Bugun...


Psk.Dan. Kübra LİMONCU

facebook-paylas
YETİŞKİN BAĞLANMASI
Tarih: 24-10-2019 23:56:00 Güncelleme: 24-10-2019 23:56:00


Bağlanma kavramına artık hemen hemen herkes aşinadır. Ancak aşina olduğumuz bağlanma genelde bebeklerin bakım verenleriyle olan bağlanmadır. Bebeklerle yapılan araştırmalar sonucunda bakım verenleriyle 3 farklı stilde bağlanma geliştirdikleri ve bu geliştirilen bağlanma duygusunun kişinin gelecek yaşantısındaki ilişkilerine de yansıdığını biliyoruz. Geçmişte bebeğin kendine yetebilen bir kişilik oluşturması için saatlerce ağlamasının gerektiği söylenirken günümüzde artık çocuğun ağlamasının bakım veren tarafından dindirilmesinin, bebeğe güven verilmesinin onun sağlıklı bir yetişkin olmasını sağlayacağını bilmekteyiz. 
Bebekliğinde ihtiyaçları zamanında karşılanan, bakım vereni tarafından desteklenen bir bebeğin güvenli bir bağlanma geliştirerek yakın ilişki kurmaktan çekinmeyen, insanlara güvenmekte zorlanmayan, duygularını ve ihtiyaçlarını daha rahat ifade eden bireyler olması beklenir. Öte yandan bakım verenin soğuk, tepkisiz olduğu bir durumda bebeğin de yakın ilişki kurmaktan, birilerine güvenmekten ve bağlanmaktan çekinen bir birey olabileceğini söyleyebiliriz. Üçüncü olarak da bakım verenin bebeğin ihtiyaçlarını karşılarken tutarsız davranışlar sergilemesi bebeğin de ihtiyaçlarını karşılamak için ne yapacağını bilememesi anlamına gelir. Bu bebek yetişkin bir birey haline geldiğinde de samimiyete duyulan ihtiyacının artması, partnerinden devamlı ilgi beklemesi, güven araması ve bunları elde etmek için de çırpınması muhtemeldir.
Güvenli, kaçıngan ve kaygılı olmak üzere kabul gören bu 3 bağlanma stili sadece bebeklikte gelişmemektedir. Bebeklikte güvenli bağlanmış olsa bile yetişkin olarak yaşadığı ikili bir ilişkinin etkisiyle birey kaçıngan veya kaygılı bir hale dönüşebilir. Bağlanma yaralanması denilen bu kavram kişinin fazlasıyla anlam yüklemiş olduğu yaşantıları içermektedir. Bu bir terkedilme olabileceği gibi aldatılma, reddedilme gibi durumlar da olabilir. Bunun tam tersi de mümkündür. Yani kaygılı ya da kaçıngan olan bir birey yaşadıkları sayesinde güvenli bağlanma geliştirebilir. 
Peki yetişkinlikte de süregelen bu bağlanma stilleri bizim ilişkilerimizi gerçekten etkiliyor mu? Evet. İlişkilerde bir türlü dikiş tutturamadığınızı düşünüyorsanız bağlanma stillerinizi gözden geçirmenizde fayda vardır. Kaygılı ya da kaçıngan bağlanma stiline sahip olmanız istediğiniz ilişki yaşamanıza engel değildir. İhtiyacınız olan şey bağlanma stilinizin farkına varmak, bu yaraların etkisi altında kalmadan seçimler yapmak ve bağlanma stilinizden kaynaklanan çeşitli negatif yöndeki yargılarınızı devre dışı bırakmaktır.
Kaygılı bağlanan bir yetişkin, ilişkide gereğinden fazla yakınlık talep edebilir, sürekli ilişkisiyle, partneriyle ilgili düşünceler üretebilir, devamlı olarak terkedilme kaygısı taşıyabilir. Bu ve bunlar gibi çeşitli durumlar ilişkinin getireceği mutlulukları köreltir ve kişi ilişkisinden doyum sağlayamaz. Karşı taraf da bu durumla ilgili şikayetçi olmaya başladığında terkedilme kaygısı kendini gerçekleştiren kehanet haline gelir. Yetişkin ilişkisinden verilen bu örnek aslında kaygılı bir bebeğin annesinin ilgisi için devamlı ağlaması ya da annesi yanından ayrıldığında kıyameti koparması gibidir. İkisinde de aynı bağlanma sistemi aktif haldedir.
Kaçıngan bağlanan bir yetişkin ise bir ilişki durumundan olabildiğince kaçar, daha çok tek gecelik ilişkiler tercih eder, bir ilişki yaşasa dahi bağlılık yaratacak aktivitelerden(evlilik, birlikte yaşama, arkadaşlarla tanışma gibi) kaçınır. Zaten kendine yetmenin ve bağımsızlığın en iyisi olduğunu düşündüğü için ilişkisinin olmamasını dert etmez. Ancak aslolan durum böyle değildir, kaçıngan bireyler de yakınlık ihtiyacı duyarlar ve bağlanmamak için ayrıldıkları sevgililerini ayrıldıktan sonra idealize ederek devamlı onu düşünebilirler. İlişki halindeyken de ilişkisi yokken de doyuma ulaşmamış olurlar. 
Yani bebeklikten itibaren başlayan bu bağlanma öyküsü yetişkinlikte de yaşamımızı, ilişkilerimizi etkileyebilmektedir. Fakat bu durum bir kader değildir, farkındalığı yüksek bir kişi bağlanma stili ne olursa olsun bu izleri silerek hayatına devam edebilir.



Bu yazı 241 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI