Bugun...


Psk.Dan. Kevser ÖNDEŞ

facebook-paylas
DEPRESYON
Tarih: 06-10-2019 18:01:00 Güncelleme: 06-10-2019 18:01:00


    “Hiçbir şeyden zevk alamıyorum.”

    “İçimden hiçbir şey gelmiyor.”

    “Sebepsiz sıkıntı, bunaltı, huzursuzluk, heyecan, gerginlik ve sinirlilik”

    “Endişe, korku, uykusuzluk, iştahsızlık, yorgunluk”

    “Unutkanlık, konsantre olamama, dikkatsizlik”

    “Cimsel isteksizlik, değersizlik duyguları, kendine güvensizlik”

    “Ölüm ve intihar düşünceleri”                                   

Depresyon dünyada en sık görülen hastalıklardan biridir ve DSÖ(Dünya Sağlık Örgütü) tarafından dünyada en acil dördüncü halk sağlığı sorunu olarak tanımlanmıştır. Depresyon temelinde üzüntünün yer aldığı, günlük aktiviteleri yapmada isteksizlik, umutsuzluk, suçluluk gibi duygulara neden olan bir hastalıktır. Depresyonun en temel belirtisi yaşamdan eskisi kadar zevk almamaktır. Bu durumda hayat boş görünür, yaşamak zevksiz gelir. Olumlu duyguları hissetme potansiyelinde düşüşler meydana gelir ve kızgınlık, öfke gibi olumsuz duygularımızda ise artış gözlemlenir. Sebebini bilmediğimiz alınganlıklar, tahammülsüzlükler, içerlemeler açığa çıkar. 

Hipokrat tarafından “Melankoli” olarak tanımlanan depresyon bazen idealler ve gerçekler arasındaki büyük farktan, bazen toplumsal adaletsizliklerden, bazen de biyolojik rahatsızlıklardan kaynaklı ortaya çıkabilir. Bazen insanlar mevsim geçişlerinden de rahatsızlanabilirler. Depresyonun birçok sebebi vardır ve bu sebepleri iki kategoride inceleyebiliriz: biyolojik sebepler ve psikolojik sebepler. Biyolojik sebepler; beyin kimyasında bozulma (beynin ürettiği seratonin, dopamin, adrenalin maddelerinin azalması), beyindeki elektrik akımında bozulma (depresyon hastalarının beyinlerinin ön bölgesinde bozulma ve bunun EEG ile görüntülenmesi), bazı bedensel hastalıklar (sara, beyin tümörleri, Parkinson hastalığı, bunamalar, felçler, beyin kanamaları, guatr, loğusalık, kalp-damar hastalıkları, kanser…) ve bazı ilaçlar. Psikolojik sebeplerde ise üzücü, şok yaratan, travmatik ve stresli yaşam olaylarını gösterebiliriz.

Peki bireyin kişilik özellikleri ile depresyona yatkınlık arasında bir ilişki var mıdır? Bazı kişilik özellikleri depresyona yatkınlık yaratır. Bunlar; aşırı sorumluluk duygusu, mükemmeliyetçilik, kendinden ve başkalarından çok şey beklemek, kimseyi incitmemeye herkesi hoşnut etmeye çalışmak, hayır diyememek, bir insana bağımlılık ve onaylanma ihtiyacı, kendine güvenmemek, kendini sevmemek ve kendini beğenmemek ve aynı zamanda diğer insanlara da güvenmemek, şüphecilik, utangaçlık, içine kapanıklık… Buradan bu kişilik özelliklerine sahip insanların kesinlikle depresyonda olduğu anlaşılmamalıdır sadece yatkınlık yaratan kişilik özellikleridir.

Unutmamak gerekir ki depresyon günümüzde oldukça iyi tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Bazen sadece ilaç, bazen sadece psikoterapi ile iyileşme sağlanırken bazen de ilaç ve psikoterapinin birlikte kullanılması ile iyileşme sağlanır. (Psikoterapi, konuşma yoluyla, çarpıtılmış düşüncelerin ve kişilik özelliklerinin tespit edilip düzeltilmesidir.)

Depresyondan kurtulmak için neler yapılabilir? Olumsuz düşünceyi durdurup bu düşünceyi değiştirin. Yani beyninizi kötü düşünce alışkanlıklarından kurtarın. (örneğin yaşanılan bir olayda “başarısızın tekiyim” yerine “bu konuda istediğim başarıyı elde edememiş olabilirim bu benim tamamen başarısız olduğum anlamına gelmez” demek.) tatlı hayaller kurup hayatınızı kolaylaştırıp öncelik sıralaması yapın ve harekete geçin, başardıklarınızı görün. Yardım istemekten çekinmeyin, kendinize değer verin. 

Unutmayın yalnız değilsiniz! Depresyon sizin kusurunuz değil, kimsenin kusuru değil, delilik değil! Depresyon kişilik zayıflığı ya da güçsüzlük değildir. Bu ruhsal durum rütbe, makam, servet ayırt etmeden her insanı etkileyebilir.

Ey dil ey dil niye bu rütbede pür gâmsın sen
Gerçi vîrâne isen genc-i mutalsamsın sen
Secde-fermâ-yi melek zât-ı mükerremsin sen
Bildiğin gibi değil cümleden akvâmsın sen
Rûhsun nefha-i Cibril ile tev’emsin sen
Sırr-ı Hak’sın mesel-i İsi-i Meryem’sin sen

Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen

Şeyh Galip

(Ey gönül, ey gönül, neden bu kadar gamla dolusun. Yıkıksın, kırık döküksün ama tılsımlı bir definesin sen. Meleklerin secde etmeleri emredilen kadri yüceltilmiş bir varlıksın, bildiğin gibi değil, her varlıktan daha olgun daha ilerisin sen. Ruhsun, Cebrail’in üfürmesiyle ikizsin, Tanrı’nın sırrısın, Meryem’in oğlu İsa gibisin sen. Kendine bir hoşça bak, alemin özüsün sen, varlıkların gözbebeği olan insansın sen.)

 

Kaynakça

Sayar, K. (2015). Ruh Hali. Timaş Yayıncılık, İstanbul.

Tan, O. (2015). Depresyon. Timaş Yayıncılık, İstanbul.

Akçagöz, H. (2017). Çalışan Kadınların,  Benlik Kavramı İle Depresyon Durumunun İncelenmesi Benlik Kavramı ve İdeal Benlik Kavramı Arasınsdaki Fark İle Depresyon Durumunun Değişkenler Açısından Belirlenmesi. Yüksek Lisans Tezi. Üsküdar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü: İstanbul.

        



Bu yazı 180 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI