Bugun...


Seba Nur SARAL

facebook-paylas
Psikanaliz Üzerine
Tarih: 28-03-2019 07:37:00 Güncelleme: 28-03-2019 07:37:00


Sigmund Freud’un son yılları artık, oldukça yaşlanmış üstüne üstelik birde çene ameliyatı geçirmiş ve artık konferanslar vermekte oldukça zorlanıyor. Hatta yaşının verdiği sebeplerden dolayı derslere bile giremiyor. Ama yine de durmuyor. Üretmeye devam ediyor. Nasıl mı? Vermek isteği konferansları sanki karşısında öğrencileri varmışçasına yazmayarak. İşte ‘psikanaliz üzerine’ kitabı bu şekilde yazılıyor. Kimine göre çok ağır, kimine göre hiç de akıcı olmayan bir dile sahip Freud. Ama onu okumak psikanalizi anlamak için en önemli adım olsa gerek. Kitabına tabii ki de rüya bilimiyle başlıyor. Kendine göre bu kısımda yeni hiçbir şey söylememiş ama onu okurken anlıyorsunuz ki Freud’un rüya bilimine dair bilmediğimiz birçok şey var.

  Peki, rüya analizi nasıl yapılır? Freud öncelikle hastasını sonuna kadar dinliyor. Hastası rüyasını anlatırken asla müdahale etmiyor, düşüncelerini söylemekten kaçınıyor. Freud hastasını yorumlamak için sonsuz çeşitlikte ki bilgiyi bu rüyalardan topluyor. Ardından rüyayı, daha sonra tekrardan dönmek şartıyla bir kenara kaldırıyor. Ve hem hastasının hem de kendisinin dikkatini rüyadaki bazı öğelere yöneltiyor. Hastasından bu öğelerin onda çağrıştırdıklarını kesintisiz olarak kendisine aktarmasını istiyor.

   Hastanın anlattığı rüya çoğu zaman yaşadığı günün tortularını içermektedir. Burada önemli olan seçilmiş öğelere yönelmek ve hastadan bu öğelerin onda neler çağrıştırdığını öğrenmektir. Çoğu zaman analize tabi olan kimse çok fazla çabalasa da rüyalarının hiçbirine erişemez, bu aşamada direnç söz konusudur. Devam eden terapi sürecinde hastayı sıkmış olan güçlüğü yenmeyi başarabilirsek, hasta kolayca rüyalarını hatırlamaya başlar. Freud’un söylediklerinden de anlıyoruz ki psikanaliz de birçok teknik bir arada kullanılıyor.

   Freud kitabında sadece rüyalardan söz etmiyor tabi. Örneğin rüyalarla bağdaştırarak gizcilikten de söz ediyor.  Rüya ve gizcilik kitabın ikinci konferansıdır. Bu bölümde beklide en dikkat çekici kısım Freud’un fal ve türevleri hakkında söyledikleridir. Freud’a göre fallar aslında bizim iç dünyamızda istediğimiz şeyleri yansıtır. Peki, nasıl oluyor da benim bilinçaltımdakiler ya da içgüdüsel isteklerim fallarıma yansıyor? Telepati, evet belki de nereden çıktı diyebilirisiniz ama Freud telepati yoluyla fallarımızın şekillendiğini söylüyor.

   Peki, “Şu, Ben ve Benüstü” nedir? Beklide burada klasik bir örnek üzerinden gidilebilir. “Ben’in Şu ile bağlantısı binicinin atı ile olan bağına benzetilebilir. At hareket etmek için gerekli enerjiyi sağlar, binici ise varılacak hedefi belirlemek ve güçlü hayvanın hareketlerini yönetmek ayrıcalığına sahiptir. Bununla birlikte Ben’in Şu ile bağlantısı her zaman ideal olmaktan uzaktır. Binici zaman zaman atının onu götürmek isteği yere sürüklenmek zorunda kalır.” Bu alıntıdan da anlaşılacağı üzere Freud Şu kavramıyla id’i tanımlar. Yani insanın içgüdüsel olan ve doyurulamayan dürtülerinden söz eder. “…Şu bencildir, tüm değer yargılarından, iyiden, kötüden, ahlaktan habersizdir. Doyum ilkesine sıkıca bağlıdır. Tüm süreçlere de egemendir. Boşalmaya eğilim gösteren içgüdüsel dolgunluk hep Şu içinde bulunur.” der Freud. Ben ise bilinçli olan, bizim topluma uymamızı sağlayan öğemizdir. Yukarıdaki alıntıda ki binicidir. İd’i dizginlemeye, onun istek ve arzularını toplum tarafından kabul görecek şekilde gerçekleştirmeye çalışandır.

   Peki, Freud kadınlık hakkında ne söylemiştir ya da bunalım ve içgüdüsel yaşam hakkında bize neler anlatmıştır? Bunların hepsi ayrı ayrı bir yazının konusu olabilir. Zaten Freud’da hepsinden ayrı konferanslarda söz etmiştir. Keyifli okumalar.

 

Kaynak kitap: Psikanaliz Üzerine

Yazar: Sigmund Freud

 

 



Bu yazı 864 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI