X 20
Bugun...



Öz-Şefkat: Kendi Kendimize Duyduğumuz Şefkat

Şefkat de diğer her şey gibi “öz” de başlar…

facebook-paylas
Güncelleme: 18-04-2019 17:07:45 Tarih: 18-04-2019 16:40

Öz-Şefkat: Kendi Kendimize Duyduğumuz Şefkat

Şefkat de diğer her şey gibi “öz” de başlar…

Nedir kendimize şefkatli olmak yani öz-şefkat? Şefkate dair en yaygın bilinen şey zor durumda, yardıma ihtiyacı olan birine aktardığımız sıcak, naif ve yardımsever duygulardır. Belki de şimdiye kadar düşünmediğiniz bir şeyden bahsedeceğim kendi kendimize şefkat göstermek.

Günümüz yaşamı; fazlasıyla yarışmacı, hep en iyiye, her şeyin en’ine sahip olmayı özendiren tavrıyla ve bu anlamda bireyleri motive etmeye yönelik yaklaşımlar geliştirmesiyle, öz-şefkate sahip olmamızı zorlaştırıyor. Hayatımızın büyük bir kısmını sürekli değerlendirilip yargılanacağımız bir başarılar piramidine tırmanmaya adıyoruz. Ebeveynlerimizin, öğretmenlerimizin ve geniş manada toplumun sesini içleştiriyoruz. Aslında kendimize karşı şefkatli olmadığımızı söyleyebiliriz. Çoğumuz yorgunken dinlenmiyor ve uyku, yemek ve egzersiz gibi temel ihtiyaçlarımızı ihmal edip kendilerimizi sürekli zorluyoruz. Kendi kapasitemizden daha fazlası olmayı ve başarmayı beklemek bizi daha gergin ve endişeli hale getirdi. Başarılı olup takdir aldığımız zamanlarda bile kendimizi rahatlamış hissetmiyoruz çünkü bu standardı sürekli koruma ve altına düşmeme gibi daha fazla bir sorumluluğun altına giriyoruz.

Genel olarak kişinin zor zamanlarda, hata yaptığı durumlarda, sıkıntı yaşadığında ya da zayıf anlarında kendisine karşı duygusal anlamda destekleyici ve anlayışlı olmasını içerir. Kendimize karşı duyarlı olmak, sevdiklerimiz zor zamanlardan geçerken onlara gösterdiğimiz ilgi, destek ve nezaketin benzerini gerektiğinde kendimize de gösterebilmektir.

Bizim kültürümüzde ailemize, arkadaşlarımıza ve komşularımıza karşı nazik olmaya büyük önem verilir. Kendimize gelince hiç de öyle değil. Bir hata yaptığımızda ya da bir şekilde yanıldığımızda, kendi başımızı okşamak ve kendimize sarılmak yerine, kendimize bir tokat da biz atarız. Büyük olasılıkla, bu şekilde kendimizi teselli etme düşüncesi bile saçma görünür. Ve sorunlar bizim kontrolümüz dışındaki güçlerden kaynaklanıyor olsa bile, öz-şefkat kültürel olarak değerli bir yanıt değildir.  Biz hep güçlü bireylerin kendi acılarına karşı kayıtsız ve sessiz olması gerektiği mesajını aldık. Maalesef bu tutum, hayatın zorluklarıyla uğraşırken en güçlü başa çıkma mekanizmamızı kullanmamızı engellemiştir.

Yetersiz hissettiğimizde, diğer kişilerin de zaman zaman böyle hissedebileceğini kendimize hatırlatabilmemizdir. İşler zorlaştığında, başka insanların da benzer durumlardan geçtiğini hatırlamak çok önemlidir. Ve moralimiz bozukken, kendimizi eleştirip, reddetmek yerine bu hisleri kabul ederek anlamaya çalışmaktır.

Kendimize şefkatli olmak ve bu şekilde yaklaşmak, kişiliğimizin hoşnut olmadığımız veya bizi tatmin etmeyen yönlerini görmezden gelmek veya her yönüyle kendimizi mükemmel ve kusursuz görmek değildir. Ancak bunların farkında olmak ve onlardan bahsederken kendimizi azarlamak, eleştirmek, suçlu ve diğer tüm insanlardan eksik ve farklı hissetmek yerine onları kabul etmek ve kapsamaktır.

Kendimize yönelik şefkat, özellikle kendimizi kabul etmekle yakından ilişkilidir ancak bundan daha fazlası olduğunu belirtmekte fayda var. Aslında bu, eksikliklerimize ya da bizi zorlayan duygularımıza ve düşüncelerimize dair şefkat sahibi olmak ve diğer insanlar gibi savunmasız ve sınırlı olduğumuzu itiraf etmektir. Sonuç olarak, kendine yönelik şefkat, başkalarına karşı şefkat geliştirmek için temel bir ilkedir. Eğer kendimize karşı şefkat gösteremiyorsak, başkalarına şefkat gösterebilmek zordur.

Öz-şefkatin bizim için oldukça faydalı olduğu birçok araştırma ile de desteklenmektedir. Bu kavramı literatüre kazandıran Kristin Neff’in yapmış olduğu araştırmalarda öz şefkatin artan mutluluk, iyimserlik ve bağlılık da dahil olmak üzere psikolojik refah ile ilgili olduğunu göstermektedir.[1]Aynı zamanda anksiyeteyi, depresyonu, bize zarar veren mükemmelliyetçiliği azatlığını ortaya koymaktadır. ve yine araştırmalar göstermektedir ki; öz-anlayışı yüksek olan bir birey problemlerini, zayıf yönlerini, eksikliklerini tam olarak görür ama yine de kendisine karşı eleştirel ve katı bir yerine, şefkat ve anlayışla yaklaşır. Böylece öz-anlayış olumsuzluklara karşı tampon görevi görebilir ve yaşam kötü gittiğinde bireyin kendisine karşı olumlu duygular geliştirmesini sağlar.[2]

Neff, öz şefkatin üç bileşeninden söz eder. Bunlar; öz-nezaket, ortak paydaşım ve bilinçli farkındalıktır (mindfulness). Neff basit bir şekilde kendine verilen değer kavramından ziyade, kişinin kendine karşı sağlıklı bir tutum içinde olmasından bahseder. Öz-nezaket kavramı “acı ve başarısızlık durumlarında kendi kendini anlama” olarak; ortak paydaşım kavramı “daha büyük insan deneyiminin bir parçası olarak başkalarının deneyimlerini algılama” olarak ve mindfulness – bilinçli farkındalık kavramı ise “acı verici duygu ve düşünceleri geçmiş ve geleceğin etkilerinden bağımsız olarak şimdiki anda yargısız bir tutumla ele almak” olarak tanımlanmaktadır.[3]Bu tutumlar acı verici durumlarda, zorluklara rağmen duygularımızı düzenlemeye imkân veren sağlıklı bir kendilik için önemlidir.




Kaynak: https://mindfulnessinstitute.com.tr/oz-sefkat/

Editör: Ali Cengiz

Bu haber 194 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Gündem Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI