Bugun...


Burcu UĞURLU

facebook-paylas
SANA KARDEŞ GELİYOR!
Tarih: 24-10-2019 23:48:00 Güncelleme: 24-10-2019 23:48:00


Kıskançlık varoluşsal içgüdü olarak herkesin içinde bulunan bir duygudur. Ama kıskançlık duygusu çocuklarda daha fazladır. İki(2) yaşından itibaren kıskançlık duygusu çocuklarda gözlemlenebilir. Çocuklar ebeveynlerini paylaşmamak için kıskançlık duygusuna bürünebilir. Kıskançlık doğal bir duygudur fakat bu duygunun hangi boyutlarda yaşandığı, günlük hayatı ne şekilde etkilediği önemlidir. Kıskançlık sonucunda çıkan kızgınlık, nefret, öfke gibi duygular çocukta güvensizlikten, terk edilme korkusundan, kaybetme korkusundan kaynaklanıyor olabilir. Bu zamana kadar olan ilginin bir anda çocuktan kesileceğinden ve bebeğe verileceğinden kaynaklanıyor olabilir. Bu durumda yapılacak olan şey ise çocuğu doğuma ve bebek geldiğinde olacak olanlara psikolojik olarak hazır hale getirmek önemlidir. 

Çocuğun kıskançlık gösterdiğini nasıl anlayabiliriz? Ve sakıncalı boyutlardaki kıskançlıklar nelerdir?
Çocuklarda sosyal rol gösterme tam olarak yerleşmediği için göstermiş olduğu kıskançlığı da gizlemesi pek mümkün olmayacaktır. Çocuklar duygularını en iyi oyun oynayarak ya da resim çizerek açığa çıkarır. Çocuk oyun oynarken ya da resim çizerken gözlemlemekte fayda vardır. Mesela çocuk çizdiği resimde kardeşini hiç çizmeyebilir, minicik çizebilir ya da arka sayfaya çizebilir. Bunları anne-babalar ya da öğretmenlerini fark edebilir. Burada ciddi kıskançlıklar söz konusu olabilir.

-Çocuk regresyon(gerileme dönemi) yaşayabilir. Emeklemeye, parmak emmeye, altını ıslatmaya, bebeksi konuşmalara başlayabilir. 
-İçe kapanma başlayabilir. Sürekli saklanmaya, konuşmamaya hatta yemek yememeye başlayabilir. 
-Tam tersi olarak öfke gösterebilir. Sürekli şiddetli davranışlar, vurma-kırma eylemleri sergileyebilir. 
-Kekemelik görülebilir. 
-Evden kaçan çocuklarında olduğu gözlemlenmiştir.
- Ya da tam tersi olarak evden ayrılmaktan korkarlar. Hatta bu yüzden okula gitmeyi reddedebilir. 
-Anne-babaya sürekli olarak beni seviyor musunuz sorusunu yöneltebilir.
- Baş ağrısı, mide bulantısı gibi fizyolojik durumlar yaşanabilir.
Bunlara benzer durumlarda bir pedagog, psikolog ya da psikolojik danışmandan yardım almak faydalı olacaktır.

Bu durumları önlemek için ne gibi önlemler alınabilir?
-İlk olarak çocuğa bebeğin geldiğini söylerken ‘‘abla-abi oluyorsun’’ gibi kalıplar kullanmak yanlış olacaktır. Çünkü böyle bir durumda çocuk kendini direk olarak sorumluluk sahibi hissedecek ve kaygılanacaktır.
-‘‘ Sana oyun arkadaşı geliyor’’ gibi cümleler kurmakta yanlış olacaktır. Çünkü çocuk bebek doğduğu zaman kendine oyun arkadaşı geldiğini sanacak fakat gördüğü şey sürekli ağlayan, altını ıslatan bir bebek olduğunu görecektir. Böylelikle çocukta hayal kırıklığı yaşanabilir.
- Bebeğin geldiğini çocuk direkt olarak anne-babadan öğrenmelidir. 
-Çocuğun gelişim dönemi dikkate alınarak bu haber verilmelidir.
-Anne karnı belirginleşmeye başladığında söylemek daha doğrudur. Çünkü çocuk direkt olarak gözlemleyebilir.
-Anne-baba çocuğun sorduğu her soruya net, açıkça cevaplar vermelidir.
-Bebek eve geldiğinde evde bir takım değişikler olacağını, ev eskisinden daha sesli, hareketli olacağını, misafirlerin sık gelip hediye getirebilecek oluşunu yani bebek geldiğinde evde yaşanabilecekler çocuğa anlatılmalıdır.
-Çocuğu doğuma psikolojik olarak hazırlamak adına onun bebeklik dönemi hatırlatılabilir. Sende çok ufacıktın, ağlıyordun, yemek yiyemiyordun gibi ya da aklınızda kalan sevimli anılarını anlatmakta faydalı olacaktır.
-Çocuğun anne karnına dokunması da çocuğun bebeğe karşı olan yakınlığını artıracaktır.
-Doğum yaklaştıkça çocuğa bakım gösterme de başka birilerinden yardım alınabilir. (anneanne, babaanne gibi). Böylelikle bebek dünyaya geldiğinde çocuğa karşı anne öz bakım gösteriyorken birden başkası öz bakımını üstlenmiş olmayacaktır. Ve çocuk kendini ihmal edilmiş hissetmeyecektir.
-Bebek gelmeden önce ya da geldikten sonra çocuğa bebekle ilgili sorumluluklar verme, mesela odasının duvarının renginin ne olacağını sorma, kıyafet alırken yardım etme gibi davranışlarda faydalı olacaktır.
-Anne ve babanın bir zaman çizelgesi oluşturarak iki çocuğuna da eşit vakit ayırmak örnek olarak anne bebekle uğraşırken baba çocukla oyun oynama yarım saat sonra anne ve baba yer değiştirme gibi davranışlar yapılabilir.
- Çocuğa kendi yaşantısında bir değişiklik olmayacağı söylenmelidir. Çocuğa ‘‘sessiz ol, kardeşin uyuyor’’ gibi sözcükler kullanarak çocuğun hayatını bebeğe göre yönlendirilmesi istenmemelidir.

Unutulmamalıdır ki çocuğun gösterdiği bu duygu tamamen doğaldır. Kardeşi olanlar bunca zaman minik dahi olsa bile bir kıskançlık duygusu yaşamıştır. O yüzdendir ki çocuğun yaşadığı bu kıskançlığı anlayışlı olarak karşılamalı, çocuğun davranışlarına aşırı tepkilerde bulunmamalıdır. Her zamanki hayata, çocukla olan aktivitelere devam edilmelidir.



Bu yazı 149 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI