Bugun...


Belgin YALAVUZ

facebook-paylas
ÇOCUKLARDA AYRILIK ANKSİYETESİ BOZUKLUĞU
Tarih: 03-04-2019 11:15:00 Güncelleme: 03-04-2019 11:15:00


(SeperasyonAnksiyetesi Bozukluğu )

Çocuğun evden ya da evde bağlandığı kişiden ayrılması durumunda gelişim düzeyine göre beklenenden fazla ve yineleyici olarak anksiyete duymasına AAB(ayrılık anksiyetesi bozukluğu)denir. Çocuğun bağlandığı başlıca kişileri yitireceğine ya da onların başına bir iş geleceğine ilişkin yaşadığıayrılma korkusu nedeniyle, okula ya da başka bir yere gitmek istemediği görülür. Çocuk, kendisi için önemli işlevsellik alanlarında birtakım sıkıntılar yaşar.

Ortaya ilk çıkış dönemi; özellikle çocuğun okula veya anaokuluna başladığı dönemlerdir. Çocuğun annesinden ayrılmayı başarabilmesi için anneden ayrılığı değerlendirebilecek ve uyum yapabilecek düzeyde bilişsel becerisi olmalıdır. Ebeveyni ile güvenli bir bağlanma geliştirmiş, sağlıklı anne-çocuk etkileşimleri yaşamış ve travmatik ayrılıklara maruz kalmamış çocuk, annesinden sağlıklı ve gelişim düzeyine uygun bir şekilde ayrılabilecektir.

Bağlanma, bebeklerle anne-babaları arasında kurulan, duygusal olarak olumlu ve yardım edici bir ilişkinin varlığını ifade eder. Anne, çocuğun bağlanmagereksinimini tatmin ettiği bir "öteki"olarak daadlandırılabilir. İlk yıllarda anne ile kurulan bu bağ, çocuğun kişiliğinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bowlby'e göre anne ve çocuk arasında kurulangüvenli bir bağlanma ilişkisi çocuğa sağlıklı psikolojik gelişim olanağı sağlar. Bağlanma örüntüleri; güvenli bağlanma, kaygılı/kararsız bağlanma ve kaçıngan bağlanma olmak üzere üçe ayrılır.

Güvenli Bağlanma Örüntüsü: Eğer, bebeğin temel gereksinimlerinezamanında karşılık verebilen bir bakıcı varsa bu durumda bebek, oyunoynamak ya da keşfe çıkmak için kendisini güvende hisseder.Bu bağlanmaya sahip çocuklar anne giderken normal bir gerilim yaşarlar, anne geri döndüğünde ise mutlu ve sevinçli bir karşılama içine girerler.
Kaygılı/Kararsız Bağlanma Örüntüsü: Bakımveren kişinin bebekten gelen sinyallere tutarsız karşılık verdiği ya da zamanındakarşılık veremediği durumlarda ise, bebekte kaygılı/kararsız bağlanmaörüntüsü ortaya çıkabilir. Kararsız bağlanma tarzındaki çocuk anne giderken aşırı bir üzüntü ve ayrılamama davranışı gösterirken, anne geri döndüğünde anneye öfkeli ve reddedicidir.
Kaçıngan BağlanmaÖrüntüsü:Bakım veren kişinin bebeğin gereksinimlerine karşı tutarlı olarak tepkisiz kalması ve bunun sonucunda da, bebeğinbakıcısına kaçıngan tarzda bağlandığı belirtilmektedir. Kaçıngan çocuklarda  ayrılış anı sakin ve neredeyse tepkisizken, buluşma anneyi reddedici ve uzaklaştırıcı özelliktedir.

Güvenli bağlanma, duygusal sağlığın bir kaynağı olarak görülür, çocuğa "ötekinin" onun için orada olacağı ile ilgili güven verir ki, bu da onun ilerleyen yaşamında tatmin edici ilişkiler kurma kapasitesine zemin oluşturur.

Okul öncesi dönemdeki çocukların anne ve babası ile ilişkileri oldukça önemlidir. Bunun yanı sıra, ebeveynlerin birbiriyle ilişkilerinin de çocuk üzerinde oldukça fazla etkisi olduğu bilinmektedir.Winnicottiyi bir annenin, çocuğu ile empatikurarak, çocuğun nesne devamlılığı bilgisininhangi basamağına ulaştığını anladığını ve böylece,ondan ne kadar süre için ayrı kalabileceğini bildiğini söyler. Ona göre biranne çocuğunu, çocuğun annenin yaşadığıve ona yakın olduğu fikrini koruyabileceğindendaha uzun süre (dakika, saat, gün) yalnızbırakmamalı, ondan ayrılmamalıdır.

Hem çocuğun hem de ebeveynin(özellikle annenin) mizaç özellikleri, ebeveyn ile çocukarasındaki ilişkileri etkilemektedir.

AAB tanısını almış çocukların mizaç özelliklerine bakacak olursakritmikliğinin diğer çocuklara göre daha az, biyolojik fonksiyonlarının zaman içinde daha düzensiz olduğu, çocuğun uykuya dalmakta güçlük çektiği, iştah kaybı yaşadığı, diğer çocuklara göre daha az yakınlaşma gösterdikleri,  daha çekingen oldukları, uyum sağlamakta güçlük çeken, yavaş ısınan çocuklar oldukları, yoğun şiddette tepkiler gösterdikleri, engeller karşısında çabuk telaşa kapıldıkları için evde, okulda ve akran ilişkilerinde üzerlerine düşen görevleri daha az yaptıkları, kendilerine verilen sorumlulukları daha az yerine getirdikleri, olumsuz davranışlar sergileyen ve genelde keyifsiz, kolay mutlu olamayan çocuklar oldukları görülmüştür.

Annenin mizaç özelliklerine bağlı olarak çocukla kurduğu ilişkide karamsar, kötümser, güvensiz, şüpheci, huzursuz ve yetersizlik duygularıiçinde olmasının hem bağlanma sürecini olumsuz etkileyebileceği, hem de özdeşim nesnesi olarak çocuğa olumsuz bir örnek olabileceği düşünülmüştür. Ayrıca annenin mizaç özelliklerinin çocuğu genetik olarak da etkileyen bir etmen olduğunu söyleyebiliriz.

   AAB olan çocuklar kaybolmak, ebeveynlerine bir daha kavuşamamaktan korkmak gibi belirtiler gösterirler. Tek başına bir yere gitmek ya da evden uzaklaşmak istemezler, zorunlu kaldıklarında huysuzlaşırlar. Dışarıda bir yerde gece kalamazlar, tek başına odada oturamazlar. "Yapışkan" davranışlar gösterirler ve bağlandıkları kişiyi "gölge" gibi takip ederler. Uykuları çoğu zaman problemlidir, uyku zamanı zorlanır, uyuyana kadaryanında birisinin kalmasını isterler. Korkularını yansıtan felaket içerikli rüyalar görebilirler.Ayrılık zamanı geldiğinde ya da bunun beklentisi içinde olduklarında, karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı, çarpıntı, halsizlik, baş dönmesi gibi bedensel yakınmalarda artış gösterebilirler.

Ayrılma anksiyetesi bozukluğu sebebiyle okul reddi dahil okula devam etme ilişkili problemler sıklıkla kliniğe gelen bir durumdur. Aslında, okula devam etme konusunda çocuğun gösterdiği kararlılık onun kronik hale gelmiş olan stresle başa çıkabilme yetisinin de bir göstergesidir.Çocuk birden bire okula gitmek istemeyebilir,ailenin onu zorlaması ise çocukta panik duygusunun artmasına neden olur. Bu çocuklar evlerinde genelde rahattırlar ancak çok şiddetli vakalarda ev içinde bile huzursuz oldukları görülebilir.

   Çocuğu tedavi yaklaşımında okula gitmediği için suçlamaktan kaçınılmalıdır. Bu durumun pek çok çocukta görülebildiği, tedavi edilebileceği anlatılmalıdır.

Ayrılık anksiyetesi bozukluğunda; çocukla bireysel psikoterapi, oyun terapisi, psikodrama grupları; aileler içinse aile terapisi, filial terapi ve anne-baba grupları tedavinin en başarılı sonuçlarını yansıtır. Tedavide asıl amaç çocuğun ayrılmayı reddetmesinin sebebini bulmak ve aile içinde bunu çözmektir.

KAYNAKLAR

Tüzün, O. Ve Sayar, K. (2006). Bağlanma Kuramı ve Psikopatoloji. Düşünen Adam, 19(1), 24-39

Öngider, N. (2013). Anne-Baba ile Okul Öncesi Çocuk  Arasındaki İlişki. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 5(4), 420-440

Bellibaş, E., Büküşoğlu, N. ve Erermiş, S. (2005). Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu Tanılı Bir Grup Çocukta Mizaç Özellikleri. Ege Tıp Dergisi, 44(1), 39 – 44

Erermiş, S., Bellibaş, E., Özbaran, B., Büküşoğlu, N., Altıntoprak, E., Bildik, T. ve Çetin, S. (2009). Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu Olan Okul Öncesi

Yaş Grubu Çocukların Annelerinin Mizaç Özellikleri. Türk Psikiyatri Dergisi, 20(1), 14-21

Uskan, C. AYRILIK ANKSİYETESİ (KAYGISI). 25 Mart 2019, https://www.ceydauskan.com/ayrlma-anksiyetesi



Bu yazı 697 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI