X 20
Bugun...



SİDDHARTA


facebook-paylas
Tarih: 18-12-2018 09:14

SİDDHARTA

SİDDHARTA

 

Yazar:Herman Hesse

Yayınevi:Can Yayıncılık

Yayın Tarihi:2014(Baskı)

ISBN: 9789750719394

Sayfa Sayısı:148

İnsan benliğini bir kez sorgulamaya görsün. Akan suyu bile tersine çevireceğine dair öyle bir güç oluşur ki insanın içinde karşı konulamaz bir direnişin içinde bulursunuz kendinizi. Siddhartra asi ruh Bilge bir babanın gurur duyulan oğlu, babasının yolundan gideceğine o kadar kesin gözüyle bakılıyordu ki herkese göre zaten olması gerekende buydu. Öyle değil midir zaten hayatta sahiplendiğimiz ne varsa veya kim varsa kendimizden bir şeyler katmayı nasıl da severiz. Hiç sormadan, danışmadan hep fikir yürütür ve olmayınca da suçlu ilan ederiz. İnsanoğluyuz işte bencillik doğamızda var. Babasına karşı dik duruş sergileyerek kendi yolunu, kendi benliğinin arayışına giren Genç Siddhartha yaşının verdiği toyluk ve babasından öğrendiği bilginin gücüyle bir çok kişiye hayatın anlamı üzerine öğretiler verecek bir düzen içerisine girdi sürekli. Yarı yolda çok sevdiği ve en güzel dönemlerini paylaştığı arkadaşı Govindayla bile yollarını ayırdı. Aslında sürekli bir arayışın içerisinde olmasına rağmen zaten aradığı şeyin gittiği yol olduğunun er geç farkına varacaktı. Yaşanması gerekenler adım attıkça bir basamak yukarıya taşıyordu Sidhartha yı. Okurken kendimden çok sey hissettim ve sorguladım gibi klişe bir cümle kurmak durumundayım çünkü öyle. İlk olarak birbirleri ile hiç ayrılmamış ve bunu hiç bir şekilde dile getirmemiş iki arkadaş, verilen kararlar, ayrılan yollar. Bir kere ayrıldı mı yollar herkes bir yere savruluyor ve hiç bir zaman birbirinize karşı ilk duygular gibi hissetmiyorsunuz .İki arkadaşın tesadüfi karşılaşmalarında garip yabancılık ve her şeyi kabulleniş. Irmağı karşıdan karşıya geçerken ki sorgulamalar zaten ana tema. Hayat da ırmak gibi sürekli akıp gidiyor, istesende istemesende. Bireysel olarak düşünüldüğünde suyun önüne engel koymak ne kadar mümkün değilse, hayatın akışına engel olmak da o kadar mümkün değil. Her bir düzenin içine girdiğinde ortama ayak uydurması, yaşadığı yeri benimsemesi, dünyevi her şeyi merak etmesi hayatın akışıydı. Başını kaldırıp bir kadına bakmaz iken ve kendisine öğretilenlere karşı direnmek istese de sonuçta insan faktörü nereye kadar. Günah işlemenin verdiği haz, para hırsı, hep daha fazla, hep daha fazla isteme, sonu yok, doygunluk yok, bir gece de kazanıp, bir gece de kaybedilen onlarca para. Bu yaşayış tarzına önem vermemesini sadece merak ve arayış olarak görüyoruz. Aslında bir arayış içerisine girdiğimizde hedefe ilerlerken neleri kaçırıyoruz? İstemesek veya kabul etmesek de yaşadığımız çevreye maalesef ayak uydurmak durumunda kalıyoruz, kabul görmek tek düşünülen bu. İnsanın kendini anlaması, yaptıklarını sorgulaması için belli bir birikmişliğin olması gerekiyor, ne zamanki duraklama dönemine geçiliyor asıl kendini bulma veya kabullenme o zaman başlıyor. Çünkü yaşantımızda yaptığımız her şey tek tek bize geri dönüyor. Siddhartha'nın geri dönüşte kayıkçı Vasudeva ile yaptığı sorgulamalar sonuç kısmına yaklaşılan en anlamlı kısım, yaşının ilerlemesi, bir oğlunun olduğunu öğrenebilmesi için kamala ile tekrar karşılaşması Hayat işte bir şekilde o bağı kuruyor. Her şeyden önemlisi babasının ne demek istediğini en nihayetinde yaşayarak anlamış olması. "Bilgi aktarılabilir ama bilgelik asla" Oğlunun kendine yaşattıklari kendisinin babasına yaşattıklarının aynısıdır. Babası kadar bilgelik gösterebilmiş midir? Hayır. Bu yolculuk Siddhartha'nın kendi benliğini bulmasının yolculuğudur... 

 

 




Editör: Gülsüm TÜRKELİ

Bu haber 248 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Kitap Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI