X 20
Bugun...



VAROLUŞÇU TERAPİ


facebook-paylas
Tarih: 18-12-2018 09:09

VAROLUŞÇU TERAPİ

VAROLUŞÇU TERAPİ

İnsan, ancak içinde yaşadığı dünya ile beraber tam anlamıyla anlaşılabilir. Kendini tanımak ve içinde yaşadığı dünyayı anlamak kişiyi daha özgür, hayatı da daha anlamlı kılar. Sıkıntılar veya belirtiler, hayatımızı tam kavrayamadığımıza veya yaşayamadığımıza dair işaretlerdir. Varoluşçu terapi, danışanın sıkıntılarını çözmesinden öteye bakar ve danışanların kendilerine ait dolu dolu ve doygun bir şekilde yaşamalarının yollarını bulmalarına yardımcı olur.

Tarihçesi

Varoluşçu yaklaşımda, psikoterapinin son 130 yıldır ortaya çıkmış bir olgu olduğuna inanmayız. Antik Yunan medeniyetlerinde yaşayan filozofların vatandaşlarla randevulaşıp onların sorunlarına dair sorular sorarak sıkıştıkları bakış açılarından çıkmalarına yardımcı olduklarını biliyoruz. Yani bugün psikoterapinin yaptığını geçmişte felsefe ve filozoflar yapmaktaydı. Varoluşçu terapi, kökleri binlerce yıla dayanan felsefi bir yöntem. Modern varoluşçu terapinin çıkışı ise modern psikoterapilerin çıkışı ile aynı döneme denk geliyor. Sigmund Freud’un meslektaşı ve dostu Ludwig Binswanger, hastalarına onları daha yakından anlayacak betimleme soruları sorarak ve felsefenin insana dair getirdiği bakışlarla yardımcı olabildiğini keşfetmesi ile varoluşçu terapi günümüzdeki halini aldı. O zamandan beri farklı ekollerde ve dünyanın farklı köşelerinde uygulanıyor.

Tanımı

Varoluşçu terapide hedeflenen, kişilerin kendilerini, deneyimlerini ve içinde yaşadıkları dünyayı daha yakından ve iyi tanımalarıdır. Bu yakından tanışıklığın yolu ise kişinin bir terapist eşliğinde ve terapistin uygun sorularıyla yaşantısını çok ayrıntılı bir şekilde betimlemesidir. Varoluşçu yaklaşıma göre patoloji veya semptomlar, kişilerin kendilerine dair tanımadıkları veya anlama fırsatı bulamadığı olguların kendilerini ifade edişleridir. Yakından betimleme ile gelen derin kavrayışın üç sonucu olduğu düşünülüyor. Kişi hayatını tanıdıkça daha özgürleşir, kişi kendini yakından tanıdıkça deneyimlerinin ona anlatmak istediklerini anlamaya başlar ve de kişi kendine yakından baktıkça, kendine dair her şeye sahip çıkmaya başlar. Özellikle sonuncusu doyumlu, keyifli ve canlı bir hayatın anahtarıdır.

İlkesi

Varoluşçu terapistler her ne kadar karşılaştıkları danışanları anlamak için felsefeden yararlanıyor olsalar da bu yaklaşımın en temel ilkesi fenomenolojidir. Fenomenolojik ilkeye göre terapist kendi varsayımlarını paranteze almalı ve danışanın anlattıklarını hiç bilmiyormuşçasına dinleyip ona betimleme soruları sormalıdır. Hayata dair daha geniş bir bakış açısını kapatan sıklıkla varsayımlarımızdır. Terapistin sorularıyla danışan kendine ve hayatına dair daha derin bir kavrayışa kavuşur.

Nasıl uygulanır?

Danışanlardan seansa geldiklerinde akıllarından geçeni istedikleri gibi, mümkün mertebe kendilerini durdurmadan anlatmaları beklenir. Varoluşçu terapist ise danışanın anlattıklarını

kendi varsayımlarını bir kenara koyarak dinler ve danışanın deneyimini daha genişletmesi için betimleme soruları sorar. Terapist, danışanın anlattığı her şeye eşit mesafede durur. Çünkü her ne kadar bazı şeyler daha önemli ve bazıları da çok önemsizmiş gibi görünse de hepsi danışanın dünyasına dair önemli bilgiler içerir. Terapistin görevini puzzle yapmaya benzetebiliriz. Terapist önce tüm parçaları yayar ve ön yüzlerini çevirir (betimleme), her bir parçanın önemli olduğunu düşünür (eşitleme), parçaları yavaş yavaş birleştirerek danışanın hayatından önemli öbekleri ortaya çıkarır ve bunları danışana yorum olarak sunar. Betimleme sorusu sormak veya danışan açısından sürekli betimlemek çok sıradan bir işmiş gibi görünse de bu yol disiplinle takip edildiğinde çok kısa sürede danışanın da kendi ile ilgili bilmediği ve hiç girmediği alanları ortaya çıkarabilir.

GENEL BİLGİLER

Varoluşçu terapi, terapi sürecine bir araştırma olarak bakar. Araştırma konusu danışanın kendisi ve içinde yaşadığı dünyadır. Varoluşçu terapi, yaşadığımız tüm sıkıntılara, açmazlara veya belirtilere bir “körleşme” olarak bakar. Böylesi deneyimler aslında kendimize veya hayatımıza dair anlamlandırılmayı bekleyen unsurlar olduğunu gösterir. Bu sebeple varoluşçu terapi, her yaş grubu ve her türlü geliş sebebi için çalışma imkânı sunar. Varoluşçu terapiyi bir cümle ile özetleyecek olursak, daha çok bilinç, daha çok seçim demektir; daha çok seçim de daha çok kendilik anlamına gelir.

ÜCRET VE SÜRE

Varoluşçu terapi seansları için diğer psikoterapi seanslarıyla benzer bir ücret alınır. Ücret, gidilen merkez, çalışılan terapist ve terapistin indirim yapma imkânına göre değişkenlik gösterir.

Varoluşçu terapiden tam fayda görmek isteniyorsa, bunun ucu açık ve uzun bir dönem olabileceğini söylemek gerekir. Seans sıklığı ise haftada birden aşağı düşmemelidir. Belli bir meselenin çözümü için daha kısa süreli de varoluşçu danışmanlık alınabilir. Ancak bunlardan elde edilecek sonuçlar, uzun dönem ve ucu açık bir varoluşçu terapi süreciyle karşılaştırıldığında oldukça sınırlı kalır.




Kaynak: http://www.psychologies.com.tr/varoluscu-terapi/

Editör: Gülsüm TÜRKELİ

Bu haber 271 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Gündem Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI