Bugun...



ABLEISM(SAĞLAMCILIK) VE ENGELLİLİK


facebook-paylas
Güncelleme: 23-07-2020 22:17:03 Tarih: 23-07-2020 22:00

ABLEISM(SAĞLAMCILIK) VE ENGELLİLİK

ABLEISM(SAĞLAMCILIK) VE ENGELLİLİK

 

Biri bana normalin resmini çizebilir mi? Başkası herkes için en kabul edilebilir beden özelliklerini nasıl tarif eder? Yolumda kendi halimde giderken, “Allah şifa versin” sözünü duyduğumda ne anlamalıyım? Bir tekerlekli sandalye kullanıcısını yürüyen birinden daha az normal yapan hangi inanış? Bir kör nasıl nankör olmaktan kurtulur? Birini bozuk diğerini sağlam yapan çizgi nerde başlar?

 

Değerli dostlar, bu yazımızda sizlere yeni bir kavramdan bahsetmek istiyorum:

Sağlamcılık kısaca birilerinin sağlam, diğerlerinin bozuk olma inancı. Ableism, yani Türkçesiyle sağlamcılık engellilik meselesini engelli olmayanların bakış açısıyla gören bir kavram. Bu anlayışa göre norm olarak kabul edilen ideal bir beden var ve engelliler bu normdan sapmış olan kişiler. Ortada bir sağlam beden ve insanlar var, bir de onlarla kıyaslandığında sağlam olmayan, bozuk, sapkın ve sakat bedenler. Sağlam ve sakatı birbirinden ayıran ise gayet “tarafsız, bilimsel” bir araç var elimizde: Tıp ve biyomedikal düşünce tarzı. Tıp, bizlere normal olarak addedilen, olması gereken bir sağlık manzumesi sunuyor. Bunun dışında kalanlar ise hasta, patolojik veya anormal olarak kabul ediliyor. Kişinin anormal olarak etiketlenmesinin nedeni, sağlamcı bakış açısına göre bedensel sapkınlıkların cinsiyet, etnik köken, ırk gibi doğal insan farklılıklarının bir sonucu olarak değil, bir hata ve bozukluk sonucu ortaya çıktığının düşünülmesi. Neticede sağlamcılık sakat bireyi tamir edilmesi gereken bir üretim hatası olarak görüyor ve ona göre muamele etmeyi tercih ediyor.

 

Ableism, sözlük anlamı ile “engelli bireylere yönelik ayrımcılık veya önyargı*” anlamına gelir. Özünde, ableism; “fiziksel, zihinsel, gelişimsel engelleri olan insanlara yönelik; toplumda tam anlamıyla işlev gösterebilen bireyler olarak var olmaları için ‘düzeltilmeleri’ gerektiği inancı ile karakterize edilmiş bir ayrımcılık yahut önyargı biçimidir. Türkçe’ye “sağlamcılık” olarak geçmiş. Bu terimin görünürlüğünün bu kadar az olması bile tek başına konu hakkında ne kadar bilinçsiz olduğumuzu anlatmaya yetiyor.

Kişi bu ayrımcılığa nasıl katkı sağlıyor? Yani nedir bu “sistemimizden çıkarmamız” gerekenler?

 

1. Ayrımcı Dil

Günlük hayatta kullandığımız kelimelerin ayrımcılığa olan etkisi tabii ki yadsınamaz. Sorun, kişinin kullandığı kelimelerin ayrımcılık yarattığını fark etmemesi yahut bu ayrımcılığı, dilini değiştirecek kadar önemsememesi ile kendisini gösteriyor.

 

2. Engelliliğe Karşı Tutum ve “Erişilmezlik”

Engelliliğin; üstesinden gelinmesi gereken bir kusur yahut eksiklik olarak görülmesi, belki de en temel ableist biçim.

Engelliliğin direkt olarak kişinin hayatında yarattığı etkiler bir yana, engellilerin günlük hayatta karşılaştıkları sorunların önemli bir kısmı ableism kaynaklı. Kişinin yaşadığı zorlukların sebebi olarak engelliliğinin gösterilmesi, toplumu sorumluluk almaktan uzaklaştıran bir durum yaratıyor. Yani aslında engellilerin yaşadıkları zorluklar çoğu zaman engellilik kaynaklı olarak değil, ableist çoğunluğun; dünyayı, engellilikleri hiçe sayarak tek tip insana göre şekillendirmeleri kaynaklı ortaya çıkıyor. Bu durum da engelli kişilerin temel haklarına saldırı anlamına geliyor. Erişilebilirliğin de temel bir hak olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Kitlelerin, var olan ya da meydana gelebilecek sorunların hangilerinin temel haklara karşı gelinmesi kaynaklı olduğunun ayrımına varmalarının ableist temellere karşı önemli etkiler yaratacağını düşünüyorum.

Kısaca; engelliliğin tek başına bir kusur, eksiklik gibi görülmesi pratikte birçok soruna yol açmaktadır. Bu bakış açısı en basit haliyle; engelli kişiyi bir “eşit” olarak değil de “acınacak” alt bir tabakaya ait görmeye sebep olur. Kişi, kendisiyle eşit görmediği bu kişilere karşı “acıma temelli sempatiden” öteye gidemeyecektir. Bunun sonucu olarak; ayrıcalıklarından doğan sorumluluklarını dikkate almayan bu kişi, erişilebilirlik dahil birçok alanda güçlük yaratacaktır.

 

3. Apaçık Olmayan Engelliliği Yok Saymak

Yazının bu bölümünde ilk önce iki anahtar kelimeden bahsedeceğim.

Nörotipik: Özünde var oluşun birçok biçiminden sadece birini ifade eden bu kelime, çoğunlukla “zihinsel, bilişsel, gelişimsel olarak tipik olmak” şeklinde tanımlanmakta.

Neurodivergent: Bir şemsiye terim olarak kullanılan bu kelime; bilişsel normların dışında görülen nörolojik çeşitliliği ifade eder. Otizm, DEHB, disleksi, çeşitli mental hastalıklar bu şemsiye altında ele alınmaktadır.

Engelliliğin birden çok biçimi olduğundan hepimiz haberdarız. “Ortada olmayan” engelliliklerin diğerleri kadar ciddiye alınmaması ableist döngüyü destekliyor. Gerçek şu ki; engellilik, sadece “dışarıdan bakarak” anlaşılabilecek bir durum değil. Engellilik kategorisi altına alınabilecek durumların kendisine karşı toplumun önyargısı; aynı zamanda bu kişilerin ableist bir düzende yaşamaya zorlanmaları sebebiyle hayatını idame ettirmelerini güçleştiren semptomlarının ortaya çıkması üzerine, bu semptomların iyileştirilmesi için işe yaradığı kanıtlanmış ilaç, terapi vb. bilimsel yaklaşımların yine toplum tarafından “gereksiz” görülmesi sonucu, kişiler nörotipik düzene uyum sağlayabilmek için ihtiyaç duydukları kaynaklara ulaşamamaktadır. Bu nedenle kendisinden nörotipik olmasını bekleyen dünyaya bir neurodivergent olarak uyum sağlaması zorlaşan bu insanlar hayatlarında birçok ciddi ve hayati sorunla karşılaşmaktadır.

 

Toplum tarafından sunulan, tek doğru olarak kabul edilen nörotipik, able-bodied (fiziksel olarak engelli olmayan) insan figürünün kabulü, ayrımcılığın önündeki temel sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Neurodivergent kişilerden nörotipik kalıplara uymasını beklemek absürt olduğu kadar bu kişilere karşı yapılmış ciddi bir zorbalıktır. Ayrıca neurodivergent kişileri tek bir kalıba, tek bir doğruya doğru itmek, bu kişilerin nörotipiklerden çok daha iyi olduğu yönleri de görmezden gelmek demektir. Özellikle neurodivergent çocukların genç yaştan beri ableist toplum tarafından maruz kaldıkları ayrımcılığın sonuçları çok ağır olmaktadır.

 

Tabii ki ableism’in burada yüzeysel olarak anlattığımdan çok daha ağır sonuçları var. Aynı cinsiyetçilik gibi, transfobi gibi, ableism de politik bir sorundur. Ableism de büyük harflerle yazılmış ayrımcılıklar gibi her gün can almaya devam etmektedir. Ableist olmamayı öğrenmek, ayrıcalıklı (privileged) kişiler için sadece bir sorumluluk değil aynı zamanda zorunluluktur. Ne yapmanız gerektiğini öğrenmek istiyorsanız, sorun, bizzat engelli kişilere sorun. Ne de olsa, engelli kişilerin “iyiliği için” en iyisini bileceğinizi düşünmek dört dörtlük bir ableism örneğidir.




Kaynak: https://eeeh.engelsizerisim.com/yazi/41/bana_bozuk_bir_seymisim_gibi_davranma https://medium.com/@bresson/ola%C4%9Fan-ayr%C4%B1mc%C4%B1l%C4%B1klar-ableism-i-cab2cc1df34a

Editör: Ali CENGİZ

Bu haber 315 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Gündem Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI