Bugun...


Burak Can KÜMET

facebook-paylas
BU YAZI BİR İSYANIN ADIDIR
Tarih: 15-03-2019 15:05:00 Güncelleme: 15-03-2019 15:05:00


8 Mart 1857’de New York’ta sıradan bir sabahında Tarihi değiştireceğinden habersiz yataklarından kalkan dokuma işçileri her zamanki gibi ağır şartlarda hiçbir iş güvenceleri olmadan çalışmalarına rağmen sırf cinsiyetlerinden dolayı 2. Sınıf insan muamelesi görüp düşük ücretler almaları artık canlarına tak etmiş olup tahammül edemeyecekleri noktaya gelmişti. 16 saat ağır koşullarda çalışmaları yetmezmiş gibi evlerinde çocuklarına eşlerine hizmet etmeleri ve bunu hiç değerine yapmaları gerçekten çok zordu. Buna dayanılmayacağını ve daha iyi şartlarda çalışma koşulları ve çalışma saatlerini 10 saate indirmek isteyen 40 bin işçi kendi aralarında örgütlenerek greve başlama kararı aldılar. Fakat bu işverenlerinin hiç hoşuna gitmemişti, bu olayı sesiz bir şekilde bitirme niyetindeydiler. Kadın işçilere kesinlikle destek gelmemeliydi, bunun için kapıda gerekli olan polis ablukası kurulmuş, kadın işçilere şiddeti kaçınılmaz hale getirmişti bu da yetmezmiş gibi birde kadınların fabrikaya kilitlenmeleri ve ardından başlayan yangın 129 kadının canına mal olmuştu. Bu 129 can boşuna ölmüş olmamalıydı tüm kadınların yüreğine ateş olarak düşmüştü bu canlar. Cenazelerine 10 binlerce kişi katılmıştı. Ardından yaşanan olaylarla 8 mart günü emekçi kadınlar günü olarak kutlanmaya başladı peki o günden bu güne hayatımızda yaptığı değişimler neler ?

KADIN, kardeşimiz, ilk aşkımız, arkadaşımız, dünyaya bizi getiren ve hayata hazırlayan annelerimiz ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız kadınlarımız. Yıllarca adı bile konulmayan evlenmeden önce kız, evlendikten sonra kadın olan kibar davranmaya çalışanların bayan tabiri gerçekten kibar olduğu düşünenlerin hanımefendi tabirlerini alan, ilk savaşı doğduğu gün başlayan ve hayatının sonuna kadar yaşam savaşından bıkmadan yılmadan direnmek zorunda olanların öyküsüdür bu hayatlarını bir erkeğe adamak için yetiştirilen bunun için de küçük yaşına bakılmadan ev işlerini yemek yapması öğretilen hayatının kurtuluş yolu olarak evlenmek olduğunu düşündüğü için daha kendini bulmadan kendini bilmeden bu durumdan kurtulmak için ilk görücüsünün ilk talibini kabul eden fakat daha büyük savaşları yaşamaya mecbur kalan hata yapmış olabileceği düşünülmeden başka şans verilmeyen yemeğin tuzunun eksik olduğundan dayak yemeye mecbur bırakılan erkek çocuğu olmadığı için suçlunun kendisi olduğu düşünülüp üstüne kuma getirilen yediği dayak dayanılmaz noktaya geldiğinde ayrılmak istediği zaman bunu kabullenemeyen erkek tarafından öldürülendir kadın. Kadın tecavüzcüsünün DNA’sı kaldığı için parmakları kesilen sonrasında yakılarak öldürülen Özgecan Aslan’dır. Kadın kendini pazarlamak isteyen kocasını öldüren çilesi hiç bitmeyen Çilem Doğan’dır. Kadın eşini başka bir kadınla yakaladığı için günlerce işkence gören Cemile Şentürk’tür. Kadın telefonla çok konuştuğu için abesi tarafından öldürülen, babası tarafından gömülen annesi susturulan Hilal Özcan’dır. Kadın Güldünyadır, Hasrettir, 17 yaşında ki Eylemdir. Kadın adını hiç duymadığımız yada sadece televizyonlarda gazetelerde bir satırla anlatılan 19 yılda öldürülen 6 bin kadın ve daha adını hiç duymadığımız haberlere yansımayan sadece şiddete maruz kalan 10 binlercesidir. Bu topraklarda kadının olmak gerçekten zordur. Değerini de yaşadıklarında anlatmaya kağıtlar yetmez.

Bizi bu dünyaya getiren gözümüzü açtığımızda yanımızda olan hayatımıza dünyamıza renk katan siz kadınlar hepinizin 8 Mart dünya emekçi kadınlar gününüz kutlar önünüzde saygıyla eğilmeyi bir borç bilirim.



Bu yazı 364 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI