. Eskiden akıllı insanları arkadaş olarak seçtiğini, şu anda ise fiziksel özellikleri güzel olan insanları arkadaş olarak seçtiğini belirtiyordu. Bazı erkeklerle çocuksu, bağımlı ilişkiler kurma eğilimindeydi. Şimdiki erkek arkadaşı, diğer yönleri ile iddialı olan Meral’i şaşırtıcı derecede etkili bir şekilde idare edebiliyor, çaldıklarını ona götürüyordu. Anneanne ile ilişkilerinin çok iyi ve arkadaş gibi olduklarını belirtiyordu. Kendisini onun büyüttüğünü, her istediğini yaptığını, onsuz yaşayamayacağını, başka bir yakınının olmadığını söylüyordu. ‘Ancak şunu fark ettim, duygularım yok benim.’ ifadesini kullandı. Anneannesi hastaneye yattığında, bir kez bile yanına gitmediğini, üzülmediğini söyledi. Bir şeylerin duygusunu veremediğini, bir insana üzülemediğini, umursamadığını belirtti. Babasını sinirli bir insan olarak tanımlıyor, ancak aşırı sevdiğini söylüyordu. ‘Babam ile tıpa tıp aynıyız. Sinirimizi öfkemizi tutamayız, bir anda patlarız, sonra bir şey olmamış gibi davranırız. Babam da benim gibi parayı tutamaz hemen harcar.’ Annenin kişilik özellikleri hakkında aykırı kişilikte olduklarını, sürekli düşündüğünü, doğrucu ve kuralcı olduğunu belirtiyordu. Toplumsal ilişkileri ile ilgili olarak akşama kadar uyuduğunu, akşam kafeye gittiğini, arkadaşları ile tavla oynayarak zaman geçirdiğini belirtti. Arkadaş ilişkilerinde kuşkucu bir tutum gösteriyor ve sonlandığında ise üzülmediğini, başka birini bulduğunu belirtiyordu. Çocukluğunda eniştesinden dayak yediğini, ona karşı nefret ve kin duyduğunu belirtiyordu. Annesinin kuzeni (40 yaşında) tarafından 14 yaşında iken tecavüze uğradığını, mahkemelik olduklarını, ancak dedenin davadan vazgeçtiğini, bu konuda konuşmak istemediğini belirtiyordu. Bebeklik dönemi ile ilgili olarak kendisine zor bir bebek olduğu söyleniyormuş, sekiz yaşına kadar biberon kullanmış. ‘Bu biraz komik ama öyle, eniştem zorla bıraktırmıştı. Anneannem bebe bisküvisi su ile şeker, süt karıştırıp biberon ile veriyormuş bana.’( Antisosyal kişilik bozukluğu dinamik formülasyon Olgu sunumu Pervin TUNÇ /Anadolu Psikiyatri Derg 2019; 20(2):211-216)

Bu vakada da görüldüğü gibi erken yaşta reddedilme, anne baba yokluğu, bakıcı tarafından da ilgisiz bırakılma vb. sebepler adeta bir çorap söküğü gibi ardı ardına gelmiştir. Hastalığın genel özelliklerine geri döndüğümüzde: Antisosyal kişiler bilinçaltında ve bilinç düzeyinde şu tip düşüncelerde bulunabilir.” Kendime dikkat etmeliyim. Ancak güçlü ve kurnaz olanlar ayakta kalacaktır. Ben insanları ele geçirmezsem insanlar beni ele geçirir. Yakalanmadığım sürece her şeyi yapabilirim. Yakalanmadan atlatabiliyorum dolayısıyla olası kötü sonuçlar için üzülmeye değmez. Başka insanların çok büyük zayıflıkları var ve kandırılmayı hak ediyorlar. Başkalarının benim hakkımda ne düşündüğü beni hiç ilgilendirmez. Bir şeyi elde etmek için ne gerekiyorsa yaparım. İnsanlar acımasızdır bunun için onlar üstünde egemenlik kurmalı ve onları yenmeliyim (nasıl davrandıklarını belirleyen gerçek de budur). Başka insanların çok büyük zayıflıkları var ve kandırılmayı hak ediyorlar. Bu gibi düşüncede bulunabilen psikopat ve ya sosyapatlar hayatlarında terapi ile ancak cezaevinde zorunlu psikoterapi kapsamında karşılaşır. Bu sosyopatlara en güzel örnek dünyanın ilk seri katili “TED BUNDY”  verilebilir. TED’in hayat hikâyesine kısa bir göz atalım. Asıl adı: Theodore Robert Bundy (24 Kasım 1946 - 24 Ocak 1989) Amerikalı seri katil ve tecavüzcüdür. 1974 ve 1978 yılları arasında, ABD'nin çeşitli yerlerinde çok sayıda genç kadını öldürmüştür. Kurbanlarının kesin sayısı bilinmeyen Bundy, 10 yılı aşkın inkâr süreci sonunda, 30'dan fazla cinayet işlediğini itiraf etmiştir. Bundy, sıklıkla Amerikan seri katillerinin öncül örneği olarak kabul edilir. Gerçekten de seri katil terimi ilk defa onu tanımlamak için ortaya atılmıştır. Bundy'nin bir sosyopat olduğu düşünülmektedir. İşlediği vahşi cinayetlere rağmen eğitimli, yakışıklı ve kibar bir genç adam olarak tanımlanır. Kurbanlarını genelde sopayla döverek, bazen de boğarak öldürmüştür. Kurbanlarının çoğuna tecavüz ettiğine ve ayrıca, öldürdükten sonra da tecavüz edip, bedenlerini kestiğine inanılmaktadır. Bundy ile ilgili günümüzde pek çok film ve kitap çıkmış bunun üzerinden sosyopat vb. psikolojik rahatsızlıkların derinleme incelenmesi görülmüştür. Kitap ve belgesel/film önerilerini kaynakça kısmında paylaşacağım dilerseniz izleyebilir ve ya okuyabilirsiniz. Şimdi tekrar patolojiye geri dönelim.DSM-5 tanı ölçütlerine baktığımızda: Aşağıdakilerden üçü (ya da daha çoğu) ile belirli, 15 yaşından beri süregelen, başkalarının haklarını umursamayan ve çiğneyen yaygın bir örüntü: Tutuklanmasına yol açan yineleyici eylemlerde bulunmakla belirli olmak üzere, yasal yükümlülüklere uymama. Sık sık yalan söyleme, takma adlar kullanma ya da kişisel çıkarı ya da zevki için başkalarını dolandırma ile belirli düzmecilik (sahtekârlık). Dürtüsellik ya da geleceğini tasarlamama. Sık sık kavga dövüşlere katılma ya da başkalarının hakkına el uzatma ile belirli olmak üzere sinirlilik ve saldırganlık. Kendisinin ya da başkalarının güvenliğini umursamama. Sürekli bir işinin olmaması ya da parasal yükümlülüklerini yerine getirmeme ile belirli, sürekli bir sorumsuzluk. Başkasını incitmesi, başkasına kötü davranması ya da başkasından çalması durumunda aldırmazlık gösterme ya da yaptıklarına kendince bir kılıf uydurma ile belirli olmak üzere vicdan azabı çekmeme (pişmanlık duymama). Kişi en az 18 yaşındadır. (Amerikan Psikiyatri Birliği, Ruhsal Bozuklukların Tanımsal ve Sayımsal Elkitabı, Beşinci Baskı (DSM-5) Tanı Ölçütleri Başvuru Elkitabı’ndan, çev. Köroğlu,E. Hekimler Yayın Birliği, Ankara 2014) 15 yaşından önce davranım bozukluğu olduğuna ilişkin kanıtlar vardır.              

Bu bozukluğunun tedavisi çok güçtür. Kesinlikle ilaç tedavisi başlanmalı ve EKT ile desteklenmelidir. Bunun yanında temel hedefimiz “sosyal bakış açısı kazandırmak, empati duygusunu bir nebze olsun içinde yeşertmeyi başlatmak olacaktır. En genel anlamıyla antisosyal kişilik bozukluğu bireyin tüm hayatını etkileyen yaşamındaki kişilik örüntüsünü oluşturan patolojilerin en zorlusudur. Etrafında bu tip bireyler varsa yaş en az18 olmak şartıyla bu tip davranışlarda bulunuyorsa bir örüntü oluşmuşsa tanı koymak şimdilik yeterli olacaktır. Bu örüntüye sahip olan kişilerin yakınları veya aile fertlerine hastalık hakkında psikoeğitim verilebilir ve bununla başa çıkma stratejileri geliştirebilir. Bu örüntüye sahip olan kişilerin yakınları veya aile fertlerine hastalık hakkında psikoeğitim verilebilir ve bununla başa çıkma stratejileri geliştirebilir.                                                                                                                                                                                        

TED BUNDY KİTAP –FİLM-BELGESEL ÖNERİLERİ

BİR SERİ KATİLİN ANATOMİSİ(ARKIN GELİŞİN-HERDEM KİTAP)

BİR KATİLİN İFADELERİ (NETFLIX-2019)

KAYNAKÇA  

Antisosyal kişilik bozukluğu dinamik formülasyon Olgu sunumu Pervin TUNÇ /Anadolu Psikiyatri Derg 2019; 20(2):211-216

(Amerikan Psikiyatri Birliği, Ruhsal Bozuklukların Tanımsal ve Sayımsal Elkitabı, Beşinci Baskı (DSM-5) Tanı Ölçütleri Başvuru Elkitabı’ndan, çev. Köroğlu,E. Hekimler Yayın Birliği, Ankara 2014)

 



Bu yazı 409 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI