bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort
http://istanbulescortmodel.com/ http://istanbulescortlari.com/ http://istanbulescortlady.com/ http://www.sislinet.com/ http://beylikduzuescortbayanlar.com/ http://sakaryasektor.com/
X 20
Bugun...



İVAN İLYİÇ'İN ÖLÜMÜ

Tolstoy’un ölüme ilişkin yazılmış şaheseri, yargıçlar kurulu üyesi İvan İlyiç Golovin’in, ölüm ilanını okuyan arkadaşlarının, ondan boşalacak yerin kendilerini nasıl etkileyeceğini düşünmesiyle başlar.

facebook-paylas
Güncelleme: 25-11-2019 22:40:36 Tarih: 25-11-2019 20:54

İVAN İLYİÇ'İN ÖLÜMÜ

 

Yazar: L.N. Tolstoy

Yayınevi: İş Bankası Yayınları

Basım Tarihi: 1886

Sayfa Sayısı: 100

ISBN: 9786053321170

      Tolstoy’un ölüme ilişkin yazılmış şaheseri, yargıçlar kurulu üyesi İvan İlyiç Golovin’in, ölüm ilanını okuyan arkadaşlarının, ondan boşalacak yerin kendilerini nasıl etkileyeceğini düşünmesiyle başlar. 

 

     Yas evinde, Pyotr İvanoviç’in davranışlarında yakın birinin ölümünden sonra geride kalanlarda ortaya çıkan sağ ve esen olma sevinci vurgulanmış: O öldü ama ben yaşıyorum! Dul eş, ağlayarak, kocasının dayanılmaz acılar çektiğini anlatır İvanoviç’e. Ondan, hazineden alacağı paranın tutarını ve emekli aylığı almanın yollarını öğrenmek istemektedir. Ancak aralarında geçen konuşmadan İvanoviç, kadının bu konuda kendisinden daha bilgili olduğu sonucunu çıkarır. Onun, uşakla yaptığı konuşmadan da mezar parasını önceden iyice sorup soruşturduğunu, sonra kesin karar verdiğini anlar: Ölen ölmüştür, geride kalan için hayat sürüyordur. 

 

     Kırk beş yaşında ölmüştür İvan İlyiç. Becerikli olmayan bir memurun en becerikli ortanca oğludur. Kız kardeşi tarafından ailemizin anka kuşu diye anılır. Başarılı bir eğitimden sonra onuncu dereceden memur olarak taşra valiliği emrinde memuriyete başlamıştır. Beş yıl sonra, sorgu yargıcı olur. Başka kente atanır. Emrinde olanlara kibar, arkadaşça davranır. Yetkilerini kötüye kullanmaz, çalışkan ve işine önem veren biridir. Atandığı kentte, ileride karısı olacak Praskovya Fyodorovna ile tanışır. Soylu bir ailenin güzel ama drahoması olmayan kızıdır. Praskovya ile evlenirler ancak bu, iyi düşünülerek yapılmış bir evlilik değildir. Karısının hamileliğiyle birlikte çatışmalar başlar. Karısı ona karşı kabadır. İvan İlyiç’in gözünü yükselme hırsı bürümüştür. İşinin yükümlülüklerine sarılarak karısının hışmından korur kendini. Üç yıl sonra savcı yardımcısı olur. Yedi yıllık sürelerle farklı kentlerde görev yapar. Karısı, gittikleri bu yeni kentlerden hoşlanmaz. Yaşadıkları her türlü zorluk için onu suçlar. Geçim sıkıntısı ve kaybettikleri üç çocuğun acısı da vardır. 

 

     1880 yılı zor bir yıl olur. İstediği yere atanamaz ve haksızlığa uğradığını düşünür İvan İlyiç. Karısını ve çocuklarını, karısının ağabeyinin çifliğine bırakıp daha iyi şartlarda bir iş umuduyla Petesburg’a gider. Bu yolculuktan umulmadık bir başarıyla döner. Bir dostu aracılığıyla iki derece birden yükselmiştir. Petersburg’a yerleşme fikri, karısıyla ortak amaçlarıdır. İlişkileri düzelir gibi olur. İvan İlyiç, Petesburg’da düşlerindeki gibi bir daire bulur ve evi karısının istediği biçimde düzenlemeye başlar. Ustalardan birine yapacağı işi göstermek isterken merdivenlerden paldır küldür yuvarlanacak kadar kendinden geçmiştir evi düzenlerken. İvan İlyiç’in, daha sonraları hastalığına kulp yapacağı böğrünü dolap kapağına çarpma olayı bu düşme sırasında gerçekleşir. Evlerinin dekorasyonu ve evde pişen yemekler bile mensubu oldukları saygın çevreyle aynıdır. Karı koca hayatlarından hoşnut oldukları için aralarında çıkan anlaşmazlıklar fazla büyümemektedir. İnsanların kaderi onun ağzından çıkacak sözcüklere bağlı olduğundan, kendini güçlü ve önemli hissetmekte, görevinden bencilce zevk almaktadır İvan İlyiç. Başka bir eğlencesi de dostlarını öğlen yemeğine çağırmak ve vint partileridir. Karısıyla zaman zaman sorunlar yaşamaktadırlar ama İvan İlyiç’in sığınağı işidir. 

 

     İşte bu sıralarda İvan İlyiç’in keyfi kaçar. Karnının sol tarafında bir rahatsızlık duymaya başlar. Önceleri önemsemez. Ancak giderek artan ağrılarla birlikte evin dirliği de bozulur. Tuhaftır ki tüm bu kavgaları İvan İlyiç, öğlen yemeğine oturduklarında çıkarmaktadır. Karısı bu durumun farkına varınca onu bir doktora gitmeye ikna eder. İvan İlyiç, hastalığının tehlikeli olup olmadığını öğrenmek ister doktorlardan. Ancak kesin yanıt yoktur.  

 

     Tıp kitapları okumaya, başkalarının hastalıklarıyla kendi hastalığı arasında benzerlikler aramaya başlar. Öfkeli ve alıngan olur. Başka doktorlara gider. Ama durum kötüye gitmektedir. Uzun zamandır görmediği kayınbiraderinin, kendisine bakışından, görüntüsünün çok değişmiş olduğunu anlar. Ve kayınbiraderini, Praskovya Fyodorovna’ya … Farkında değilsin sen, ölüp gittiği gözlerinden belli adamın… derken duyar. 

 

     Odasına gider, düşünmeye başlar. … “Böbreğim, böbreğim kaymış” diye düşünüp teselli eder kendini. Doktorların bu böbreği sıkıca tutup yerine yerleştirdiğini düşler. Böğrümü çarpmıştım diye düşünür. Bu düşünce İvan İlyiç’in hastalığını kabullenememe bahanesidir. Ölüm, İvan İlyiç için bir varlık kazanmaya başlamıştır. Her yerde onu görmektedir. Korkuları başlar. Ölümü unutmak için işine sarılmayı dener. Ama sancıları geçit vermez, hatalar yapmaya başlar. 

 

… Ölüm, karşısına konulan tüm engelleri yıkıyor, hepsinin arkasından çıkıp kendini gösteriyordu… 

Afyon ve morfin verilmeye başlanmıştır. Bu günlerde, İvan İlyiç’in yanında huzur bulduğu kişi uşak Gerasim’dir. İvan İlyiç, ayaklarını yüksekte tutmanın ağrılarına iyi geldiğini düşünmektedir. Gerasim’e önce ayaklarını tutturur, sonra da genç uşak, efendisinin karşısına oturup onun ayaklarını omuzlarına yerleştirir. İvan İlyiç, onu anlayan, acıyan ve yalan söylemeyen tek kişinin o olduğunu düşünmektedir. Çünkü ona, ölümden söz eden tek kişi Gerasim olmuştur. Yalnız kalmaktan, aynaya bakmaktan korkmaktadır. Dışarıdan gelen doktorun, soğuktan şikayet etmesini, karısının teninin tombul beyazlığını, temizliğini, saçlarının ışıltısını ayıplar. Karısına, tiyatroya gitmesi için ısrar edenin kendisi olduğunu unutup giyinmiş olmasına içerler. 

 

      Her yanını acıtarak onu dar bir çuvala sokmaya çalışanlar vardır. Tanrıya sitem eder, ağlar. Artık ağrılarını metanetle karşılamaktadır. Çocukluk anıları olanca tatlılığıyla belirirken İvan İlyiç hasta olduktan sonra, bir zamanlar ona mutluluk veren anılar değersizleşmiştir. Çalışma hayatı ve düş kırıklığı evliliği arasında gel gitler yaşamaya, gerektiği gibi yaşayıp yaşamadığını sorgulamaya başlar. 

 

     Kuşkular doğru, bunların dışında kalanlar ise gerçeğe aykırı olabilirdi belki de!… Sabah, nasılsa bu düşüncelerini odaya giren doktorun, karısının, kızının yüzünden de okur. İnlemeye, bağırmaya, üstünü başını parçalamaya başlar. Gelen papazla birlikte yine de yeni bir umut belirir içinde. Bu umutlarla birlikte yaşadığı hayatın doğru olduğu düşüncesi de doğar yeniden. Ama kendisine iyisin diyen karısına karşı nefretle dolar. Çünkü ona yalan söylemektedir. 

 


Kaynak: https://www.mevzuedebiyat.com/ivan-ilyicin-olumu/

Editör: İrem ARIKAN

Bu haber 75 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Kitap Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI