Bugun...


Psk.Dan. Akif DEMİRELLİ


Facebookta Paylaş









GANDHİ MAHATMA
Tarih: 12-10-2017 11:42:00 Güncelleme: 17-10-2017 18:12:00


Hindistan 'ın büyük millî lideri. Mahatma Mübarek lakabı ile tanınır . Batı Hindistan 'da Kathiavvar yarımadasının Porbandar şehrinde 1869 'da doğdu.

Ticaretle uğraşan tanınmış bir Ortodoks aileye mensuptu. Babası soylu bir ailedendi. Aynı zamanda Porbandar şehrinin başpapazı olan babası, Gandhi 'ye disiplinli bir ilk tahsil temin etmiş ve 13 yaşında evlendirmişti. Gandhi 18 yaşında Londra 'ya tahsil için gitti. İngiltere 'de zamanını İncil ve diğer Din kitapları ile bazı tanınmış batı felsefecilerinin eserlerini okuyarak geçirdi. Gandhi'nin fikirlerinde bu felsefecilerin tesirleri görülür.

Hindistan 'a döndüğü zaman, Bombay 'da avukatlığa başladı, ancak bir Hindistan firmasında çalışmak üzere Güney Afrika 'ya gönderildi. Orada başarılı bir meslek hayâtı olmasına rağmen, Güney Afrika'da ki beyaz azınlığın, bölgedeki yerli Güney Afrikalılara ve Hindlilere uyguladıkları fena muamele ve ırk ayrımı, onun bölgedeki Hind toplumunun sosyal ve siyasi haklara kavuşmaları için mücadeleye başlamasına sebep oldu . Gandhi kendisini Hind milletine adadı . Hintlilerin hakkını korumak için şiddete başvurmaksızın Güney Afrika hükümetine karşı mücadeleye girişti . Bunun sonucunda birçok defa tevkif edildi , işkenceye maruz kaldı . Fakat bunlar onu yıldırmadı .

Güney Afrika 'da yerli Afrikalılarla batılı beyazlar arasında ırk ayrımı yapan İngiliz ve Hollanda siyasetinin çok büyük bir düşmanıydı . Gayretlerinin sonucunda 1914 'te Güney Afrika Birliği hükümeti, Gandhi ile Hind toplumunun haklarını arttıran bir anlaşma imzalamaya mecbur edildi. Daha sonra kendisine çok Para getiren işinden ayrılarak mücâdele için tekrar 1915 'te Hindistan 'a döndü .

Gandhi , Hindistan 'da siyasete atıldı . Güney Afrika 'daki ününe rağmen burada şiddete Baş vurmaksızın uyguladığı fikirleri radikal Hintliler tarafından önce tutulmadı . Ahmedâbâd şehrinde yerleşerek Hind halkına kendi kendini yönetme fikrini aşılamaya başladı . Jalianvalla Bagh katliamının, şahıs haklarını kısıtlayan yeni kanunları ve İngilizlerin Pencap eyaletinde alacağı bazı şiddet tedbirlerini duyunca, bütün arkadaşlarının Devlet hizmetinden çekilmesini ve sessiz bir mücadele , pasif bir direnişe geçmelerini sağladı . Çıplak vücûduna bir beyaz bez sarıp , yanında bulunan keçinin sütü ile geçinerek pasif direnişi sürdürdü .

İngilizler ona önce güldüler . Ancak zamanla ideâline candan inanan ve memleketi için her şeyi fedâya hazır olan bu adamın , böyle sessiz mücadelesinde bütün Hindistan 'ı arkasından sürüklediğini hayret ve dehşetle gördüler .

Gandhi 1922 'de hapse atıldı . 1924 'te de bir ameliyatı müteakip serbest bırakıldı . Aynı yıl " Bütün Hindistan Millî Kongresi "nin başkanı seçildi . Bunu tâkib eden yıllarda sık sık hapsedildi . Ölümüne kadar Hindistan 'ın tartışmasız millî lideri sıfatını korudu . Babası ve kendisinin servetini bu yolda harcadı . Bu arada İngilizlerin yaptığı pekçok baskılara karşı durdu . 1931 'de toplanan Londra Yuvarlak Masa Konferansı başarısızlıkla dağıldığında , Hindistan 'a döndü ve yeni bir pasif direniş organize etti .

İkinci Dünyâ Savaşı esnâsında Hindistan 'ın bağımsızlığı garanti edildiği için , İngiltere 'nin desteklenmesine karşı durdu . Bu sırada teklif edilen bâzı çözümleri reddetti . Tam bağımsızlıkta ısrar etti . Bağımsızlık yolundaki savaşı sırasında Hindistan 'da bulunan sınıf farklarına karşı çıktı . Aynı zamanda azınlıkların haklarına saygılı olmayı savundu . Dinlerin insanlar üzerindeki etkisini çok iyi anlayan Gandhi , İslâm dînini ve Kur 'ân-ı kerîmi dikkatle incelemiş ve Müslümanlığa hayran olmuştu .

Bu hususta şöyle demiştir: " Müslümanlar en azâmetli ve muzaffer günlerinde bile mutaassıb olmamıştır . İslâmiyet , dünyâyı yaratana ve onun eserine hayrân olmayı emretmektedir . Batı , korkunç bir karanlık içindeyken , doğuda parlayan Göz kamaştırıcı İslâm yıldızı , azap çeken dünyâya ışık , sulh ve rahatlık vermiştir . İslâm dîni yalancı bir din değildir . Hindlilerin bu dîni saygı ile incelediklerinde onlar da benim gibi İslâmiyeti seveceklerdir . Ben , İslâm dîninin peygamberinin ve O 'nun yakınında bulunanların nasıl yaşadıklarını bildiren kitapları okudum . Bunlar beni o kadar ilgilendirdi ki , kitaplar bittiği zaman bunlardan daha fazla olmamasına üzüldüm . Ben şu kanâate vardım ki; İslâmiyetin çok süratle yayılması , Kılıç sebebiyle olmamıştır . Aksine her şeyden evvel sâdeliği , mantıkî olması ve Peygamberinin büyük tevâzuu ( alçak gönüllülüğü ) dâimâ sözünü tutması , yakınlarına ve Müslüman olan herkese karşı sonsuz sadâkati sebebiyle İslâm dîni birçok insanlar tarafından seve seve kabul edilmiştir .

Müslümanlık , ruhbanlığı ortadan kaldırmıştır . İslâmiyet başından beri demokratik bir dindir . Yaratan ile yaratılan arasında ayrı bir müessese yoktur . Kur 'ân-ı kerîmi ( yâni onun tefsîrini ve İslâm âlimlerinin kitaplarını ) okuyan herkes , Allahü teâlânın buyruklarını öğrenir ve O 'na tâbi olur . Bu hususta Allah ile onun arasında bir mâni yoktur . Hıristiyanlığın birçok eksiklikleri olduğu için türlü reformlara tâbi tutulmak zorunda kalmışken , Müslümanlığın ise , ilk günlerindeki şeklinden hiçbir şey değiştirmemiştir . Hıristiyanlıkta demokratik Ruh yoktur . Bu dîne demokratik bir veche vermek için Hıristiyanların milliyet hislerinin artması ve buna göre reformlar yapılması gerekmiştir . "

1946 'da İngilizlerin tahrikiyle de Hindularla , Müslümanlar arasında çarpışmalar başlamış , daha sonra bütün Hindistan 'a yayılmıştır . 15 Ağustos 1947 'de Hindistan istiklâlini elde etmesine rağmen , Gandhi son aylarını , bu çarpışmalardan , İngilizlerin Hindistan 'ı bölüp , bir kısmını Pakistan olarak ayırmalarından ve milyonlarca insanı , özellikle Müslümanları İngilizlerin Pakistan 'a göçe zorlamasından dolayı üzüntü ile geçirmiştir .

Gandhi 1930 'lardan îtibâren ülke yönetiminde söz sâhibi olmuş ve Vallabhbhai Patel , Mevlânâ Ebul Kelam Âzâd ve Jawaharlal Nehru gibi seçilmiş idâreciler kendisiyle pekçok meseleleri istişâre etmişlerdir .

Gandhi 'nin en önemli başarısı Hindistan 'ı bağımsızlık yıllarından alıp , kararlı bir idâre kurmasıdır . 30 Ocak 1948 'de , Hindistan 'ın bölünmesinden onu sorumlu tutan bir aşırı fikir sâhibi tarafından vurularak öldürüldü . 

 

KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ

 

Gandi’nin hayat felsefesinin en temel yapıtaşlarından birisi farklı düşünmeye karşı ortaya koyduğu barışçıl ve demokratik yaklaşımdır.

 

Gandi’nin hayatının herhangi bir kesitine göz atıldığında, prensiplerinden hiçbir

Zaman taviz vermemiş, sözünde durmayı en büyük erdem saymış, beden ve ruh bütünlüğünü bir arada götürmeye çalışmıştır.

 

Taşımış olduğu sorumluluk bilincine, davasının inanırlılığı ve kişisel tutarlılık eklenince güvenilir bir yapıya sahip olduğunu söyleyebiliriz. Çevresindekilere karşı destekleyici ve öğreticidir.

Bildiği bir şeyi bırakarak yeni bir alana girip, atılım yaptığı için güçlü olmak zorunda kalmıştır ki, bu özelliği de ona cesaretliliğinin göstergesi olarak yer etmiştir

 

Özgüven açısından ele aldığımızda ise, başkalarının takdiri için harekete geçmediği için güçlü bir iradeye ve öz disipline sahiptir. Sakin duruşu, panikten uzak ve fazla vücut hareket kullanmaması karşısındaki insanlara derin bir güven duygusu vermektedir.

 

Risk alabilme, işbirlikçi davranabilme, amaca yönelik etkileme ve belirsizlikle başa çıkabilme gibi özelliklere sahiptir.

Alçakgönüllülüğünü iddia etmesine rağmen, eleştiriye karşı katı, diktatör ve kendi kendini bildiğinden daha fazla hoş gören biriydi. Alçak gönüllü olsa da, çok daha gururluydu. Büyük bir yenilikçiydi. Ancak zihninin karanlık kısımlarında yatan bu acayip ve bazen de merak dolu zıtlıklar onun büyük başarılarını bazen onları açıklasalar da  çok nadiren etkiledi.

 

Gandi’nin mücadele prensibi düşmanı mahvetmek değil, ama zaferi kazanmaktı. Zalimlere karşı üç silah kullanmaktaydı. Bunlardan biri, onlarla işbirliği yapmamak ve beraber olmamak, onlarla çalışmamaktı. İkincisi hasımlarına eziyet etmemek ve onlara fiziksel olarak zarar vermemekti. Eğer zalimlere karşı, zalimlerin usulleri kullanılırsa, onlardan farkları kalmazdı ve O her türlü vahşete karşı idi. Mücadele ilkelerinden sonuncusu ise, rakiplerine gerektiği zamanda insani yardımı esirgememekti

 

Anlayış ve davranışları açısından liderlik yapısında korumacı yanıyla hümanist, sağlamış olduğu katılımcı anlayışla da demokratik lider görüntüsü çizmiştir. pozitif lider olması itibariyle, teşvik edici, harekete geçirici kısaca olumlu bir lider sıfatına sahipti.

 

Sergilediği pasif direnişçi eylemler ile stresle başa çıkabilme yeteneğine sahip olduğunu ve bu özelliği ile de lider olma özelliğini taşıdığını gözler önüne sermiştir. Düşmanlarına karşı uyguladığı ve de tercih ettiği yaklaşım, düşmanlarını bile şaşırtacak derecede yenilikçi ve yaratıcıdır.

Psikanalitik kuram

Freud

Annesi yoluyla dindar bir çocukluk geçirmiştir. Tüm hayatı boyunca dindarlığını yaşamıştır. İç huzuru bulmak için dini yollara başvurduğunu söylemiştir. Annesine verdiği sözlerin yaşam tarzının büyük bir bölümünü oluşturması onun ne kadar çok etkisinde kaldığını gösterir bize. Kendini arındırmak için oruç tutması et yememesi gibi davranışları bu etkinin somut örnekleri olarak gösterilebilir.

Ailesinin isteği üzerine 13 yaşında evlenmiştir. Bu onun genital dönemine rastlar. Belli bir yaştan sonra eşiyle cinsel ilişkiye girmemek konusunda karar almıştır. Bu kararı alma sebebi eşiyle birlikte olduğu bir gecede hasta babasının ölmesinden dolayı suçluluk duymasıdır.  Önemli bir liderin ailevi işlerini bir kenara bırakarak tüm enerjisini ulusu için harcaması gerektiğini söylemiştir. Freud bu durumu kateksis olarak adlandırmaktadır. Nesne ne kadar önemli ise  kateksis yani o nesneye bağlanan libido miktarı da o kadar fazla olur. Gandi enerjisini ulusunun bağımsızlığına ve gelişimine yönlendirmiştir. Kendi ihtiyaçlarını ve ailesini ikinci plana atmıştır. Ülkesi için bir şeyler yapmaya çabaladıkça hep kendinden uzaklaşmıştır.

Kendini arındırmak için sürekli oruç tutması, nefsani şeylerden uzak durmaya çalışması içinde taşıdıklarına gösterdiği karşıt tepkiler olarak yorumlanabilir.  

Mahatma yani yüce ruh sıfatını aldığında çoğu zaman buna kendide inanmıştır. Kendini bir ulusun kurtarıcısı lideri olarak görmek ve halk tarafından manevi duygularla yüceltilmek hoşuna giden bir davranış olmuştur. Bu tutumu, fiziksel yapısında gördüğü ve çevresinin eleştirdiği eksikliklerini görmezden gelerek aslında tam tersi olduğunu ispatlama çabası olarak değerlendirilebilir. Birkaç kez suikasta uğrayıp bunlardan kurtulması kendisini mahatmalığına inandırmasında etkili olabilir.

 

 Adler

Adler’e göre insanlar toplumsal bir çıkar uğruna kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atabilirler. Gandi de kendini milletinin bağımsızlığını kazanmaya adamış, eşinden ve çocuklarından uzak durmuş, imkanları olduğu halde kendini bir çok yiyecekten ve kıyafetten men etmiş, bir köylü hayatını sürdürmeyi seçmiştir. Çevresindekilere önemli liderlerin ailevi işlerini bir kenara bırakmaları gerektiğini söylemiştir.

Adler yaşamlarımızın ancak başkalarının yaşamlarına değer kattığı ölçüde değerli olduğunu söyler. Sağlıklı bir insan topluma yarar sağlayan, onun için bir şeyler üreten insandır. Gandi de tüm hayatını ve imkanlarını Hint ulusunun bağımsızlığı huzurlu bir varlığı için adamıştır. Bu yüzden de değerli olduğuna inanmış mahatma vasfını kullanmıştır.

Fiziksel görünüşünün bir liderinkinden beklenmedik şekilde olması  ve çoğu zaman insanları şaşırtması kendisinde bir aşağılık duygusu oluşturmuş olabilir. Adler bu tarz duyguların insanların kendilerini geliştirme, gelişme ve yetkinlik çabalarının kaynağı olduğunu belirtir. Yani içinde taşıdığı aşağılık duygusunu örtebilmek için bir üstünlük çabası içerisindedir. Kitleleri ardından sürükleyebilecek bir etkiye sahip olması ve halk tarafından yüksek manevi değerlerle anılması onun ulaşmış olduğu üstünlüğü bize göstermektedir.

Yüksek düzeyde sosyal ilgi ve etkinlik dercesine sahiptir. Diğer insanlara içten bir yakınlık hissedip onlarla bir bütünlük duygusu içinde olmaya çalışmıştır. Sosyal sorunları kendi yaşam amaçları olarak görmüştür. Bu sorunları çözmek için iş birliği, kişisel cesaret ve başkalarının iyiliği için istekli olmayı gerektirdiğini düşünmüştür. Bu özellikleriyle Adler ‘in kişilik tipolojisindeki sosyal yetkin tipe dahil olduğunu söyleyebiliriz.

Jung

Jung’un kişilik kuramına göre Gandi’ nin dışadönük kişilik yapısının kişiliğini biçimlendirmede daha baskın olduğunu görürüz. Bu tip insanlar genelde sosyaldirler, insanlara kolay yaklaşırlar ve yabancısı oldukları çevrelerde bile kendilerine güvenirler. Gandi’nin yaşamına baktığımızda afrikadan hindistan’a yerleştiğindeki aktifliğinde bu özelliğini görebiliriz. Gazete çıkarma çalışmaları, kendisini destekleyecek birilerinin çevresinde bulunması, konuşma yapacağı ortamların oluşturulması büyük bir girişkenlikle yürüttüğü faaliyetlere örnektir. Çevreleriyle ters düştüklerinde bir yana çekilmek ve kendi dünyalarına dönmek yerine tartışmayı ve çevrelerini kendi kalıplarına göre yeniden düzenlemeyi tercih ederler.

Kaynaklar
Kaknüs yayınları, Kişilik Psikoloji Biliminin İnsan Doğasına Dair Söyledikleri, Jery M. Burger
Pegem Akademi, Ercüment Yerlikaya, Kişilik Kuramları
Mhatma Gandhi, Yaşar Şahin Anıl, Nadir
kitap



Bu yazı 752 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • 19-20 Haziran Şemdinli Projesi
    19-20 Haziran Şemdinli Projesi
  • Yarışmadan Cevaplar :)
    Yarışmadan Cevaplar :)
  • Capsler-1
    Capsler-1
  • Capsler-2
    Capsler-2
  • Capsler-3
    Capsler-3
  1. 19-20 Haziran Şemdinli Projesi
  2. Yarışmadan Cevaplar :)
  3. Capsler-1
  4. Capsler-2
  5. Capsler-3
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Şizofreni
    Şizofreni
  • Gülmek en iyi ilaçtır
    Gülmek en iyi ilaçtır
  • NewsPDR Kimdir?
    NewsPDR Kimdir?
  1. Şizofreni
  2. Gülmek en iyi ilaçtır
  3. NewsPDR Kimdir?
VİDEO GALERİ
YUKARI