Bugun...


Psk.Dan. Gamze BOZKAYA

facebook-paylas
DERS ÇALIŞMAYI SEVDİRMEK
Tarih: 20-10-2018 20:18:00 Güncelleme: 20-10-2018 20:18:00


Ödevin başına zorla oturuyoruz.”

Yarım saatlik ödevi 3 saatte bitiremiyoruz.”

“Bunun aklına hiç ders gelmiyor ki.”

“Ah şu tableti sevdiği kadar dersleriyle de ilgilense.”

“Hocam, bu çocuğa ders çalışmayı nasıl sevdireceğiz ya hiç sevmiyor.”

Birçok anne-babaya göre kendi çocuğu her türlü imkân ve fırsatı olmasına rağmen büyük bir sorumsuzluk göstererek ders çalışmıyor. Bunun ardından gelen ilk soru ise şu oluyor: Çocuğuma ders çalışmayı nasıl sevdiririm? Eğer sizde bunu sorgulayan bir ebeveynseniz sizi hiç yormadan tek kelime ile sorunuzu cevaplıyorum: Sevdiremezsiniz.

Ders çalışmanın en büyük ödülünü çok uzun zaman sonra (üniversite sınavı, meslek edinme) alabiliyoruz. Bu süreçte en büyük tehdit, yakın zamanda burnumuzun ucunda duran TV, tablet, sosyal ortamlar, oyunlar gibi etkinlikler oluyor. Bir çocuğun ders çalışması için şu andaki hazdan vazgeçip uzun vadeli sıkılmayı göze alması gerekiyor. Bu da beynimizin “hazza hemen ulaş” şeklinde çalışan sistemine ters düşüyor. Bu nedenle çocukların ders çalışmayı istememesi bir suç değil beyninin bir tercihidir.

Bu pencereden baktığımızda hatırlayacağız ki bizler de öğrenciyken ders çalışmaktan zevk almadık sadece geleceği düşünerek sorumluluğumuzu aldık. İşte kendi çocuklarımız söz konusu olduğunda da anahtarımız bu olmalı: Sorumluluk. Peki, çocuğumuzun ders çalışma sorumluluğunu almasını nasıl sağlayacağız? Bu noktada etkisi neredeyse sihir tadında olabilecek 3 özel cümleyi kullanmanızı öneriyorum: 1. Neden, 2. Seni Anlıyorum, 3. Biliyorum, sen sadece öğrenci değilsin.

NEDEN?

“Neden ders çalışman gerekiyor?” sorusuna sizce kaç çocuk cevap verebilir. Özellikle küçük yaşlardaki çocuklarımıza neden okula gittiklerini, neden ödevlerin olduğunu yaşlarına uygun şekilde anlatmak çok önemlidir. Hepimiz yaptığımız işin sebebini bilerek yapmak isteriz ve bu verimimizi oldukça etkiler. Çocuklar için de aynı şey söz konusudur. Çocuklar ödevi anlamsız ve baskıcı olarak algıladıklarında o yarım saatlik işler 3 -4 saate uzuyor; ancak kendisi için faydalı olabilecek durumları fark ettiklerinde işler kolaylaşıyor.

Çocuğun yaşına uygun olarak şu şekilde bir sohbet gerçekleştirilebilir:

*Ders çalışırsam>Notlarım yükselir>Sınıfı geçerim>Ortaokula giderim> İyi bir liseye giderim

İyi bir liseye gidersem>İyi bir üniversiteye giderim>İyi bir mesleğim olur

*Neden iyi bir mesleğim olmalı? Mesleğim hayatımda neleri etkiler?

     birçok şeyi mesleğimiz doğrudan etkiliyor. Hayallerimizdeki şeyleri yapabilmek için iyi bir mesleğimizin olması lazım ve bunu sağlamak için de bugün ders çalışmalıyız.

SENİ ANLIYORUM.

Çocukların ders çalışmaması sanıldığı kadar basit bir durum değildir. Bu sorun sadece çocukların değil öğrenci olduğumuz dönemlerde hepimizin ortak sorunuydu ve aslına bakılırsa hiçbirimiz zevk alarak ders çalışmıyorduk. Çünkü ders/ödev adı altında sunulan konuları biz belirlemiyoruz, bizim dışımızdaki birileri belirliyor. Beynimiz ise kendi iradesiyle seçtiği işlerden zevk alan bir mekanizma. Haliyle de bu durum kimseye eğlenceli gelmiyor. Yani aslında bir çocuğun ders çalışmayı istemesi değil istememesi daha doğal bir durumdur. O nedenle çocuğumuzla “Ders çalışmanı söylememin sebebi sana eziyet etmek değil, geleceğine ilişkin hayallerine ulaşman” mesajını verecek konuşmalar yapmalıyız. Örneğin şu cümleler ders çalışma sürecinde çocuğunuzu rahatlatmanıza ve motive etmenize yardımcı olacaktır:

*Ders çalışmaktan/ödev yapmaktan sıkıldığını gerçekten anlıyorum.

*Sana katılıyorum bu gerçekten sıkıcı bir iş, yapmak istediğin daha eğlenceli şeyler olduğunu da biliyorum. Ama sen de bunun bir öğrencilik görevin olduğunu biliyorsun.

*Hatırlasana seninle nasıl bir hayatın olmasını istediğini konuşmuştuk ve buna giden yol bugün ödevlerini yapmandan geçiyordu.

*Ayrıca bu sorumluluğunu bitirdikten sonra tabii ki diğer eğlenceli etkinlikleri yapabileceksin, biliyorsun.

BİLİYORUM, SEN SADECE ÖĞRENCİ DEĞİLSİN.

Çocuklarınız öğrenci olmanın dışında da bir birey olduklarını unutmayalım. Şu cümleler kendilerini anlaşılmış hissettirecektir:

* Biliyorum ki senin içinde 2 tane AYŞE (çocuğunuzun ismini kullanın) var. Biri ödevler ve ders çalışmak gibi sorumlulukları olan öğrenci AYŞE diğeri ise eğlenmek ve oyunlar oynamak isteyen çocuk AYŞE. Öğrenci olan ders çalışmak isterken çocuk olan hep oyun ve eğlence istiyor. Sen mutlu ve başarılı olabilmek için aynı gün ikisine de vakit ayırmalısın. Bu konuda zamanı planlarken ve diğer tüm konularda ben yanında olacağım.

 

Her şey bir yana ev ödevleri bizim için angarya olursa, çocuk için de olur. Ev ödevini yaptığında ona minnet (!) duyarsak, kendi faydasına değil bizim hatırımıza yapar. Bu süreçte en önemli basamak çocuğun kendi sorumluluğunu almasıdır. Lütfen çocuklarımıza sebebini açıklamaktan ve seni anlıyorum demekten çekinmeyelim.

 

 



Bu yazı 2453 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI