Bugun...


Psk.Dan. Demet YEŞİLKÖY

facebook-paylas
ÇOCUK AİLENİN AYNASIDIR
Tarih: 14-03-2019 16:59:00 Güncelleme: 14-03-2019 16:59:00


Kişilik gelişimi yaşam boyu süren, genetik ve çevresel faktörlere bağlı olarak şekillenen bir olgu olsa da, çocukluk dönemi kişiliğin şekillenmesinde çok önemlidir.Hatta ilk doğduğu anda annesiyle kurduğu bağ bile çocuğun ileriki yaşlarda çevresine güvenip-güvenmesini belirler. Bunun takiben  özellikle erken çocukluk dönemi olarak adlandırdığımız 0-6 yaş arasındaki dönem çocukların çevreleri ile etkileşimlerinden en çok etkilendiği, kişiliklerinin büyük ölçüde şekillendiği dönemdir. Bu dönemde çocuk, sosyal bir birey olmayı öğrenirken kendisine en yakın sosyal alanda olan ailesinden/anne-babasından  başlayarak model almaya , kişilik oluşumu açısından gerekli olan özdeşimi kurmaya başlar. Bu nedenle bu dönemde çocuk ile ebeveynleri arasındaki iletişim çok önemlidir. Bu bağlamda çocuğun ailesinden aldığı,ileriki yaşamını şekillendirecek olan aslında iki temel şey vardır: Sevgi ve eğitim. Ve bazen ailelerin zorlu yaşam şartları dolayısıyla veya başka sebeplerden bu iki temel unsuru ihmal etmesi veya bu unsurların aşırı oluşu,  ebeveynlerin çocukla kurduğu iletişim, ebeveynlerin kendi arasında kurdukları iletişim de dahil, çocukta sağlıksız iletişim şekillerine ve davranış problemlerine neden olmaktadır.

Starzyk ve Marshall (2003), problemli davranışların özellikle suça yönelik davranışların kökeninin çocukluktaki yaşantılara dayandığını belirtmektedirler. Yani aile içerisinde yaşanan hemen hemen  her sorun (çocuğa her ne kadar yansıtılmaya çalışılsa dahi) çocuğa yansır, çocukta vücut bulur.Vücut bulur diyorum çünkü; ailesinde sorunlar yaşanan, anne babası sürekli tartışan çocuklar, okulda ve sosyal yaşamlarında bunu çeşitli  sorunlu davranışlarla ortaya koyar.Bu davranış sorunlarının başında da öfke ve saldırganlık gelmektedir.  

 

“Unutulmamalıdır ki, çocuğun okuldaki ve evdeki HER DİSİPLİN PROBLEMİ BİR ‘İMDAT’ ÇAĞRISIDIR.”                                        

                                                                                              -Üstün Dökmen

 

Kağıtçıbaşı (1999)’ nın  belirttiği gibi, eğer anne baba birbirlerine öfke ve saldırganlık içeren davranışlarda bulunuyor ve çocuklar çevrelerinde sorunların öfke ve saldırganlık yoluyla çözümlendiğini görüyorlarsa, saldırganlığı sorun çözücü bir davranış olarak öğrenirler, saldırgan davranışların yaşamın bir parçası olduğunu düşünürler ve bunu kendi yaşamlarında da uygulamaya koyarlar. Yani aile içerisinde şiddete maruz kalmasalar bile aile içi şiddete tanık olan çocukların da ileriki yaşamlarında çeşitli davranış sorunların görülme olasılığı artmaktadır. Frias-Armenta (2002), yapmış olduğu araştırmada; çocuklukta fiziksel ve sözel olarak saldırganlığa maruz kalan yetişkinlerin ileriki yaşlarında da depresyon düzeyleri, alkol kullanımı, antisosyal davranış ve kendi çocuklarını cezalandırma gibi davranış özellikleri gösterdiklerini gözlemiştir.

 

Böyle sorunlu ve şiddet davranışlarının bulunduğu ailede büyüyen  bir çocuk, derslerinde başarısızdır. Çünkü onun aklı sürekli evdeki sorunlara ve tartışmalara takılı kaldığı için kendini derslere veremez. Ne kadar zeki olursa olsun sınıfta başarılı olamaz. Mutsuz ve içe dönüktür. Dikkati çabuk dağılır. Arkadaşlarıyla geçinemez. Sürekli bir huzursuzluk içerisindedir.

 

Ayrıca bu çocuklar aileye karşı kin duyguları besler. Kendisinin mutsuzluğuna sebep olduklarını düşünerek, onlardan nefret eder. Anne babasının söylediklerinin tersini yaparak tepkisini gösterir, onların da mutsuz olmasını ister. Çocuklardaki bu huzursuzluk onlarda uyku problemine de neden olur. İyi uyku uyuyamayıp korkulu rüyalar görerek sık sık uyanırlar. Dolayısıyla da sınıfta uyuklayarak dersleri takip etmeleri zorlaşır.

 

Aile içi geçimsizlik yaşayan çocuk ailesine karşı duyduğu kini bir şekilde boşaltma ihtiyacında olduğu için çevresindekilere karşı da saldırgan davranışlar gösterir. Arkadaşlarına, komşuların evlerine, arabalarına, hayvanlara v.s. zarar verir.  Ayrıca bu tarz aile içi geçimsizliğe veya aile içi şiddete tanık olmuş/maruz kalmış çocuklar; tırnak yeme, saçlarını kopartma, kafasını bir yerlere vurma, altını ıslatma, yalan söyleme, hırsızlık gibi daha birçok olumsuz davranışlarda da bulunabilir.

 

Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı gibi, aile içinde öfke ve saldırganlığın,  kontrol altına alınamayışı, anne babanın yaşının çok genç olması, işsizlik, ekonomik sıkıntılar, aile içi geçimsizlik, alkol yada uyuşturucu kullanımı, çok çocuklu aile, anne babada ruhsal bozukluk gibi etkenler  gerek ebeveyn gerekse çocuk üzerinde çoğu zaman onarılması güç yıkımlara yol açmaktadır.Yani çocuk - ailenin aksine - (hepimizin malumu, kültürel açıdan, “o evde yaşanan her şey, o evde kalır” zihniyetimiz mevcut..) ailesinde olan biten her şeyi, bir şekilde dışa vurur. Dolayısıyla ÇOCUK AİLENİN AYNASIDIR, aile içindeki sorunları olduğu gibi, net bir şekilde yansıtmaktadır. Bu sebeple  de çocukların problemlerinin altında yatan gerçek sebebi bulmaya çalışmak, çocuğa neden öyle davrandığını sormaktan ve çocuğa davranışından ötürü kızmaktan daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Ve unutulmamalı ki;  mutlu, başarılı özgüveni gelişmiş çocuk ve gençler yetiştirmek, anne-babaların elindedir. Mutlu ve sağlıklı bir nesil yetiştirebilme umuduyla...

                                                                     

KAYNAKÇA

KAYMAK Ö., S. (2004).Aile İçinde Öfke ve Saldırganlığın Yansımaları .Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi,37;  2, 27-39

Kağıtçıbaşı, Ç. (1999). Yeni insan ve insanlar. İstanbul: Evrim.

TABAK AHMET, E.. Aile içi anlaşmazlıkların çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri Web Site:http://www.gundemgazetesi.com/koseyazilaridetay.php?kose_id=313&yazar_adi=Emine%20Tabak%20Ahmet Yayınlanma Tarihi: 26.10.2015 (Erşim: 02.03.2019)

ACAR, A. Web Site: http://blog.milliyet.com.tr/anne-baba-tutumlari---cocugun-kisiligi-uzerine-etkisi/Blog/?BlogNo=353746 Yayınlanma Tarihi: 15.03.2012 (Erişim: 02.03.2019)

Frias-Armenta, M. (2002). Longterm effects of child punishment on mexican women: A structural model. Child abuse & Neplect. Vol. 26, (4), 371- 386

Starzyk, K.B. ve Marshall, W.L. (2003). Childhood family and personological risk factors for sexual offending. Aggression and violent behavior. 8, 93-105.







 



Bu yazı 323 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI