Bugun...


Ahmed Furkan TEKİN

facebook-paylas
Borç Filmi veya Tam Ol(a)mayanların Analizi
Tarih: 27-10-2020 21:39:00 Güncelleme: 27-10-2020 21:42:00


                   

Borç kelimesi sözlüklere bakıldığında en genel olarak “Geri verilmek üzere alınan ya da herhangi bir nedenle ödenmesi gerekli olan para, mal ya da benzeri şey.” olarak tanımlanmaktadır fakat “Borç” kelimesini aratmaya devam ederseniz karşınıza Vuslat Saraçoğlu’nun ilk uzun metrajlı filmi olan ve aslında sokakta, otobüslerde, dükkanlarda, evlerde, parklarda kısacası görülebilecek her yerde gördüğümüz fakat bir türlü hikayesini soramadığımız hatta bırakın hikayesini adını bile soramadığımız insanların kenarda köşede kalmış hikayelerini anlattığı bu güzel festival filmiyle karşılaşacaksınız.

 

Borç filmi 2018 yılında vizyona girdi ve yönetmenine 37. İstanbul Film Festivalinde “En İyi Film” ödülünü getirdi. Filmin oyuncu kadrosu incelendiği zaman ise, daha önce “Yazgı” ve “Ali’nin Sekiz Günü” gibi filmlerinden tanıdığımız Serdar Orçin, “Bulantı” filmiyle karşımıza çıkan İpek Türktan ve sinemadan televizyona, tiyatrodan seslendirme sanatçılığına kadar çeşitli alanlarda karşımıza çıkan Rüçhan Çalışkur bulunmakta.

 

Filmin kısaca bir özetini şu şekilde sunmak istiyorum:

 

“Tufan, karısı Mukaddes ve kızı Simge ile birlikte Eskişehir’de yaşayan bir adamdır. Tufan'ın hayatını idame ettirmek için çalıştığı yer ise küçük bir matbaadır. Her gün evden işe, işten eve giden bir adam olan Tufan'ın bu düzenli ve sıradan hayatı, bir gece yaşanan kriz sonucunda değişiverir. Ailenin yan dairede yalnız yaşayan komşuları Huriye aniden fenalaşır. Huriye'ye bakan doktor, Huriye’nin bir süreliğine bakılması gerektiğini, yoksa risk faktörlerinin mevcut olduğunu söyler. Fakat ona bakabilecek kimse yoktur. Tufan Huriye’yi ortada bırakmayı göze alamaz ve iyileşene kadar ona evinde bakmaya karar verir. Yaşadığı kimi korku ve kaygıların sonucunda Tufan’ın “iyilik” hali önemli sınavlardan geçecektir...”

 

Şimdi de gelelim filme konu olan karakterlerin analizine:

 

Tufan karakteri 40’lı yaşlarında ve bu yaşına kadar üzerinden sıradanlığını atamamış kendi kimliğini inşa etmeyi bir türlü beceremeyen sıradan bir adam olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum onun kimseye hayır diyememesine, kendini bir türlü uygun bir şekilde ifade edememesine neden olmakta. “Bastırılan her duygu bir başka şekilde kendini ifade eder şeklinde bir kalıp vardır.” Tufan karakterine bu kalıbı uyguladığımız zaman ise şu şekilde bir sonuca ulaşırız: ‘‘İfade edilemeyen her şey kendini bir şekilde ifade etme yolunu bulur.”

 

Tufan kendi kimliğini inşa edememesinin acısını ortadan kaldırabilmek için iş arkadaşı Hüsamettin’i taklit etmekte ve ona özenmektedir. Bu özenme ve taklit Psikanalitik Yaklaşımda Savunma mekanizmalarından “Özdeşim Kurma” ile açıklanmaktadır.

 

Tufanın kendini ifade etmesindeki bir diğer nokta ise kırmızı Japon arabasıdır. Kırmızı enerji dolu, tutkulu olmanın, hayatta kalmanın dışavurumudur. Kırmızı rengin en önemli özelliği güçlü ve erkeksi olmasıdır. Ayrıca Tufanın tercih ettiği arabanın Japon arabası olmasının en önemli özelliği bu arabaların üzerinde çok rahat modifikasyonlar gerçekleştirebiliyor olmanızdır. 40’lı yaşlar artık orta yaşa gelindiğinin ve hayatınızda değişiklikler yapmanın zorlaştığı yaşlardır. Bunun farkında olan Tufan kendisini ifade edebilmenin bir yolunu en iyi olarak bu şekilde bulmuştur.

 

Gelelim şimdi de Mukaddes karakterine: Mukaddes genel olarak ülkemizdeki ev kadınlarının genel bir projeksiyonu olarak karşımıza çıkmaktadır fakat ülkemizde evinden ayrılıp başka bir evin işlerini yapan diğer kadınlar gibi mukaddeste kendisinden beklenen işleri yapmaktadır. Mukaddes bu hayatı isteyerek seçmemiştir fakat kendisinden beklenen budur. Tıpkı kocası Tufan gibi o da kendisini istediği gibi ifade edememektedir ama mukaddes kocası kadar şanslı değildir.

 

Mukaddesin kapalı kaldığı 4 duvarda kendisini en iyi ifade edebileceği yer dans kursudur fakat kocası Tufan ona izin vermediği için kendi istediği hayatı yaşayamamaktadır. Mukaddes ise bu durumla başa çıkabilmek için içselleştirmiş olduğu cinsiyet rolünü benimseyerek kendini bu acıdan sıkıntıdan kurtarmaya çalışmaktadır.

 

Ve gelelim filmde önemli olduğunu hissettiğim son karaktere bütün düzeni bozan huriye teyzeye yani bir nevi besle kargayı oysun gözünü atasözündeki kargaya yani Huriye teyzeye.

 

Huriye teyze genel olarak çok konuşmayan bakıma muhtaç, bu hayatta kızından başka kimsesi olmayan sıradan yaşlı bir insan. Tufan sadece o rahat etsin diye evini ona açmasına rağmen o bütün her şeye rağmen Makbule ye kaynanalık yapan, hatta hiçbir sorun yokken sorun çıkaran ve Tufan ile Makbule’nin gözlerini oyan(!) karga olarak ön plana çıkmakta…

 

“Borç filmi hayatını rutinin dışına çıkaramayan, kimliğini bir türlü bulamayan Tufanla varolmayı beceremeyen erkeklerin hikayesini. Varlığını kanıtlayabilmek için gerçekten varolduğuna inandırılan bir erkekle evlenen ve hayatını evine adayan, kendine bir şeyler yapmaktansa hayatını başkaları için adayan Mukaddesle varolmayı beceremeyen kadınların hikayesini anlatmakta.

 

Anlatılan aslında her birimizin hayatı boyunca en az bir kere denk geldiği insanların hikayesinin kısa bir özeti. Anlattıklarıyla, verdiği mesajlarla analizini yaptığım Borç filmi filmseverlerin listelerine özellikle eklemeleri gereken bir film olarak karşınıza çıkıyor.



Bu yazı 167 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI