Bugun...


Psk.Dan. Bilge İLERİ

facebook-paylas
ÇOCUKLAR NEDEN ÖFKELİ?
Tarih: 04-03-2020 14:30:00 Güncelleme: 04-03-2020 14:30:00


Yaşam içerisinde birçok farklı duyguyu yaşarız. Sevgi, mutluluk, başarı gibi olumlu duyguların yanı sıra öfke, kızgınlık, suçluluk gibi olumsuz duygular da bu hayatın içindeki gerçek duygulardır. Bu duyguları yaşamak bizi iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış yapmaz çünkü her duygu yaşanan olayların doğal sonucudur. Önemli olan bu duyguları hissetmemizden çok çevremize nasıl yansıttığımızdır. Duygularımızın ve tepkilerimizin ölçüsü önemlidir. Çünkü bu tepkilerden çevremiz de etkilenecektir. Çocuklar da biz yetişkinler gibi bu duyguları yaşarlar. Bu duyguları yaşarken de kimi zaman saldırgan davranışlar gösterip öfke nöbetleri geçirebilirler. Öfkelerini nasıl kontrol edeceklerini bilmemeleri ise çocukların hatası değildir. Bu nöbetlerin ya da saldırganlığın genetik nedenleri yoksa çevresel ya da eğitimsel nedenleri vardır. Aile ya da okul çevresinde görülen rol modeller, duygusal doyurulmamışlık, öfke kontrolü öğretiminin yeterince yapılmaması bu nedenlere örnek verilebilir. Öfke nöbetleri ve saldırganlıkla erken çocukluk dönemi itibariyle karşılaşabiliriz. Bu öfke kontrolsüzlüğü yaş ilerledikçe farklı davranış bozukluklarını da beraberinde getirecektir. Bu durum çocuğumuzun aile, okul ve sosyal yaşantısını olumsuz etkileyecektir. Günümüzde öfke kontrolü olmadığı için psikolojik danışmanlık ve rehberlik servislerine, psikologlara ya da psikiyatrlara yönlendirilen çocuk sayısı giderek artmaktadır. Ebeveynlerin tutumlarını, çocuklarına yaklaşımlarını değiştirmeleri öfke nöbetlerini ya da saldırgan davranışları azaltacaktır. Çocuğumuzun öfkeli yetişmesini engellemek için dikkat etmemiz gerekenler şunlardır: 

*Eşler arasında her zaman ufak tartışmalar yaşanabilir. Ancak bu tartışmalarımıza çocuklarımız şahit olmamalıdır. 

*İstemediği bir şeyi yapmak için onu zorlamamalıyız. Bu şekilde üstünlük kurmaya çalışmamalıyız. 

*Çözüm yolları üretirken ona destek olmalıyız ve çocuğumuzla inatlaşmaktan kaçınmalıyız. 

*O konuşurken onu duymazdan gelmemeliyiz. Onu dinlediğimizi, anladığımızı hissettirmeliyiz. 

*Kendini gerçekleştirebilmesi için ona fırsat tanımalıyız, aşırı koruyucu bir tutum sergilememeliyiz. 

*Yaptığı olumsuz davranışlarda onu suçlayıp, azarlamak yerine konuşmaya çalışmalı ve bu davranışların sonuçlarını fark edebilmesini sağlamalıyız. 

*Kaliteli zaman geçirmeliyiz. Birlikte vakit geçirmenin mutluluğunu çocuğumuza da kendimize de yaşatmalıyız. 

Tüm bunların yanı sıra yaşadığı duyguyu da fark etmesini sağlamamız bize yardımcı olacaktır. Öncelikle çocuğumuzla duygular hakkında konuşmalıyız. Çocuğun duyguları tanıması birbirinden ayırt edebilmesi önemlidir. İnsanların hangi olaylarda hangi duyguları yaşayabileceğini ve bu duygu sonrasında nasıl tepkiler verebileceğini anlatmalıyız. Çevremizdeki yaşantılardan küçük örnekler verip somutlaştırmak çocuğumuzun daha iyi anlamasını sağlayacaktır. Aynı şekilde iletişim becerilerini de geliştirmemiz bize bu konuda destek olacaktır. Çünkü kendisini yeterince ifade edemeyen çocuklar agresifleşir ve saldırmaya hazır hale gelir. Bu durumun önüne geçmek için çocuklarımıza küçük yaştan itibaren etkili konuşmayı öğretmemiz gerekmektedir. Kendini ifade edebilmesi için farklı durum veya ortamlar oluşturmak gelişimini hızlandıracaktır. İletişim becerisinin ardından problem çözme becerilerini geliştirmemiz gerekir. Çözüm yolları bulamayan çocuklar daha stresli ve sinirli olacaktır. Çocuğumuzun gelişim dönemine uygun küçük problemlere çözüm üretme çalışmaları bu konuda ebeveynlere yardımcı olacaktır.  

Çocuğumuzun öfkeli davranışlarını ödüllendirmekten de kaçınmalıyız. İstekleri gerçekleşmediğinde öfke kontrolünü kaybeden çocuğu sakinleştirmek için istediğini yapmak olumsuz davranışını ödüllendirmek olacaktır.  Çocuğumuzun zihnine ‘’Ben bağırdığımda, ağladığımda ya da saldırganlaştığımda ailem isteklerimi gerçekleştirir.’’ mesajını vermemeliyiz. Bu durum bizi sürekli çocuğumuzun isteklerini gerçekleştirmeye itecektir. O nedenle öfkeli davranışların sonucu bir ödül kazanımı olmamalıdır. 

Son olarak çocuklarımıza kazanmak – kaybetmek gibi duyguları nasıl aşması gerektiğini de öğretmeliyiz. Bu öğreti hem çocuğumuzu benmerkezcilikten uzaklaştıracak hem de empati yeteneğini artıracaktır. Oyun oynarken problem yaşama oranını da en aza indirgeyecektir. Bunun için evde çeşitli kutu oyunları oynanabilir. Bu oyunlar iki kişilik ya da grup oyunu olabilir. Çocuğun kazanma ve kaybetmeye vereceği tepkileri bu oyunlar eşliğinde düzenleyebiliriz. Ayrıca çeşitli spor aktivitelerine katılımı da tepkilerini olumlu yönde destekleyecektir. Bu süreçte ilk ve en önemli adım iyi bir rol model olmaktır. 



Bu yazı 811 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI