Bugun...


Belgin YALAVUZ

facebook-paylas
LİON
Tarih: 02-07-2019 17:36:00 Güncelleme: 02-07-2019 17:36:00


  Lion, Garth Davis’in yönettiği Avustralya, ABD ve Hindistan ortak yapımı olan bir dram filmidir. Başrollerinde Dev Patel, Rooney Mara, Nicole Kidman ve David Wenham gibi güçlü isimler yer almaktadır. “A long way home” isimli biyografik bir kitaptan uyarlanan, Hintli bir ailenin gerçek hikayesini konu edinen film izleyicinin kalbine hitap eder. Film bir masal evreninde yolunu ve ailesini kaybeden küçük Saroo’nun hikayesini anlatıyor.

  5 yaşında olan Saroo annesi, ağabeyi ve kız kardeşi ile birlikte Hindistan’da yaşamaktadır. Yoksul bir hayatları olması nedeniyle Saroo, işçi olarak çalışan ağabeyine zaman zaman yardım eder. Yine bir gece çalışmak için çıkan ağabeyine kendisini de yanında götürmesi için ısrar eder ve o gece birlikte evden çıkarlar. Yolculukları sırasında Saroo uyuyakalır ve ağabeyinin tüm uğraşlarına rağmen uyanmak istemez. Ağabeyi Guddu da onu tren istasyonunda bir bankta hiçbir yere ayrılmaması koşuluyla bırakmak zorunda kalır. Saroo gece uyanır, ağabeyini ararken bir tren vagonuna girer ve orada uyuyakalır. Sabah uyandığında ise hareket halindeki trende ne Guddu vardır yanında, ne de bir başkası. Yapayalnız, trende iki gün boyunca çaresiz yolculuk eder. Kendini Batı Bengal’de, Kalküta’da bulan Saroo, dilini bilmediği bu şehirde bir başına hayatta kalmaya çalışır.  Küçük yaşına rağmen zekasıyla türlü beladan kurtulmayı başarır sonunda da soluğu bir yetimhanede alır. Ancak hem yetimhanedeki diğer çocuklardan hem de yetişkinlerden kendini sakınmak zorundadır.

  Saroo nereden geldiğini tam olarak bilmediği için yetkililer ailesine ulaşamaz. Bir süre yetimhanede kaldıktan sonra Avustralyalı bir ailenin yanına evlatlık verilir. Saroo’nun koşullarının şimdikinden çok daha iyi olacağı kesin ancak yine hiç bilmediği bir dilin konuşulduğu yerdedir. Ne onları anlıyordur ne de kendisini ifade edebiliyordur. Üstelik bu defa ilk kez gördüğü bu insanları anne baba yerine koyması gerekmektedir. Her ne kadar bir çocuk için zor bir durum olsa da Saroo yeni ailesinin sevgi ve şefkat dolu olmalarının da etkisiyle Sue ve John’a çabuk alışır. 1 yıl sonra bu aile Mantosh ismindeki bir çocuğu daha evlat edinir. Saroo’nun yeni gelen çocuğa hafiften kardeş kıskançlığı geliştirdiğini de izlerken anlayabilmekteyiz. Mantosh eve geldiği ilk günden sinir krizleri geçirir dolayısıyla  kolay bir çocuk olmadığı için ilerleyen zamanlarda aileyi zorlu günler beklemektedir.

  Aradan 20  yıl geçer… Aile sevgisi, iyi eğitim olanakları Saroo ve Mantosh’a sunulmuştur. Sunulan bu olanakları Saroo iyi değerlendirir, otel yönetimi ile ilgili bir eğitim için yurtdışına gider, hayatının aşkına da kavuşur,  iyi bir çevresi ve hayatı vardır. Mantosh ise hayatını düzene oturtamamış, kontrolsüz, uyuşturucu bağımlısı bir genç olur. Onun bu durumu tüm aileyi oldukça yıpratmaktadır. Özellikle de Sue’yi… Aslında Sue ve John kendi çocukları olabileceği halde çocuk yapmamayı tercih etmişlerdir. Onlara göre dünyada zaten yeterince insan var ve bu yüzden sıkıntı içindeki çocukları alıp onlara bir şans vermek Sue ve John’u kendi çocuklarını büyütecek olmaktan daha çok mutlu eder. Yani en başından kolay olmayacağını bilerek evlat edinme kararı vermişlerdir.

  Saroo  tanıştığı Hintli arkadaşlarının evindeki bir yiyeceğin çağrıştırdıklarıyla geçmişinden ağabeyi ile olan bir anısını  ve aslında kayıtlardaki gibi Kalküta’dan gelmediği gerçeğini hatırlar. O günden sonra kendi ailesini aklından çıkaramaz. Şu anda ne yaptıkları, iyi olup olmadıkları düşünceleri uykularını kaçırmaya başlar ve sonunda biyolojik ailesini bulmaya karar verir. Araştırma süresince bir yandan  kendisini 25 yıldır bekleyen ailesinin acılarını dindirmek için hesaplar yaparken diğer yandan da onu büyüten ve bugünlere getiren anne ve babası Sue ile John’un kalbini kırmadan amacına nasıl ulaşacağı ikilemiyle mücadele eder. Google Earth üzerinden başladığı uzun soluklu çalışmanın sonunda ise genç Saroo, gerçek annesini bulmayı başarır.

  Dünyada her beş dakikada bir çocuk kayboluyor, tıpkı Saroo gibi… Ancak maalesef her çocuk Saroo kadar şanslı olamayabiliyor. Kayıp çocukların kaybolduktan sonra birçok şiddet türüne maruz kalma açısından risk altında olduklarını söyleyebiliriz. Çocukların ortadan kaybolmasını engellemek için önleme çalışmalarına odaklanmak gerekir. Ayrıca arama çalışmaları sırasında da ailelerin psiko-sosyal olarak desteklenmesi gerekmektedir. Çocukların korunmasında anne babaların dikkatli olması gerektiği kadar çocuğun bilinçlendirilmesi de  oldukça önem taşımaktadır. Yani anne baba çocukla kendi güvenliği hakkında mutlaka doyurucu bir konuşma yapmalı, çocuğa ad ve soyadlarını, adreslerini ve telefon numaralarını öğretmelidir.

  Filmin adının neden Lion olduğunun açıklaması film sonunda veriliyor, sizlere sürpriz olsun diye bahsetmek istemedim. Etkileyici, duygu yüklü bir filmdi. Ben keyifle izledim  umarım sizde sıkılmadan izlersiniz.

  Hoşçakalın …



 



Bu yazı 309 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI