Bugun...


Psk. Seda SUNGUROĞLU


Facebookta Paylaş









ARTİKÜLASYON BOZUKLUĞU
Tarih: 09-11-2018 00:35:00 Güncelleme: 09-11-2018 00:35:00


Artikülasyon bozukluğu, kişinin konuşma seslerini yanlış veya eksik üretmesi anlamına gelmektedir. Konuşma düzeneği; gırtlak, yutak, yumuşak damak, dil, dişler, dudaklar ile birlikte ağız ve geniz boşluklarından oluşmaktadır. Sesler, akciğerlerden dışarıya doğru itilen havanın ses tellerini titreştirmesi ile oluşur (fonasyon). Bu ham ses; sonra boğaz boşluğu, ağız boşluğu ve burun boşluğunda bir şekle girerek her insana özgü olan ses tonunu oluşturur (rezonans). Bu ses tonu sonra dil, çene, dişler, dudaklar, damak gibi yapıların hareketiyle şekillenerek konuşmada kullandığımız temel sesleri meydana getirir (artikülasyon). Ancak bu işlem sırasında artikülatör dediğimiz organlar yanlış pozisyonlara girerek artikülasyon bozukluğu oluşmasına neden olabilir. Örneğin kişi "arı" yerine "ayı", "kitap" yerine "titap" diyebilir. Artikülasyon bozukluğunda hatalar tutarlılık göstermektedir. Örneğin kişi "r" sesini üretemiyorsa ve "r" sesi yerine "y" sesini kullanıyorsa bu hatayı bütün "r" sesini içeren kelimelerde yapacaktır. Bu sorun genel olarak kişinin konuşmasında görmezden gelinemeyecek kadar farklı ve aykırı söyleyiş biçimi olarak tanımlanabilir. Artikülasyonu anlayabilmek için konuşma seslerinin nasıl oluştuğunu aşama aşama incelememiz gerekir. Akciğerlerimize çektiğimiz havayı dışarıya verirken bu hava gırtlağımızda bulunan ses tellerine çarpar ve ses tellerimizin titreşmesiyle ham bir ses oluşturur. Oluşan bu ses biraz daha yukarıda boğaz, ağız ve burun boşluklarımızda şekillenir ve bize özgü olan ses tonumuzu oluşturur. Son olarak kişiye özgü bir karakter kazanmış olan bu ses, artikülatör organlar olarak da adlandırılan çenemiz, dilimiz, dişlerimiz, damağımız ve dudaklarımızın aldığı pozisyonlar sayesinde şekillenir. Bu şekilde konuşma seslerini oluştururuz. Örnek olarak dudaklar, dudak sesleri olan “p, b, m, f, v” seslerinin çıkartılmasında etkin rol oynarlar. Dişlerimiz ise özellikle “s, ş, f” harflerini çıkartmamıza yardımcı olurlar. Sesin bu son aşamadaki şekillenmesi, yani konuşurken çıkardığımız seslerinin oluşumu artikülasyon (eklemleme, boğumlama, oynaklama) olarak adlandırılır. Çocuklar tüm sesleri aynı anda değil, belli bir sırada öğrenirler. /b/, /d/, /m/ gibi sesler 2-3 yaşlarında öğrenilirken, /r/, /z/ gibi bazı seslerin öğrenilmesi daha geç yaşlarda olur. Bazen çocuk bir sesi tek başına ya da sözcük başında doğru çıkarabilir ama başka pozisyonlarda yanlış çıkarıyor olabilir. Ya da sizin fark edebildiğinizden daha fazla seste sorun yaşıyor olabilir. Çene, dil, dişler, damak ve dudaklarda yapısal bozukluklar varsa ya da bu organlar konuşma esnasında doğru pozisyonlar alamıyorlarsa bu durumda konuşma seslerinde bozukluklar meydana gelebilir. Bu bozukluklara artikülasyon bozuklukları denir. Kişi yaşına ve konuşma gelişim dönemine uygun olarak beklenen düzeyde konuşamıyorsa veya konuşmalarında ses uyumu yoksa bu kişinin artikülasyon bozukluğuna sahip olduğu söylenebilir.
Türkçede bütün seslerin kazanılması yaklaşık 5 yaşındayken tamamlanmaktadır. Bu yaşta konuşma gelişimi tamamlanmış olduğundan konuşmanın anlaşılırlığı tam olmalıdır. Eğer halen yanlış çıkartılan sesler varsa bu durum tedavi gerektirmektedir. Artikülasyon bozukluğu olan kişiler dil ve konuşma terapisti tarafından bir değerlendirmeye tabi tutulurlar. Yapılan test ve tetkiklerden sonra kişinin artikülasyon bozukluğu tespit edilir ve tedavi için uygun yöntemler belirlenerek bir program dahilinde kişiye uygulanır.
Artikülasyon (Sesletim) Bozukluğu; seslerin, hecelerin ya da sözcüklerin yanlış üretilmesidir. Dinleyenler çocuğun ne söylediğini anlamak için daha fazla dikkat harcar. Artikülasyon bozukluğu olan çocuklarda en sık görülen hatalar;
-bir sesin yerine başka bir ses (kar– kay) söyleme, 
-hecelerin yerlerini değiştirme (portakal- porkatal),
-ses eksiltme (sakız-sakı, anahtar-anatar), 
-ses ekleme (üzüm-yüzüm) ya da sesleri bozma (süt derken “s” sesini peltek söyleme) gibi durumlardır.
Artikülasyon (Sesletim) Bozukluklarının Sebepleri Nelerdir?
Aşağıda belirtildiği gibi pek çok nedenden ötürü kişide artikülasyon bozukluğu görülebilir.
Yapısal anomalilere bağlı: Dudak-damak yarıklığı, ağız-yüz anomalileri, dil bağı, diş bozuklukları nedeniyle konuşma seslerinin doğru üretilememesi.
Nörolojik bozukluklara bağlı: Serebral Palsi, felç, travmatik beyin yaralanmaları gibi nedenlerden ötürü konuşma kaslarının kontrol edilmesinde yaşanan zorluklar sonucu konuşma seslerinin doğru üretilememesi.
İşitme bozuklukları: Doğuştan işitme kaybı, orta kulak iltihabına bağlı olarak oluşan işitme kayıpları ya da çocuğun kulağına kalem ucu, silgi vb. yabancı maddeleri sokması sonucu oluşan kulak zarı zedelenmelerinin neden olduğu işitme kayıpları nedeniyle konuşma seslerinin doğru üretilememesi.
Zeka geriliği.
Herhangi bir anatomik, nörolojik, organik nedeni olmayan durumlar: Çocuğun dil, dudak, damak kasını doğru kullanmayışı nedeniyle konuşma seslerinin doğru üretilememesi.
Yanlış öğrenme / yanlış pekiştirme: Çocuğun çevresindeki yetişkinlerin “bebeksi konuşma” davranışını hoş karşılaması, çocuğun konuştuğu gibi bebeksi konuşmayı taklit etmesi ya da çocuk üzülmesin düşüncesiyle çocuğun bebeksi konuşmalarını düzeltmemesi sonucu konuşma seslerinin bozuk/yanlış üretilmesidir.

Atikülasyon Bozukluğunda Ne Zaman Terapiye Başlanmalıdır?  Terapi Ne Kadar Sürer?
Genel olarak çocuklar 5-6 yaşlarına geldiklerinde anadilinin tüm seslerini doğru olarak üretebilirler. Bu yaştan sonra devam eden konuşma bozukluğunun kendiliğinden düzelme olasılığı düşüktür. Çocuğun konuşmasının akranlarından farklı olduğunu düşünen ebeveynler/öğretmenler, mutlaka bir dil ve konuşma terapistinden yardım almalıdırlar. Dil ve konuşma terapisti, çocuğun konuşma probleminin sebebini ayrıntılı bir değerlendirme yaparak belirler. Çocuğun hangi seslerde problemi olduğunu belirlemek üzere bazı testler uygular ve ne zaman terapiye başlanması gerektiği konusunda aileyi bilgilendirir. Ergenlik ya da yetişkinlik döneminde de artikülasyon terapisi yapılır. Ancak konuşma biçimi yerleşmeden, küçük yaşlarda yapılan terapi daha kısa sürede ve etkili sonuç verecektir.
Terapi süresi kişiden kişiye değişiklik gösterir. Kişinin yaşı, problemin derecesi, ek başka sorunların olup olmaması, haftalık seans sayısı, kişinin terapide göstereceği performansa ve kişisel özelliklerine bağlı olarak terapi süresi farklılaşır. Terapi birkaç haftadan birkaç aya kadar sürebilir. Artikülasyon terapisinde, çocuk haftada en az iki kez olmak üzere bir dil ve konuşma terapistine gider. Bu süre içerisinde, dil ve konuşma terapistinin önceden hazırlamış olduğu program doğrultusunda çocukla çeşitli çalışmalar yapılır. Seansın bir kısmını çocukla evde çalışacak olan yetişkin izler ve ev ödevleri verilerek çalışma sonlandırılır. Her hafta çocuğun performansına göre yeni çalışmalar verilerek program
tamamlanır.



Bu yazı 382 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • 19-20 Haziran Şemdinli Projesi
    19-20 Haziran Şemdinli Projesi
  • Yarışmadan Cevaplar :)
    Yarışmadan Cevaplar :)
  • Capsler-1
    Capsler-1
  • Capsler-2
    Capsler-2
  • Capsler-3
    Capsler-3
  1. 19-20 Haziran Şemdinli Projesi
  2. Yarışmadan Cevaplar :)
  3. Capsler-1
  4. Capsler-2
  5. Capsler-3
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Şizofreni
    Şizofreni
  • Gülmek en iyi ilaçtır
    Gülmek en iyi ilaçtır
  • NewsPDR Kimdir?
    NewsPDR Kimdir?
  1. Şizofreni
  2. Gülmek en iyi ilaçtır
  3. NewsPDR Kimdir?
VİDEO GALERİ
YUKARI