Bugun...


Psk.Dan. Barış KARATAŞ

facebook-paylas
DOMATES SOSLU MAKARNA
Tarih: 06-03-2020 11:50:00 Güncelleme: 06-03-2020 12:17:00


King 

Yaşamında hiç makarna yapmamış biri, makarnayı çok zahmetli bir yemek sanabilir. Oysa çok basit bir yemektir. Bir tencere kaynamış suya bir çorba kaşığı tuz ve bir miktar yağ koyup, bir paket makarnayı ekleyip karıştırdıktan sonra haşlamaya bırakırsın. Daha sonra yağda iyice kavurduğun soğan, biber ve domatesten oluşan sosa da (isteğe göre) birtakım baharatlar koyup haşlanan makarnayı iyice süzdükten sonra sosla birlikte de birkaç dakika karıştırırsın. 

Bir makarnaya sos, servis edilirken üzerine mi konmalıdır? 

Hayır. 

Haşlanan makarna da sosla karıştırılıp bir miktar daha tüpte bekletilmelidir. 

Konan malzemeler iri doğranıp kendini gösterecek şekilde mi konmalıdır? 

Hayır. 

Olabildiğince küçük doğranıp merhem kıvamına getirilmelidir. 

Peki, iyi bir makarna yapmaya bu kadarı yeter mi? 

Yetmez. 

İnce kıyılıp pembeleşince kadar kavrulan soğana gerekli sebzeler de eklendikten sonra bir adet bulyon da eklenip tadı yoğunlaştırılıp bambaşka bir hale getirilebilir. 

Böyle bir makarna yapmak ultra bir zenginlik sorunu mudur? 

Hayır, sadece bir yaşam sevgisiyle, bir yaşam zevki sorunudur. 

Bu, çok önemli midir? 

Bir kez gelinip, bir kez geçilen dünyayı, en sade koşullar içinde dahi, ıskalamamanın 

Göstergesi olduğu için, çok önemlidir. 

Sabahları bir saat yürüdükten sonra, duş almak da öyledir. 

Doğru dürüst bir makarna ve sabahları bir saat yürüyüşle, bir duş... 

Bunları sen yapabiliyor musun? 

Hayır. 

Neden? 

Çünkü bunları bir tek kişi yapamaz. Özenler ve incelikler, ortak bir yaşam kültüründen, kişilerin yaşamına kadar uzanmıyorsa; makarna yapmaya kalktığın zaman, önce evde makarna bulamazsın. Makarnayı almak için dışarı çıktığın zaman da zaten yemek yapma isteğin küllenmiş olur. Dişini sıktın, makarnayı alıp geldin. Kör bıçak, sebzeleri doğru dürüst kesmez. Ocağa su koymayı unutmuşsundur. Yahut tüp tam o sırada söndürülmüştür. Ya da doğrama tahtasını komşu almıştır. Zaten bulyon da yoktur. Makarna süzgeci yıkanmamıştır. Tencerenin kulpu da bir gün önce kırılmıştır. Ama makarna yerine, hazır noodle vardır. 

Ve yeni icatlar çıkarmak da insanı üzmekten başka hiçbir işe yaramaz. Güzelce haşlanıp, envai çeşit baharatlarla bezenmiş bir sosla tatlandırılıp, dumanı tüten makarnayı yiyemezsin. Yerine noodle yapıp yersin. Bir an bile olsun ‘Şu hayat ne olursa olsun yaşanmaya değer’ dememişsen o makarnayı da asla yiyemezsin. 

Sabah yürüyüşleri de ortakça benimsenen bir alışkanlık değildir. Bazen yürürsün, bazen yürümezsin. Hele, o lisede öğrenip de uzun yıllardır hasretini çektiğin Japon pingpongunu da kesin oynayamazsın. Çünkü ya biri raketi kırmış ya masayı, bir başkası, ütü masası yapmıştır. 

Yaşam sevgisi bir kültürdür. Tıpkı çiçek sevgisi, tıpkı müzik sevgisi, tıpkı yüzme sevgisi gibi. Bu sevgi ya vardır ya yoktur. Böyle bir sevgi pekişmemişse; orada insanlar ne yaratıcı bir yaşama, ne sağlıklı bir aşka, ne keyifli bir yücelmeye fazla kulaç atamazlar. Kafası yarım kesik bir horoz gibi, çırpınır, bunalır, önüne geleni suçlar ne istediğini, ne aradığını, daha doğrusu ne halt edeceğini bir türlü tam kestiremez ve kendilerini de, canım yaşamı da ziyan zebil ede ede, sönüp giderler. Yaşam sevgisi; enerjinin, yaşam zevkini kuşaklar boyu ortaklaşa yoğurmasından oluşur. Enerji yoksa orada sadece kurnazlık vardır. Kurnazlık da yaşam sevgisiyle yaşam zevkinin en amansız cellâdıdır. 



Bu yazı 173 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI